>New year’s coming!

>

Tam 1 yıldır, blogumda, benimle birlikte birşeyler paylaşan siz sevgili dostlarım…
Sizler yuvayı yapan dişi kuşlarsınız.

Kalbinizle, sabrınızla, hoşgörünüzle, güzel evinizi ve sevdiklerinizi hep aynı güleryüzle kucaklıyorsunuz.
Ben inanıyorum ki, sınırlı bir bütçeyle bile olsa, evinizdeki gerekli değişiklikleri yapmasını, kırılmışları tamir edip, onarmasını, ve sonuçta evinize yepyeni güzellikler katmasını çok iyi biliyorsunuz..
Kullanılmayan eşyalarınızı, yeniden hayata döndürmek için her yöntemi deniyorsunuz, dergiler karıştırıyorsunuz, internetten birşeyler öğrenmeye çalışıyorsunuz...

Üretken olmayı tercih edip, boyuyorsunuz, dikiyorsunuz, işliyorsunuz, çiçekler yetiştiriyorsunuz, yemekler yapıyorsunuz, onarıyorsunuz, yamalıyorsunuz, yenilikleri hep takip ediyorsunuz…

DİLERİM,
hayatınızın en güzel rengini 2010′da keşfeder ve daha güzel renkler buluncaya dek, hayatınızı onunla dekore edersiniz.
DİLERİM,
eviniz, kollarını kocaman açmış, gülümseyerek her yeni geleni karşılar ve herkes, ön kapınızdan huzurla ve mutlulukla evinizden içeri girer.

Her şeyden daha fazla,
DİLERİM Kİ,
herkes, hep düşlerini kurduğu, dalıp dalıp rüyasını kurduğu, hayalindeki en mutlu, en güzel evine, yani “benim evim, güzel evim”‘ine bu yıl, 2010 yılında kavuşur.

(“Hep derdim ki, “meyve ağaçları ile dolu bir bahçem olsun yeter… Ankara’da… İmkanı var mı?…..Ece, kendine gel, hiç olabilir mi?, nasıl alırız, bir sürü para lazım, hem nereden buluruz?”….deerkeeeennn…kocaman vişne ağacı olan bir ev bizim oluverdi…Bu yaz, erik, şeftali, kiraz ve elma ağaçlarımın resimleri ile birlikte sizlerle olmaya devam edeceğim….)

Ne dersiniz?Artık, biraz da böyle bir evin hayalini mi kurmaya başlasam?…

Kalın sağlıcakla…


>DERİN HANIMLARA BUYURMAZ MIYDINIZ?

>

Tebrikler İffetin Günlüğü…..

Ne güzel bir duyguymuş, tanımadığım birine hediye vermek…..Eeee, şimdi İffet’in benle haberleşmesini beklemem lazım…Umarım hemen bana adresini yazar da, yılbaşından evvel kendisine hediyemi ulaştırırım….

Hediye işi de bittikten sonra, normal blog hayatıma döneyim ve sizi çok çok güzel bir ev gezmesine davet edeyim dedim.

Sevgili Derin Hanım…
Galiba 5 yıldır tanışıyoruz…Hatırladığım kadarı ile Arcadium Alışveriş Merkezi’nde, yaptığımız bir sergide annemle tanışmışlar…Annemle tanışan bir hanım, hiç kursa yazılmadan ayrılabilir mi sergiden acaba?
Ah, birdakika….Derin Hanım’a döneceğim ama bir dakikalığına annemden, Sevinç Hanım’dan bahsetmem lazım….Şimdi sevgili dostlarım…Hizmet sektöründe verilen bütün kişisel gelişim derslerinde temel kural şudur: (hani bu aralar çok moda ya, “Yaşam Koçluğu Dersleri”……., yaklaşık 20 senedir hizmet sektöründe ve hep çok iyi yerlerde çalıştığım için, o kadar çok “müşteri nasıl iyi hissettirilir” dersi aldım ki….)….nerde kalmıştık, evet, daha iyi bir yaşam, daha iyi hizmet, daha iyi bir insan olmak için temel kural şudur:

Her insana, sanki önlerinde, “Bana kendimi çok iyi hissettir” tabelası asılıymış gibi davranacaksın….

İşte hiç bu gibi kurslara gitmemiş olmasına rağmen, annem bunu hep çok iyi yapan biridir. En karamsar anınızda bile tesadüfen çarşıda, restoranda, markette onun yanına düşerseniz, mutlaka sohbet edecek bir konu bulur ve inanın, karamsarlığı bir kenara atıp gülümseyerek hatta kahkahalar atarak, yolunuza devam edersiniz…O yüzden annemin eline düşmüşseniz, hayatta, kursa yazılmadan sizi bırakmaz…Herşey için çok sağol canım anneciğim….Tabi, aynı evde yaşayınca ve her iki karakter de oldukça baskın olunca bizim evde neler oluyor, varın siz düşünün ama yok, yok….Bu koca dünyada, hep iyiliğimizi isteyen, ne yapsak , onların gözlerinde en iyi, en güzel, en mükemmel, en kahraman olduğumuzu düşünen, bir tek kim var sizce?...Annelerimiz…..

İşte Derin Hanım ve arkadaşları da annemden kurtulamadılar!!! ve kursa yazıldılar….Yazılış o yazılış….. 5 senedir, (yoksa 6 sene mi oldu??)

sevgili Derin hanım,
sevgili Türesin Hanım
sevgili Meltem Hanım sevgili Selda’cık sevgili Defne’cikatölyemizdeki en değerli dostlarımızdan birkaçı….Herşey için çok teşekkürler….

Derin Hanım bizi ” Hoşgeldin 2010″ partisine çağırdı…Nefis yemekler yedik, (ben de “ailenin fotoğrafçısı”), bol bol resim çektim, hep beraber sohbetler ettik……Zaten böyle güzel buluşmalar, böyle özel günler olmasa hayat dümdüz geçip gidiverecek……

Sizi resimlerle ve Derin Hanım’ın güzel evi ile başbaşa bırakıyorum…..

Resimlerdeki ahşap boyamalar, tüm etamin işlemeler, goblenler, porselen boyamalar, Derin Hanım tarafından yapılmıştır.






























































>Sizlere Dekopaj Resmi hediye edebilir miyim?

>

Ama şimdi benim gibi yufkayürekli birine böyle güzel şeyler yazıyorsunuz..Sonra da sizler için bir türlü ne yapacağımı bilemiyorum…

Biliyorum, resimlerimize bayılıyorsunuz…

Bari dedim, bir kaç resim hediye edeyim…

Aşağıdaki resimler atölyede orijinal sayfalarından taranarak buraya aktarıldığı için iyi bir yazıcıdan aynı orijinali kalitesinde çıktı alabilirsiniz. Tabi en iyisi resimleri CD’ye kayıt edip, iyi bir fotokopicinin yolunu tutmak….

Güle güle kullanın…

img-Z16161059-0001

img-Z16161033-0001

img-Z16160648-0001

Gelelim hediye çekilişimize mesaj gönderenlere….

DSC_0109

14 Aralık tarihi itibari ile bloga yorum bırakanlar ya da ece_aymer@hotmail.com’a mesaj bırakanları 20 Aralık akşamına kadar aşağıdaki tabloda yayınlayacağım.

Herkese…. o güzel, yüreklerinden gelerek yazdıkları muhteşem sözlere….
binlerce kez teşekkür ediyorum, yanaklarınızdan öpüyorum…
(Zannederim, en kısa zamanda blogumda “en güzel yorumlar” köşesi açmam gerekecek…
İçim sıkıldıkça,açıp bir çırpıda hepsini okurum ve hemen bomba gibi olurum…)

1.MARİFETLİ PERİ
2.SERPİL AKSUNGUR
3.KITCHEN WITCH
4.BAHAR
5.GÖKÇE
6.EBRU
7.BEYAZ KELEBEK
8.ÇİĞDEM
9.CEYCEY
10.İFFETİN GÜNLÜĞÜ
11.SEVÇA
12.DSHANDMADE
13.ÖZLEM
14.NERİ
15.NEDUK
16.NUR
17.LAVANTABAHÇESİ
18.NANELİMON
19.ZEYNEP BAYRAM
20.BEYHAN-MUAMMER
21.ÖZNUR NİĞDELİ
22.SONAY KIZILYEL
23.NİHAL ÇAĞLAR
24.SİBELLA
25.YILDIZ111
26.LOLİPU
27.HERŞEYDEN AZICIK
28.MELEKİZCİ
29.NUR
30.HOBİGİLLER
31.HAYRİYE AYŞE DEMİR
32.GÜLNAZ DEMİREL
33.OYA YILDIRIM
34.DAKİKADANONCE
35.PINAR
36.RIMMA
37.ZEYNEP MELTEM
38.ELİF TUNÇ
39.GÖZDE GİZEM UYSAL
40.MÜRVET BAYDEMİR
41.HUZUNLU37
42.RABİA GÖKSALTIK
43.MERAL GARİPOĞLU
44.BEHNUR YAVUZ
45.ŞEYDA BARUTÇUOĞLU
46.DERYA ÖZEN


>YENİ YIL HEDİYESİ

>

Yılbaşı yaklaşıyor…İnanabiliyor musunuz?
2010 geliyor

Daha dün gibi hatırlıyorum…O zamanlar, eşim Ankara Hilton Oteli’nde çalışıyordu…2000 yılına girince, tüm bilgisayarların 2000 rakamını algılayamayacağı için çökeceğinden korkuluyordu… Hilton’un bilgisayar sisteminin çökmesi ne demek, odalar, bilgiler, tüm eski bütçeler, ödemeler……..Çok vahim durumlar olacak diye 10 gün tüm idari personel otelde yattılar, kalkıp çalıştılar, yılbaşı gecesinin keyfini bile sürememiştik…Tabi ki hiç bir şey olmadı…2000 yılına girdiğimiz zamanki heyecanımızı dün gibi hatırlıyorum…Üzerinden 10 sene geçti…Yok, valla olamaz,inanamıyorum…. tam 10 sene nasıl sanki geçen seneymiş gibi geçiverir? Oğlum 3 yaşındaydı, çok çok sevimliydi….Sevgili Kara’mız, köpeğimiz, evimizin ayrılmaz parçası hayatta ve bizimleydi, Fıstık – onun yerini hiçbir kedinin tutamayacağı-birtanecik dünya tatlısı kedimiz hayatta ve bizimleydi, Tüylü, dünya iyisi, “cool” kedimiz hayatta ve bizimleydi…bambaşka bir evde, kirada oturuyorduk, atölyeyi açalı bir sene olmuştu ama beklediğimden iyi gidiyordu…Sanki herkes benim ahşap boyama atölyesi açmamı beklermiş gibiydi, atölye öğrenci ile dolup taşmıştı.Hatta o yüzden sadece malzeme satışı için anneme dükkan bile açmıştım. Eşim Hilton’da çalışıyordu, şimdiki gibi Afganistan’da değil…Bir aralar çok darda kalınca sattığımız sunroof’lu Ford Mondeo‘muzla nereleri gezmedik, nereleri….Daha sonrasında daha iyi arabalarımız olmasına rağmen hala o arabamız burnumuzda tüter, yaşanan onca güzel günlerden dolayı herhalde…Evet, şimdi oldu işte…..

O zamanki yaşantımız gözümün önüne gelmeye başladıkça 10 sene gerçekten geçmiş gibi oluyor…Şu an demin söylediklerimin ne yazık ki, hiç birisi yok, o çok sevdiğimiz, “ev alsam da komşularımı, Figen’i, Gül’ü, Şennehar Teyze’yi, Veli Amca’yı, Leman Abla’yı, Rana’yı bırakıp başka yere gitmem, yine burada kirada otururum” dediğimiz evimizde değiliz artık…, Neredeyse hergün görüştüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen en iyi arkadaşlarımız Muttalip ve Zeynep, şimdi çoktan boşanmış bir aile ve artık İstanbul’dalar…,annem babam gibi sevdiğim kayınvalidem ve kayınpederimle her haftasonu birlikte olurduk, şimdilerde TV, atölye, dersane, benim annem, ödemeler, tenis, spor, internet, arkadaşlar derken, herşeye koşuşturmaktan ayda bir zor görüşüyoruz… “Kara” yaşlılık dolayısı ile salonumuzun ortasında kalp krizi geçirdi ve öldü, “Fıstık” bir gece gözümüzün önünde sokak köpekleri tarafından parçalandı, keza “Tüylü”‘de öyle……Sorunlar büyüdü, ülkenin ve dünyanın parası azaldı, bizim de…Koşullar yüzünden annem artık bizimle yaşıyor, oğlum ve ben bir süreliğine yalnız kaldık, Hakan artık daha iyi para ödedikleri için Afganistan’da çalışıyor…….
Her kar yağdığında mutlaka kardan adam hemen kapımızın önünde belirirdi. Yapımcılar komşumuz Ali, kızı Irmak, Hakan, Can….

Evimizin kapısı her an açıktı, bir gün bile misafirsiz bahçede oturduğumuz hatırlamıyorum…Bu sene kendimizin bile bahçeye çıkacak zamanımız olmadı…

Canlarım Fıstık ve Cancan, 13 sene boyunca herşeyi ektiğimiz, havuzlar kurduğumuz, ateşler yakıp, şarkılar söylediğimiz, çadır kurup kamp yaptığımız, her bi şeyi denediğimiz eski evimizin arka bahçedeyiz…

Kara, Tüylü ve Hakan…Hayvanları ben çok sevip , eve topluyordum, onlar ise hep Hakan’ın peşinde oldular…….

İnanın, o gece belki 5 dakika boyunca kayınpederim ve Fıstık karşılıklı tavla oynamışlardı….

Herşey çok değişti ve hüzünlü………. gibi geliyor….Ama…..Yok,yok, ne oldu bana bu gece, galiba biraz sizlerle dertleşmek istedim…

Hemen kafamdan ve tüm evrenden kötü ve hüzünlü düşünceleri temizliyorum….

Bir de şöyle düşünelim…Ev aldık, artık kendi evimde oturuyorum, ne istersem evime yapabiliyorum…13 senelik komşularımdan ayrıldım derken, tam karşımda, daha ilk günden kırk yıllık dostum gibi olan sevgili Füsun’um var….Herşey için her zaman çok sağol Füsun’cuğum….Oğlum neredeyse benim boyumda oldu, en iyi arkadaşım, sırdaşım, has dostum o benim…Birtanem, aşkım, Cancan’ım, fincan’ım (küçükken Cancan fincan diye severdik …) Annem evde herşeyimi yapıyor, o olmadan ben ne yapıyordum acaba? Annemin dükkanını kapattım, atölyemi devrettim ama çok ilginçtir, çok acı gibi duran bir senaryonun sonunda Pırıl Pırıl!!! bir dost kazandım, bir kız kardeş kazandım, onun sayesinde belki de eskiden olmadığı kadar ECE AYMER oldum, yıllardır bir türlü zaman ayıramadığım için giremediğim internet dünyasına bir girdim, pir girdim…Onun sayesinde blog açtım ve sizleri buldum…Demek ki olaylara bakış açısı nasıl değişebiliyor?Galiba sahip olduklarımla, sevdiklerimle, beni sevenlerle çok sağlıklı güzel bir hayat yaşıyorum…..
Güzel ve özlü sözlere bayılırım..En sevdiğim güzel sözlerden biri ile bu konuyu kapatayım.

“Hayat, biz onu planlamakla meşgülken, aslında…, başımızdan gelip geçenlerdir.”

DSC_0109

Sizleri çok seviyorum…Nacizane bir yılbaşı hediyesi vererek sizleri azıcık heyecanlandırmak ve neşelendirmek istedim… Yukarıdaki, resimdeki bu sevimli cam kavanoz için bana , yani sevgili bloguma bugünden itibaren hepimizi neşelendirecek, keyiflendirecek bir yorum bırakmanız yeterli…Yorum bırakmayı bilemiyorsanız, ece_aymer@hotmail.com‘dan mesaj da yazabilirsiniz. Hergün blogumdan, kuraya dahil olacak isimleri yayınlayacağım…21 Aralık günü KanalB‘de canlı yayında kura çekimi yapacağım ve kurada çıkan sevgili arkadaşımıza hediyesini yılbaşından evvel, yurtiçi kargo ile postalayacağım…. Yurtdışındaki arkadaşlar….Çok özür dileyerek, size postalamam biraz pahalıya mal olacağı için elinize ulaştırmak için karşılıklı bir metod buluruz umarım…….

Çok mutlu, huzurlu, düzenli, başarılı, bol paralı, bol arkadaşlı, tüm sevdiklerinizle birlikte -Muammer Bey’in dediği gibi- hoşgörülü, sağlıklı bir hafta diliyorum….


>SORULARINIZA CEVAPLAR

>herşeyden azıcık: Mailini göremedim ama primer ya da kapatıcı hakkında bilgi hemen vereyim. Kapatıcı aslında masif tahtaya da ya da ham MDF’ye de atılabilen ön boya…Yapışkanlı bir kimyasalı olduğu için ham tahtaya atıldığında senelerce üzerine yapılan işlemlerin zarar görmemesini sağlıyor.Masraflı olacağı için biz ham eşyalarda hiç kullanmıyoruz. Üzerine atılan boyanın daha iyi yapışmasını sağlayan özelliği dolayısı ile biz sadece eski eşyalarımızda (zımpara yapmamak ya da boya sökücü kullanmamak için)ve metallerde kapatıcı kullanıyoruz. Dibe çöken bir malzeme.O yüzden her kullanımdan evvel çok iyi karıştırılması gerekiyor. Su bazlı bir madde.Fırçanızı su ile temizleyebilirsiniz ve çabuk kurur. Beyaz renklidir. Kapatıcı maddeyi ilk olarak ben keşfettiğim için çarşda satıldığını pek zannetmiyorum. Bu ürünü atölyede bir hayli sattığımız için de çok özür dileyerek marka ismi veremiyorum. Biz de bu ürünü, galonlar halinde ithal olarak alıyoruz, 100ml.’lik kaplarda satıyoruz. 100 ml bir fiskos sehpa için yeterli. Fırça veya rulo ile sürebilirsiniz. Eski eşyanızın üzerinde ne kadar çok kalırsa o kadar iyi kemikleşir. Daha sonra ham eşya gibi eski eşyanızı yeniden istediğiniz renge boyayabilirsiniz. Türkiye’nin her yerine yurtiçi kargo ile gönderiyoruz.

Gökçe:
1)Enamels boyaları metale tabi ki kullanabilirsin. Aynı yukarıdaki kapatıcı türündeki boyalar oladuğu için yapışma özellikleri var ve metal, cam, seramik gibi kaygan yüzeyler için tek kullanabileceğin boya çeşidi…
2)Vernikli boyalar hakkında çok bilgim yok…Çok fazla çeşit malzeme ile ilgilenen bir hoca değilim.Benim çok fazla kullandığım bir takım ana malzemeler var, onun dışında herşey yaratıcılık…Sizin de çok dağılmanıza gerek yok bence…Örneğin vernikli boya kuruyunca görünüşte güzel olabilir ama vernikli olduğu için, örneğin, üzeri çatlatma ilacını tutmayan yani her teknikte kullanılamayan bir boyayı niye dolabınızda bulundurasınız ki? Onun yerine her teknikte baz boya olarak kullanabileceğiniz akrilik boyalar varken….
3)Sırlı seramik üzerine de enamels boya kullanabilirsin.
4)Sünger fırçadan anladığım ucunda dikdörtgen şeklinde siyah süngeri olan fırça? Aslında güzel sürülebilen fırçalar…Hangi tip sünger fırça kullanırsan kullan, baloncuk oluşuyorsa, ya boyayı fırçaya çok alıp yedirmiyorsun, ya kullandığın boya fazla sulu, ya da fırçan sulu iken kullanıyorsun. En güzel malzeme Praktiker gibi yapı marketlerde satılan, ucu kadifemsi rulolar…Ya da ucu sentetik kıllı fırçalar…Unutmazsam gelecek Tv programına bunlardan örnekler götüreyim, size oradan da göstereyim.
5)Kapatıcı hakkında bilgiyi biraz evvel yazdım.
6)Haklısın, internet sayfamıza zaman ayırmamız gerekiyor….
7) Sömestr’de İstanbul’da olacağım, umarım bu sefer tanışabiliriz.

Neduk: Güzel sözlerine çok teşekkürler.Kavanozumda pek bir küçük ama bazen küçük bir anı herşeye değiyor değil mi? Hediye kavanozumu geçen program sonrası KanalB’den almayı unuttuğum için resmini yayınlamadan net bir şey yazamadım..Ah ben, öyle unutkanım ki… Gelecek pazartesi kavanoz resmi ile birlikte hediye detaylarını da yazacağım…Tabi ki mesajlarınızı bloga bırakmanızı isteyeceğim. Her nerede olursam olayım, okuduğum tek şey blogum ve sizin mesajlarınız…

Sevça: Dekopaj kağıtları diye sorduğunuz resimlerin kaynakları çok çeşitli…Bazısı takvimden, bazısı özel alınmış bir kitaptan, bazısı bir yabancı yemek kitabının içindeki minicik bir resim, bazıları ben 12 yaşlarımdayken biriktirmeye başladığım kartpostal koleksiyonumun bir parçası….O yüzden onları yayınlayıp satmamıza imkan yok ama sizler resim istemek üzere mail attığınızda, zamanımız yettiğince göndermeye çalışıyoruz. Sen de, eğer, hangi resimleri istiyorsan, bana blogdan kopyalayıp mail atarsan, biz de adresine postalayabiliriz.


>HELLO LADİES 3

>

Tam ekran yakalama 12.10.2009 212801

Yukarıdaki resmin nasıl yapıldığını anlayabildiniz mi?
Tam ekran yakalama 09.12.2009 200831
Ya bu noel babanın nasıl yapıldığını…….?

Ya da bunların?


Bütün bu resimler birer STENCIL şablonu…Ne kadar güzeller değil mi? Ben bir stencil hastasıyım, herşeyi stencil ile süsleyebilirim…Maalesef Türkiye bu konuda çok kısır…Eskiden Delta markası Türkiye’ye getirilirken meğer ne kadar şanslıymışız…Artık Türkiye’ye hemen hemen hiç güzel stencil gelmiyor, zaten en ucuz ve güzel stencilleri üreten Delta markası da çoktan kapandı…Biz atölye olarak arada yurtdışından stencil istiyoruz ama çok pahalıya mal oluyor…

Mesela aşağıdaki stencil yaklaşık 100$’a mal oluyor…

Yukarıdaki stencili yaklaşık 5 sene evvel Amerika’dan internet aracılığı ile satın aldım ve çeşitli yerlerde kullandık…Hatta Angora Evleri’nde Bilim Teknik dergisinin genel yayın yönetmeninin evindeki banyo dolaplarının tüm kapaklarını bu stencil ile süsledim..Maalesef hiç resim çekmemişim. Ama aynı stencili daha sonra Beyhan kullanmıştı.. Neyse ki, Beyhan’ın dolabının bir resmi var…


Yurdışında fırçaları olsun, yapıştırıcıları, boş kağıtları, stencil kesicileri bile her yerlerde satılıyor..Ahhhh, burada ancak elimizdekilerle yetiniyoruz…Laf aramızda ellerinde o kadar bol imkanlar olsa da, yabancılar bile bizim blogda yaptıklarımıza feci şekilde hayranlar…Atölyemle bir kere daha gurur duyuyorum…

İsterseniz şimdi atölyede yapılan stencil örneklerine bir göz atalım…Dikkatle incelerseniz, aslında 8-9 stencilin etrafında dönüp duruyoruz ama yine de güzel şeyler yapabilmişiz…Siz ne dersiniz?













Gelen mesajlara binlerce kez teşekkürler…


Sevgili Ebru
‘nun dediği gibi (aslında yılbaşı hediyesi benim yaptığım küçücük bir hediye) yorum bırakmanız için hediye vermeme gerek yok, her zaman öyle güzel şeyler yazıyorsunuz ki….Hediye sadece biraz ortamı neşelendirmek ve heyecanlandırmak için keyifli bir vesile…”Sevgili Ebru‘cuğum….., nasıl koltuklarımı kabartan, kalbime yumuşacık dokunan bir söz söylemişsin… “Türkiye’nin Donna Dewberry’si olur musunuz?” diyerek…Bu sözünü uzun zaman unutmayacağım…Güzel yanaklarından çok çok öpüyorum…

Sevgili Zeynepmeltem…..Bana hitaben, “Varlığıyla arkadaşlarının ve blog takipçilerinin hayatına renk katan bu özel insan…”diye başlayan o güzel yazı için seni öpüyorum……Ahh, çok mahçup oluyorum, canım Zeynep‘ciğim, senin ağzından böylesine değerli bir sıfatı duyabilmek için ne yaptım acaba? Çok çok teşekkür ediyorum.

Herkesin ama gerçekten taaaa yüreğimin derininden söylüyorum, herkesin yazdıkları benim için çok çok değerli….

Sevgili Sevgi Saygı, geçenlerde bana muhteşem bir mektup yazmış.”Ece hanım, bizi uzun zaman susuz bırakmayın” demiş (Bu mektubu da uzun zaman unutmayacağım, her canım sıkıldığında açıp derin bir nefes alarak tekrar tekrar okuyorum…Sevgili Sevgi Saygı, sizi de o güzel yanaklarınızdan mutlulukla öpüyorum…Mektuptan öyle etkilendim ki, o şevkle 2-3 gündür, sizleri susuz bırakmamaya çalışıyorum…

Bu gece, yatağımda, üşenmeyip bana yolladığınız güzel mesajlarınız sayesinde aşağıdaki kız gibi uyuyacağım.

Tam ekran yakalama 09.12.2009 222147

Tam 3 saattir blog yazısı yazıyorum…

Tüm sorularınıza yarın cevap vereceğim.

İyi geceler…

Tam ekran yakalama 09.12.2009 220913

>HELLO LADIES 2

>DSC_0178

Merhaba arkadaşlar,

Bu geceki yazımda bir objenin yapımından bahsedeyim, hem de bu arada, neredeyse 1 aydır biriken sorularınıza azar azar cevap vermeye başlayayım.

Haydi gelin birlikte bir yılbaşı çelengi yapalım.

Bize gerekli olan malzemeler: Yılbaşı çelengi, çeşitli dekopaj kağıtları, kendinden kuruyan model hamuru(eberhard faber-light), dekopaj tutkalı(royal coat decoupage finish)kretuar, ince çiçek teli, tahta 2010 rakamları, peçete, peçete tutkalı(Art potch), sıcak silikon tabancası, çeşitli kumaş ya da kurdeleler…

Rakamları akrilik beyaz boya ile boyayın. Boya kuruduktan sonra üzerine istediğiniz bir peçeteyi peçete tutkalını peçetenin üzerinden sürerek yapıştırın. Yapıştırıcı kuruyunca artan kenarlarını rakamlara göre kesin ve tekrar rakamların ve peçetelerin üzerine koruyucu amaçlı peçete tutkalından sürün.

Beyaz model hamurunun rengini krem rengine çevirmek için, 1 paket hamurun içine 1 çay kaşığı kadar hardal sarısı rengi akrilik boya katın. Homojen bir renk elde edene kadar elinizde yoğurun ve bir merdane yardımı ile 3 mm kalınlığında açın.

Daha evvelden kesip hazırladığınız dekopaj resimlerini arkalarına dekopaj tutkalı sürerek hamura yapıştırın.

İyi bir kretuar( profesyonel kesme aleti) yardımı ile resimlerin tam kenarlarından dönerek hamuru kesin.
Hamurların dönerek düz şekillerinin bozulmaması için üzerine bir gece boyunca hafif bir ağırlık koyun. (Ör. Hamurları masaya dizip üzerine bir tepsi ile bastırabilirsiniz.)Ertesi gün keskin bir delici ile (tığ, ince yıldız tornavida, şiş, vs.)yılbaşı süslerimizin tam üstünden delin ve çiçek teli geçirip düğümleyin.
Tekrar bir gece daha, hamurların kıvrılıp şeklinin bozulmaması için ağırlık altında kurumaya bırakın. Ertesi gün tüm süslere en az 2 kat dekopaj tutkalı sürerek korumaya alın.
Artık yılbaşı çelenginizi süslemeye başlayabilirsiniz…Sıcak silikon ile rakamları yapıştırın, çiçek teli takılmış süslerini rastgele istediğiniz yere asın, sevdiğiniz kumaşlardan kesip kurdeleler hazırlayın ve sıcak silikonla yapıştırın. Tüm çelenge sprey vernik sıkın.


Tabi ki söylememe gerek yok ama yine de hatırlatayım, bu metod ile kocaman çam ağacını bile süsleyebilirsiniz.
Aaaaa, çok iyi fikir, atölyeye bir çam ağacı süsleyecektik, en iyisi yarından itibaren resimleri kesmeye başlayalım.

Sorularınıza gelinceeee….

Sevgili Kitchen Witch: Artık hediye atölyeden, yol parası sizden…Bu arada, şimdi önerdiğin bloga girdim, gerçekten çok güzel, çok teşekkür ederim.
Sevgili Pınar: Gerçekten İtalya’ya Meltem ile gelebilir miyiz? Hemen bir bahar planı yapabiliriz, ona göre….
Sevgili Gökçe: Acaba mailini nereye gönderdin? Benim hotmailimde ya da atolyebeyaz hotmailinde göremedim…Bir daha mı göndersen acaba?

Peki sevgili dostlarım, yarın daha evvelki sorularınıza ve yeni gelecek olanlara cevap vermeye devam edeceğim.


Dünkü sürprizimi umarım beğendiniz…Bugün KanalB’de de söylediğim gibi bana mesaj atanlar arasından çekeceğim kura sonucu çok sevdiğim kırmızı kurdeleli kavanozumu yılbaşı hediyesi olarak göndereceğim. Detaylar daha sonra yavaş yavaş geliyor…..

Yarın görüşmek üzere…


>HELLO LADİES 1

>DSC_0188

Tanrım ne kadar şanslıyım…Dün nereye baksam sizlerden bana gönderilmiş doğum günü mesajlarınızı gördüm. Blogdan, hotmailden, facebooktan, hatta playlist.com’dan bana ulaşıp mesaj bırakan herkese SONSUZ TEŞEKKÜRLER…Dün telefonuma cevap vermekten ders yapamadım..Umarım cumartesi grubu öğrencilerimizi ihmal etmemişimdir çünkü habire telefondaydım…Sevgili DOLUNAY
(sen nasıl dolu dolu bir kadınsın, yakın arkadaşlarını kıskanıyorum!) kocaman bir kakaolu pasta yapmış…Sabah 6′da kalkmış yapmış..Bir de bu yetmemiş, ben erkenden bakarım diye bloga da doğum günü mesajı bırakmış…Tabi ben gözümü ancak sabah atölyede açtığım için, Dolunay beni dürtünce bloga girdim ve herkesin mesajlarını görmeye başladım. Bir hayli bilgisayarın önünde oturdum ve sizleri düşündüm…Belki çoğunuzun yüzlerini bilemesem de gözümün önüne bir sürü ışıldayan gözlerle bana bakan güzel hanımlar geldi…Yok, yok, valla burası, sizlerle olan blog dünyam, bambaşka bir boyut…Bunu yaşamayanın anlayacağını pek zannetmiyorum…Hepinizi yanaklarınızdan kocaman kocaman öpüyorum….



Yukarıdaki yılbaşı evi nasıl güzel ama…. Ellerine sağlık Gamze…Aslında bu önü pencere ve kapı ile set edilmiş “ekmeklik” diye satılan objeyi hiç sevmiyorum…Gamze’de atölyeye gelip “buna ne yapalım Ece” deyince, bir an kalbim sıkıştı…”Hay Allahım, yine mi bu zor obje karşıma geldi ” dedim…Amaaaaa, sonra…lütfen bir daha bakar mısınız? Nasıl dayanılmaz bir şey oldu….Bazı yerlerini peçete olarak yapıştırdık, bazı yerlerine peçeteden fotokopiler çektik, hamurladık, kar efekti yaptık, işte sonuç dayanılmaz….


Eeee bari hazır atölyede bulaşık yıkarken!!! bende size bir sürpriz……… yapayım………. dedim……… ve yılbaşına doğru yaklaşırken?…………………., bana mesaj yazanlardan?………………… birisine?…………………….. güzel bir “Atölye Beyaz yapımı eşya “?……………………hediye edeyim dedim…

Biliyorsunuz yarın KanalB’deyim. Program esnasında yaptığım objeleri genelde orada bırakıyorum..Yarın gidince…………………. bir gözden geçireyim………………, bakayım…………………….., sizlere layık…………………………………., hediye edilebilecek…………………….. neler var?

E artık, sürprizin detaylarını hafta içi sizlere bildiriririm…
Yukarıdaki resmime baktım da, nedense hep mutfakta çekilen resimlerimi çok beğeniyorum…Allah Allah, ama bakın bir tane daha yayınlayayım, sizde bana hak vereceksiniz…


Nasıl? Haksız mıyım? Yok, bundan sonra resimleri mutfakta çektiriyorum…..

Bir kaç güzel resimle sizlere veda ediyorum,veeee yarın görüşmek üzere diyorum...

( İnanmayacaksınız ama , bu hafta kendimi sizlere adadım, hergün az da olsa bloguma yazacağım…Sürprizin detayları bu hafta burada….)






>FROM MY HEART TO YOURS!!

>Ah, biliyorum ki, artık benim için endişelenmeye başlamıştınız… İnanın, aklım hep sizde olmasına rağmen iş açısından çok yoğun bir ay geçirdim, duygusal olarakta biraz üzgündüm…. çünkü…bizim hani meşhur Pamuk kedimiz var ya, aniden İstanbul dönüşü kayboldu…Oğlumla ben çok üzüldük…Geceleri sokak sokak aradık, hiçbir haber çıkmayınca pes ettik…İnanın canım, onsuz bilgisayarın önüne oturmak istemedi…Neyse ki sonu mutlu bitti. 15-20 gün sonra kendi kendine bağıra bağıra bize bir şeyler anlatarak geldi, üstü başı pislik içinde…Bütün gün susmadan bize birşeyler anlattı…Anladığımız kadarı ile ya bir yerde kapalı kalmış, ya bir yere düşmüş çıkamamış…-Kendisi, şimdi, yine her zamanki gibi karşımda, monitör ile klavyenin arasında yatıyor-… bir de üstüne oğlumun ilk sınavları başlayınca tümden iptal oldum…Ha bu arada da ufak bir kaza atlatıp araba lastiklerini patlatınca zaten son 3 gün iş çıkışı saatlerim, lastikçide!!! geçti…

En nihayet bu pazar oğlumun tenis ve dersane trafiğini annem üstlendi de, ben de sizlere birşeyler yazabiliyorum…

KİM BU ŞİRİN BEBEK?

ÖNCELİKLE SEVGİLİ ŞEBNEM’İ ÇOK ÇOK KUTLUYORUM…DUYMAYANLARA DUYURULUR, AVUSTRALYA’DAKİ KITCHEN WITCH 29 EKİM’DE ANNE OLDU..

A Baby
MAKES LOVE STONGER
DAYS SHORTER,
NIGHTS LONGER,
BANKROLL SMALLER,
HOME HAPPIER,
CLOTHES SHABBIER,
PAST FORGOTTEN,
AND THE FUTURE,
WORTH LIVING FOR…

Ailece nice nice mutlu günlere….

Gelelim İstanbul seyahatime….Çok fazla resim çekememişiz ama yine de gelecekte bir gün , elimizdeki bu resimlere bile bakıp torunlarıma sizleri tek tek anlatmak çok keyifli olacak…


Herkese sonsuz teşekkürler…
























Tabi bu gezinin başmimarları var…Öncelikle ATOLYEBEYAZ’a çok teşekkür ediyorum. Ben yokken bile dersler devam etti. Sevgili Yasemin ve Mehtap sizler Bİ TANESİNİZ…Tabi gizli bir takım kuvvetler de var atölye çatısı altında, onlara da çok çok teşekkür ediyorum…

Sevgili Kübra Hanım, bana hiç düşünmeden atölyesini açtı…Çok teşekkür ediyorum, en yakın zamanda tekrar görüşmek üzere…

Sevgili AHU, seni unuttum sanma…Asıl kahraman işte burda…



Hani derler ya, sehayatte arkadaşını tanırmışsın diye…Valla arkadaşlar, Ahu’nun ne düşündüğünü bilemeyeceğim ama ben, Ahu arkadaşımdan pek bi memnun kaldım…Çok güzel seyahat ettik…Yolda, Sapanca’da gözlemeleri götürdük.

Çoğunlukla arabayı Ahu kullandı…
Yaşasın İSTANBUL!!!

Sonunda Yeniköy’deyiz…Ahu’ların evinden, sitenin manzarası…
Kapıdan girdiğimiz an…

Üstümüzü değişip soluğu İstinye Park’ta aldık…



Akşam “Masa”da arkadaşlarımızla nefis bir gece geçirdik…

Ertesi sabah kahvaltı için caddebostan “Atölye”ye yakın olsun diye Bağdat caddesi Mado’daydık…Köy kahvaltısı süperdi arkadaşlar…Tabi Ahu olduğu için bir kat daha lezzetliydi kahvaltım…Kurs gününü hatırlamıyorum, o kadar güzeldi ki…o kadar dolu doluydu ki, zamanın nasıl geçtiğini, ne zaman akşam olduğunu inanın hatırlamıyorum…

Kurs çıkışı sevgili Meltem’i de…. yanımıza aldık ve akşam yemeğine gittik…Meltem bizi “Godongo” restorant’a götürdü…Yine nefis bir yemek yedik…Tabi neden yemeğim pek bir nefisti? Çünkü bu sefer de Ahu ve Meltem yanımdaydı…

Ertesi sabah hava yağmurlu ve poyraz esmesine rağmen, Yeniköy’de deniz kenarında Ahu ile yine çok güzel bir yerde kahvaltı ettik.
ve Meltem’le buluşup bir gün içinde İstanbul’da ne yapılabilirse yapmaya çalıştık…Son akşamımızı evde geçirmeye karar verip (kararımız çok iyi oldu çünkü Var mısın, Yok musun’da Bruce Willis vardı, çok beğenirim kendisini…) Ahu ile kendimize nefis bir yemek hazırladık ve kırmızı şarap içerek gezimizi kutladık…

2 tane güzel hanımı sizlere tanıtarak İstanbul hikayemi bitirmek istiyorum…

Bir tanesi Saadet hanım ve dükkanı “Düğme” …0 212 2335833′den erişebilirsiniz.Bez bebek yapıyor, esas dükkanı teşvikiye’de..İstinyepark’ta ve Hilton’un içinde de cornershop’ları var…Hayran kaldım…Ellerinize sağlık Saadet hanım…Bir tane bebek, bir tane de abajur aldım. Bebek eve gelebildi ve resmini çekebildim ama abajur KanalB’de dekor olduğu için henüz eve gelemedi, eve getirince onun da resmini mutlaka size göstereceğim…


Öbür atölyeyi, yani Şermin hanım’ın boyama atölyesini bir sonraki yazımda tanıtacağım çünkü kendisi ile bir kere daha görüşmek istiyorum ama kendi gibi atölyesi de harikaydı…Ders vermiyor sadece kendi boyayıp dükkanında satıyor…Nasıl huzur duydum anlatamam.

İşte böyle arkadaşlar……..
Peki, bakalım sizler bizim atölyeyi özlemiş misiniz?



































































Bu arada sıkı bir şekilde yılbaşı hazırlıklarına başladık…








Ne kadar can alıcılar değil mi? Sizde hediye çalışmalarına bir an evvel başlarsanız iyi olur…

Sizlere sevgili eski desen hocamız ELA CİN’in bir yılbaşı kutusu ile veda ediyorum…Tümüyle el boyaması, ne kadar dayanılmaz boyamış değil mi?


>DOSTLARIMA PAZAR HEDİYESİ

>

Merhaba benim canımmmmm blog arkadaşlarım,


Dünkü derste Nilüfer bana çok nefis bir CD hazırlamış. İçinde internetten çektiği çözünürlükleri yüksek bir sürü enfes resim vardı…Ondan dün bazı bilgileri öğrenince tabi bendeniz bugün internetin başından ayrılamadım ve daha bir çok resim buldum…Ve tüm bu resimleri sizlere armağan etmek istedim…Sizler için yapabildiğim ancak bu kadar…

(BU YAZIMDA YER ALAN TÜM RESİMLERİN ÇÖZÜNÜRLÜKLERİ ÇOK YÜKSEK OLDUĞU İÇİN FOTOKOPİCİNİZDE BASKI ALIP DEKOPAJ KAĞIDI OLARAK KULLANABİLİRSİNİZ.RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ.)

Çok yoğun günler geçirmekteyim…Aslında hangimiz, ne zaman yoğun değiliz ki???Aman tatlı yoğunluklar olsun da…Atölyede bütün dersler başladı…Atölye cici hanımlar sayesinde bir cıvıltılı, bir neşeli sormayın…Günün nasıl geçtiğini anlamıyoruz…Hem atölyedeki öğrencilerim, hem eski dostlarım, hem ailem, hem de siz blogumdan bana yorumlar yazan sıcacık kalpler sayesinde ne kadar mutluyum, kelimelerle anlatamam… Buradan herkese yine binlerce kez teşekkür etmek istiyorum.Ne güzel şeyler yazıyorsunuz bana öyle…….

İstedim ki onları biraz tanıtayım…Ama bana yazdıkları muhteşem sözlerle tanıtayım…Yaniiii, hem yazdıklarını okuyun hem de lütfen isimlerin üzerlerine gelip tıklayın, bakın bloggerland’de hangi diyarlara gideceksiniz? Neler neler öğreneceksiniz?……

Zeynepmeltem:Sanki sihirli bir değnek değmiş gibi, elinizi değdirdiğiniz herşey farklı bir güzellik kazanıyor.

Nefise:Ece’cim yarın sabah seyredeceğim seni inşallah… çok seviyorum seni ve yaptıklarını…

lolipu:Ece Hanımmmmmm,Benim durumum ne olacak böyle. Gecem gündüzüm siz oldunuz. Bütün gün bloğunuza tekrar tekrar bakıyorum. Yapılanlara bakmaya doyamıyorum.Yaptıklarınıza bakmaya doyamıyorum. Son zamanlarda burada (şu anda iş yerindeyim) ne işim var diye düşünüyorum.

neri:Sizi izlemekten ,takip etmekten çok büyük zevk alıyorum.Müthiş paylaşımcı bir insansınız,atölye çalışmaları,blog yazıları ve resimleri,TV ve hepsine yatişmek kolay mı…sizi tebrik ediyorum ve o güzel yanaklarınızdan öpüyorum.

şehnaz:ECE HANIM ,SİZİN BLOĞUNUZU HER AÇIŞIMDA YAPILAN BU GÜZELLİKLER KARŞISINDA SADECE İÇ GEÇİRMEKLE KALIYORUM…GÜZELDE NE DEMEK HARiKULADE….ACABA ANKARA DIŞINDA MESELE ADANADA BİR ŞUBE AÇAMAZMISINIZ…SİZİ ÇOK SEVİYORUM…YÜZÜNÜZDEKİ İŞIKLA HERYERİ AYDINLATIYORSUNUZ…

İstanbul Özden:Kanal B’de yayınlanan programınızdan beri çok hayranım size.O zamandan beri hep hayranlığımın nedeni düşünürdüm.Bugün bolgunuza girince nedenini daha iyi anladım.İnsanları, hayvanları, bitkileri kısacası dünyadaki herşeyi bu kadar çok seven, bu sevgiyi paylaşan ve onlara bu kadar emek veren bir insansınız. Bu nedenle de bu dünyada sevgiyi ve ilgiyi en çok hakkeden insanlardansınız.

sevça girmen:Ece hanım merhaba, Sanırım sizin elleriniz sihirli.. :) Çok ama çok beğenerek blogunuzu takip ediyorum.

Pınar:Ece Hanım 21 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında istanbul’da olacağım.LÜTFEN LÜTFEN LÜTFEN LÜTFENNNNNNN İstanbul’a gelin :)))) ciddi bir hayran kitleniz var sizi bekleyen biliyorsunuz zaten …Şebnem’cim beni de hayaline ortak etsene..mesela beraber gitmişiz etkinliğe Ece hanım ile beraber kahve içiyoruz falan diye :))))
kitchenwitch:Tamamdir Pinarcim.. Hadi Istanbulda bulusuruz sen Italyadan ben Avustralyadan gelmisim. Hooop atlayip Ankara yapiyoruz sonra.. Sirf kahve icmeye gidilmez tabii amac Ece hanimi ziyaret etmek.. ;)
Amma sasirir ama bizi kolkola karsisinda gorse.. hahaha:D


marifetli peri:Şu anda hayranlıkla sizi izliyorum. Harikasınız Ece Hanım.
neduk:Ne mutlu, ne mutlu size…


kaymaklı kadayıf:Kıskandırmak gibi olmasın ama,öğlen uğradım Cepa’ya.Huzuru metrelerce öteden hissedeceğiniz bir stand olmuş,herşey muhteşem

nazardeymesin:Her zaman takipçinizim, sevgiyle kalınız

herşeydenazıcık:Müsadenizle ben biraz daha yaptıklarına baka baka iç geçirmeye gidiyorum.

zeynepbayram:rekler harika görünüyor şimdi arkadaşlarıma gösterdim yaptıklarınızı(gururla) herkes bayıldı ,bence nazar boncuğuda ekleyin oraya korkuyorum valla size nazar deyer diye öpüldünüz.

hepsüslüydüm:Yok yok bu böyle olmayacak, Ankara’ya mı taşınsam acaba? Her şey harika ama gerçekten harika :)


Beyazkelebek:Süper süper süper, ya ne güzel işler ne güzel bir hobi bu… İnanın işten çıkınca direk ahşaplarıma koşuyorum
Muammer Peker:Akıl başta ,bilgi gözlerde,emek ellerde işlenir.Akıl,bilgi ve emeği birleştirerek marifetlerin ellerden fışkırmasına vesile olduğunuz için sizi kutlarım .Ayrıca eşim Beyhan’ın gizli kalmış marifetlerini açığa çıkartmasına yardımcı olduğunuz için teşekkürlerimi sunar başarılar dilerim.

hayatadair:Ece Hanim 2 yil sonra ortak olabilir miyiz ?Angarya isleri yapmakla baslarim,kagit keserim,zimpara yaparim,cay yaparim,corba yaparim..


Ah…, diğer tüm sevgili hiç tanışamadığım ama hep aklımda ve yüreğimde olan tüm değerli blog okuyucularım.. Bana zaman ayırıp, yazdıklarınızla, duygularınızı dile getirdiğiniz için ellerinizden, yanaklarınızdan kocaman kocaman öpüyorum.

İki mesajın üstünde durmam gerekiyor.

Birincisi,
hayatadair‘in mesajı…Okuyunca gülmekten az daha sandalyemden düşüyordum. Çok tatlısınız yaaaa, ne yapayım ben sizi?

İkincisi, Sevgili Beyhan’cığımızın eşi Muammer Peker Bey‘in blogdan bana yazdıkları…. Muammer Bey, hatırlar mısınız, seneler evvel ilk sergimize geldiğinizde de “Atölye Anı Defteri”mize öyle güzel şeyler yazmıştınız ki, beni ağlatmıştınız..Seneler sonra -maalesef daha teknolojik bir araç aracılığı ile- bloguma bıraktığınız mesajı görünce yine gözlerim doldu, bir süre oturup sizleri, seneler içinde öğrencilerle, Beyhan’la paylaştıklarımızı düşündüm,hem gülümsedim, hem gözlerimi sildim.. İşte böyle zamanlarda kendimle çok gurur duyuyorum, iyi ki sizler de varsınız…Hayatımı devam ettirirken, örnek aldığım nadide çiftlerden birisiniz. Hoşgörü üzerine verdiğiniz konuşmayı hiç unutmayacağım. Sizleri çok seviyorum, yanaklarınızdan öperim.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 46 takipçiye katılın