>TEŞEKKÜRLER ÖZNUR

>

Ben şimdi sizi nasıl sevmeyeyim?Öyle tatlısınız, öyle içimi heyecanlandırıyorsunuz ki…Bakın blog arkadaşım ÖZNUR bana ne göndermiş…Çok hoşuma gitti…


Nice senelere, tüm sevdiklerinle birlikte Öznur’cuğum…

İnan, hala gülümseyerek bakıyorum ekrana, tekrar tekrar çok teşekkürler….


>New year’s coming!

>

Tam 1 yıldır, blogumda, benimle birlikte birşeyler paylaşan siz sevgili dostlarım…
Sizler yuvayı yapan dişi kuşlarsınız.

Kalbinizle, sabrınızla, hoşgörünüzle, güzel evinizi ve sevdiklerinizi hep aynı güleryüzle kucaklıyorsunuz.
Ben inanıyorum ki, sınırlı bir bütçeyle bile olsa, evinizdeki gerekli değişiklikleri yapmasını, kırılmışları tamir edip, onarmasını, ve sonuçta evinize yepyeni güzellikler katmasını çok iyi biliyorsunuz..
Kullanılmayan eşyalarınızı, yeniden hayata döndürmek için her yöntemi deniyorsunuz, dergiler karıştırıyorsunuz, internetten birşeyler öğrenmeye çalışıyorsunuz...

Üretken olmayı tercih edip, boyuyorsunuz, dikiyorsunuz, işliyorsunuz, çiçekler yetiştiriyorsunuz, yemekler yapıyorsunuz, onarıyorsunuz, yamalıyorsunuz, yenilikleri hep takip ediyorsunuz…

DİLERİM,
hayatınızın en güzel rengini 2010’da keşfeder ve daha güzel renkler buluncaya dek, hayatınızı onunla dekore edersiniz.
DİLERİM,
eviniz, kollarını kocaman açmış, gülümseyerek her yeni geleni karşılar ve herkes, ön kapınızdan huzurla ve mutlulukla evinizden içeri girer.

Her şeyden daha fazla,
DİLERİM Kİ,
herkes, hep düşlerini kurduğu, dalıp dalıp rüyasını kurduğu, hayalindeki en mutlu, en güzel evine, yani “benim evim, güzel evim”‘ine bu yıl, 2010 yılında kavuşur.

(“Hep derdim ki, “meyve ağaçları ile dolu bir bahçem olsun yeter… Ankara’da… İmkanı var mı?…..Ece, kendine gel, hiç olabilir mi?, nasıl alırız, bir sürü para lazım, hem nereden buluruz?”….deerkeeeennn…kocaman vişne ağacı olan bir ev bizim oluverdi…Bu yaz, erik, şeftali, kiraz ve elma ağaçlarımın resimleri ile birlikte sizlerle olmaya devam edeceğim….)

Ne dersiniz?Artık, biraz da böyle bir evin hayalini mi kurmaya başlasam?…

Kalın sağlıcakla…


>DERİN HANIMLARA BUYURMAZ MIYDINIZ?

>

Tebrikler İffetin Günlüğü…..

Ne güzel bir duyguymuş, tanımadığım birine hediye vermek…..Eeee, şimdi İffet’in benle haberleşmesini beklemem lazım…Umarım hemen bana adresini yazar da, yılbaşından evvel kendisine hediyemi ulaştırırım….

Hediye işi de bittikten sonra, normal blog hayatıma döneyim ve sizi çok çok güzel bir ev gezmesine davet edeyim dedim.

Sevgili Derin Hanım…
Galiba 5 yıldır tanışıyoruz…Hatırladığım kadarı ile Arcadium Alışveriş Merkezi’nde, yaptığımız bir sergide annemle tanışmışlar…Annemle tanışan bir hanım, hiç kursa yazılmadan ayrılabilir mi sergiden acaba?
Ah, birdakika….Derin Hanım’a döneceğim ama bir dakikalığına annemden, Sevinç Hanım’dan bahsetmem lazım….Şimdi sevgili dostlarım…Hizmet sektöründe verilen bütün kişisel gelişim derslerinde temel kural şudur: (hani bu aralar çok moda ya, “Yaşam Koçluğu Dersleri”……., yaklaşık 20 senedir hizmet sektöründe ve hep çok iyi yerlerde çalıştığım için, o kadar çok “müşteri nasıl iyi hissettirilir” dersi aldım ki….)….nerde kalmıştık, evet, daha iyi bir yaşam, daha iyi hizmet, daha iyi bir insan olmak için temel kural şudur:

Her insana, sanki önlerinde, “Bana kendimi çok iyi hissettir” tabelası asılıymış gibi davranacaksın….

İşte hiç bu gibi kurslara gitmemiş olmasına rağmen, annem bunu hep çok iyi yapan biridir. En karamsar anınızda bile tesadüfen çarşıda, restoranda, markette onun yanına düşerseniz, mutlaka sohbet edecek bir konu bulur ve inanın, karamsarlığı bir kenara atıp gülümseyerek hatta kahkahalar atarak, yolunuza devam edersiniz…O yüzden annemin eline düşmüşseniz, hayatta, kursa yazılmadan sizi bırakmaz…Herşey için çok sağol canım anneciğim….Tabi, aynı evde yaşayınca ve her iki karakter de oldukça baskın olunca bizim evde neler oluyor, varın siz düşünün ama yok, yok….Bu koca dünyada, hep iyiliğimizi isteyen, ne yapsak , onların gözlerinde en iyi, en güzel, en mükemmel, en kahraman olduğumuzu düşünen, bir tek kim var sizce?...Annelerimiz…..

İşte Derin Hanım ve arkadaşları da annemden kurtulamadılar!!! ve kursa yazıldılar….Yazılış o yazılış….. 5 senedir, (yoksa 6 sene mi oldu??)

sevgili Derin hanım,
sevgili Türesin Hanım
sevgili Meltem Hanım sevgili Selda’cık sevgili Defne’cikatölyemizdeki en değerli dostlarımızdan birkaçı….Herşey için çok teşekkürler….

Derin Hanım bizi ” Hoşgeldin 2010″ partisine çağırdı…Nefis yemekler yedik, (ben de “ailenin fotoğrafçısı”), bol bol resim çektim, hep beraber sohbetler ettik……Zaten böyle güzel buluşmalar, böyle özel günler olmasa hayat dümdüz geçip gidiverecek……

Sizi resimlerle ve Derin Hanım’ın güzel evi ile başbaşa bırakıyorum…..

Resimlerdeki ahşap boyamalar, tüm etamin işlemeler, goblenler, porselen boyamalar, Derin Hanım tarafından yapılmıştır.






























































>Sizlere Dekopaj Resmi hediye edebilir miyim?

>

Ama şimdi benim gibi yufkayürekli birine böyle güzel şeyler yazıyorsunuz..Sonra da sizler için bir türlü ne yapacağımı bilemiyorum…

Biliyorum, resimlerimize bayılıyorsunuz…

Bari dedim, bir kaç resim hediye edeyim…

Aşağıdaki resimler atölyede orijinal sayfalarından taranarak buraya aktarıldığı için iyi bir yazıcıdan aynı orijinali kalitesinde çıktı alabilirsiniz. Tabi en iyisi resimleri CD’ye kayıt edip, iyi bir fotokopicinin yolunu tutmak….

Güle güle kullanın…

img-Z16161059-0001

img-Z16161033-0001

img-Z16160648-0001

Gelelim hediye çekilişimize mesaj gönderenlere….

DSC_0109

14 Aralık tarihi itibari ile bloga yorum bırakanlar ya da ece_aymer@hotmail.com’a mesaj bırakanları 20 Aralık akşamına kadar aşağıdaki tabloda yayınlayacağım.

Herkese…. o güzel, yüreklerinden gelerek yazdıkları muhteşem sözlere….
binlerce kez teşekkür ediyorum, yanaklarınızdan öpüyorum…
(Zannederim, en kısa zamanda blogumda “en güzel yorumlar” köşesi açmam gerekecek…
İçim sıkıldıkça,açıp bir çırpıda hepsini okurum ve hemen bomba gibi olurum…)

1.MARİFETLİ PERİ
2.SERPİL AKSUNGUR
3.KITCHEN WITCH
4.BAHAR
5.GÖKÇE
6.EBRU
7.BEYAZ KELEBEK
8.ÇİĞDEM
9.CEYCEY
10.İFFETİN GÜNLÜĞÜ
11.SEVÇA
12.DSHANDMADE
13.ÖZLEM
14.NERİ
15.NEDUK
16.NUR
17.LAVANTABAHÇESİ
18.NANELİMON
19.ZEYNEP BAYRAM
20.BEYHAN-MUAMMER
21.ÖZNUR NİĞDELİ
22.SONAY KIZILYEL
23.NİHAL ÇAĞLAR
24.SİBELLA
25.YILDIZ111
26.LOLİPU
27.HERŞEYDEN AZICIK
28.MELEKİZCİ
29.NUR
30.HOBİGİLLER
31.HAYRİYE AYŞE DEMİR
32.GÜLNAZ DEMİREL
33.OYA YILDIRIM
34.DAKİKADANONCE
35.PINAR
36.RIMMA
37.ZEYNEP MELTEM
38.ELİF TUNÇ
39.GÖZDE GİZEM UYSAL
40.MÜRVET BAYDEMİR
41.HUZUNLU37
42.RABİA GÖKSALTIK
43.MERAL GARİPOĞLU
44.BEHNUR YAVUZ
45.ŞEYDA BARUTÇUOĞLU
46.DERYA ÖZEN


>YENİ YIL HEDİYESİ

>

Yılbaşı yaklaşıyor…İnanabiliyor musunuz?
2010 geliyor

Daha dün gibi hatırlıyorum…O zamanlar, eşim Ankara Hilton Oteli’nde çalışıyordu…2000 yılına girince, tüm bilgisayarların 2000 rakamını algılayamayacağı için çökeceğinden korkuluyordu… Hilton’un bilgisayar sisteminin çökmesi ne demek, odalar, bilgiler, tüm eski bütçeler, ödemeler……..Çok vahim durumlar olacak diye 10 gün tüm idari personel otelde yattılar, kalkıp çalıştılar, yılbaşı gecesinin keyfini bile sürememiştik…Tabi ki hiç bir şey olmadı…2000 yılına girdiğimiz zamanki heyecanımızı dün gibi hatırlıyorum…Üzerinden 10 sene geçti…Yok, valla olamaz,inanamıyorum…. tam 10 sene nasıl sanki geçen seneymiş gibi geçiverir? Oğlum 3 yaşındaydı, çok çok sevimliydi….Sevgili Kara’mız, köpeğimiz, evimizin ayrılmaz parçası hayatta ve bizimleydi, Fıstık – onun yerini hiçbir kedinin tutamayacağı-birtanecik dünya tatlısı kedimiz hayatta ve bizimleydi, Tüylü, dünya iyisi, “cool” kedimiz hayatta ve bizimleydi…bambaşka bir evde, kirada oturuyorduk, atölyeyi açalı bir sene olmuştu ama beklediğimden iyi gidiyordu…Sanki herkes benim ahşap boyama atölyesi açmamı beklermiş gibiydi, atölye öğrenci ile dolup taşmıştı.Hatta o yüzden sadece malzeme satışı için anneme dükkan bile açmıştım. Eşim Hilton’da çalışıyordu, şimdiki gibi Afganistan’da değil…Bir aralar çok darda kalınca sattığımız sunroof’lu Ford Mondeo‘muzla nereleri gezmedik, nereleri….Daha sonrasında daha iyi arabalarımız olmasına rağmen hala o arabamız burnumuzda tüter, yaşanan onca güzel günlerden dolayı herhalde…Evet, şimdi oldu işte…..

O zamanki yaşantımız gözümün önüne gelmeye başladıkça 10 sene gerçekten geçmiş gibi oluyor…Şu an demin söylediklerimin ne yazık ki, hiç birisi yok, o çok sevdiğimiz, “ev alsam da komşularımı, Figen’i, Gül’ü, Şennehar Teyze’yi, Veli Amca’yı, Leman Abla’yı, Rana’yı bırakıp başka yere gitmem, yine burada kirada otururum” dediğimiz evimizde değiliz artık…, Neredeyse hergün görüştüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen en iyi arkadaşlarımız Muttalip ve Zeynep, şimdi çoktan boşanmış bir aile ve artık İstanbul’dalar…,annem babam gibi sevdiğim kayınvalidem ve kayınpederimle her haftasonu birlikte olurduk, şimdilerde TV, atölye, dersane, benim annem, ödemeler, tenis, spor, internet, arkadaşlar derken, herşeye koşuşturmaktan ayda bir zor görüşüyoruz… “Kara” yaşlılık dolayısı ile salonumuzun ortasında kalp krizi geçirdi ve öldü, “Fıstık” bir gece gözümüzün önünde sokak köpekleri tarafından parçalandı, keza “Tüylü”‘de öyle……Sorunlar büyüdü, ülkenin ve dünyanın parası azaldı, bizim de…Koşullar yüzünden annem artık bizimle yaşıyor, oğlum ve ben bir süreliğine yalnız kaldık, Hakan artık daha iyi para ödedikleri için Afganistan’da çalışıyor…….
Her kar yağdığında mutlaka kardan adam hemen kapımızın önünde belirirdi. Yapımcılar komşumuz Ali, kızı Irmak, Hakan, Can….

Evimizin kapısı her an açıktı, bir gün bile misafirsiz bahçede oturduğumuz hatırlamıyorum…Bu sene kendimizin bile bahçeye çıkacak zamanımız olmadı…

Canlarım Fıstık ve Cancan, 13 sene boyunca herşeyi ektiğimiz, havuzlar kurduğumuz, ateşler yakıp, şarkılar söylediğimiz, çadır kurup kamp yaptığımız, her bi şeyi denediğimiz eski evimizin arka bahçedeyiz…

Kara, Tüylü ve Hakan…Hayvanları ben çok sevip , eve topluyordum, onlar ise hep Hakan’ın peşinde oldular…….

İnanın, o gece belki 5 dakika boyunca kayınpederim ve Fıstık karşılıklı tavla oynamışlardı….

Herşey çok değişti ve hüzünlü………. gibi geliyor….Ama…..Yok,yok, ne oldu bana bu gece, galiba biraz sizlerle dertleşmek istedim…

Hemen kafamdan ve tüm evrenden kötü ve hüzünlü düşünceleri temizliyorum….

Bir de şöyle düşünelim…Ev aldık, artık kendi evimde oturuyorum, ne istersem evime yapabiliyorum…13 senelik komşularımdan ayrıldım derken, tam karşımda, daha ilk günden kırk yıllık dostum gibi olan sevgili Füsun’um var….Herşey için her zaman çok sağol Füsun’cuğum….Oğlum neredeyse benim boyumda oldu, en iyi arkadaşım, sırdaşım, has dostum o benim…Birtanem, aşkım, Cancan’ım, fincan’ım (küçükken Cancan fincan diye severdik …) Annem evde herşeyimi yapıyor, o olmadan ben ne yapıyordum acaba? Annemin dükkanını kapattım, atölyemi devrettim ama çok ilginçtir, çok acı gibi duran bir senaryonun sonunda Pırıl Pırıl!!! bir dost kazandım, bir kız kardeş kazandım, onun sayesinde belki de eskiden olmadığı kadar ECE AYMER oldum, yıllardır bir türlü zaman ayıramadığım için giremediğim internet dünyasına bir girdim, pir girdim…Onun sayesinde blog açtım ve sizleri buldum…Demek ki olaylara bakış açısı nasıl değişebiliyor?Galiba sahip olduklarımla, sevdiklerimle, beni sevenlerle çok sağlıklı güzel bir hayat yaşıyorum…..
Güzel ve özlü sözlere bayılırım..En sevdiğim güzel sözlerden biri ile bu konuyu kapatayım.

“Hayat, biz onu planlamakla meşgülken, aslında…, başımızdan gelip geçenlerdir.”

DSC_0109

Sizleri çok seviyorum…Nacizane bir yılbaşı hediyesi vererek sizleri azıcık heyecanlandırmak ve neşelendirmek istedim… Yukarıdaki, resimdeki bu sevimli cam kavanoz için bana , yani sevgili bloguma bugünden itibaren hepimizi neşelendirecek, keyiflendirecek bir yorum bırakmanız yeterli…Yorum bırakmayı bilemiyorsanız, ece_aymer@hotmail.com‘dan mesaj da yazabilirsiniz. Hergün blogumdan, kuraya dahil olacak isimleri yayınlayacağım…21 Aralık günü KanalB‘de canlı yayında kura çekimi yapacağım ve kurada çıkan sevgili arkadaşımıza hediyesini yılbaşından evvel, yurtiçi kargo ile postalayacağım…. Yurtdışındaki arkadaşlar….Çok özür dileyerek, size postalamam biraz pahalıya mal olacağı için elinize ulaştırmak için karşılıklı bir metod buluruz umarım…….

Çok mutlu, huzurlu, düzenli, başarılı, bol paralı, bol arkadaşlı, tüm sevdiklerinizle birlikte -Muammer Bey’in dediği gibi hoşgörülü, sağlıklı bir hafta diliyorum….


>SORULARINIZA CEVAPLAR

>herşeyden azıcık: Mailini göremedim ama primer ya da kapatıcı hakkında bilgi hemen vereyim. Kapatıcı aslında masif tahtaya da ya da ham MDF’ye de atılabilen ön boya…Yapışkanlı bir kimyasalı olduğu için ham tahtaya atıldığında senelerce üzerine yapılan işlemlerin zarar görmemesini sağlıyor.Masraflı olacağı için biz ham eşyalarda hiç kullanmıyoruz. Üzerine atılan boyanın daha iyi yapışmasını sağlayan özelliği dolayısı ile biz sadece eski eşyalarımızda (zımpara yapmamak ya da boya sökücü kullanmamak için)ve metallerde kapatıcı kullanıyoruz. Dibe çöken bir malzeme.O yüzden her kullanımdan evvel çok iyi karıştırılması gerekiyor. Su bazlı bir madde.Fırçanızı su ile temizleyebilirsiniz ve çabuk kurur. Beyaz renklidir. Kapatıcı maddeyi ilk olarak ben keşfettiğim için çarşda satıldığını pek zannetmiyorum. Bu ürünü atölyede bir hayli sattığımız için de çok özür dileyerek marka ismi veremiyorum. Biz de bu ürünü, galonlar halinde ithal olarak alıyoruz, 100ml.’lik kaplarda satıyoruz. 100 ml bir fiskos sehpa için yeterli. Fırça veya rulo ile sürebilirsiniz. Eski eşyanızın üzerinde ne kadar çok kalırsa o kadar iyi kemikleşir. Daha sonra ham eşya gibi eski eşyanızı yeniden istediğiniz renge boyayabilirsiniz. Türkiye’nin her yerine yurtiçi kargo ile gönderiyoruz.

Gökçe:
1)Enamels boyaları metale tabi ki kullanabilirsin. Aynı yukarıdaki kapatıcı türündeki boyalar oladuğu için yapışma özellikleri var ve metal, cam, seramik gibi kaygan yüzeyler için tek kullanabileceğin boya çeşidi…
2)Vernikli boyalar hakkında çok bilgim yok…Çok fazla çeşit malzeme ile ilgilenen bir hoca değilim.Benim çok fazla kullandığım bir takım ana malzemeler var, onun dışında herşey yaratıcılık…Sizin de çok dağılmanıza gerek yok bence…Örneğin vernikli boya kuruyunca görünüşte güzel olabilir ama vernikli olduğu için, örneğin, üzeri çatlatma ilacını tutmayan yani her teknikte kullanılamayan bir boyayı niye dolabınızda bulundurasınız ki? Onun yerine her teknikte baz boya olarak kullanabileceğiniz akrilik boyalar varken….
3)Sırlı seramik üzerine de enamels boya kullanabilirsin.
4)Sünger fırçadan anladığım ucunda dikdörtgen şeklinde siyah süngeri olan fırça? Aslında güzel sürülebilen fırçalar…Hangi tip sünger fırça kullanırsan kullan, baloncuk oluşuyorsa, ya boyayı fırçaya çok alıp yedirmiyorsun, ya kullandığın boya fazla sulu, ya da fırçan sulu iken kullanıyorsun. En güzel malzeme Praktiker gibi yapı marketlerde satılan, ucu kadifemsi rulolar…Ya da ucu sentetik kıllı fırçalar…Unutmazsam gelecek Tv programına bunlardan örnekler götüreyim, size oradan da göstereyim.
5)Kapatıcı hakkında bilgiyi biraz evvel yazdım.
6)Haklısın, internet sayfamıza zaman ayırmamız gerekiyor….
7) Sömestr’de İstanbul’da olacağım, umarım bu sefer tanışabiliriz.

Neduk: Güzel sözlerine çok teşekkürler.Kavanozumda pek bir küçük ama bazen küçük bir anı herşeye değiyor değil mi? Hediye kavanozumu geçen program sonrası KanalB’den almayı unuttuğum için resmini yayınlamadan net bir şey yazamadım..Ah ben, öyle unutkanım ki… Gelecek pazartesi kavanoz resmi ile birlikte hediye detaylarını da yazacağım…Tabi ki mesajlarınızı bloga bırakmanızı isteyeceğim. Her nerede olursam olayım, okuduğum tek şey blogum ve sizin mesajlarınız…

Sevça: Dekopaj kağıtları diye sorduğunuz resimlerin kaynakları çok çeşitli…Bazısı takvimden, bazısı özel alınmış bir kitaptan, bazısı bir yabancı yemek kitabının içindeki minicik bir resim, bazıları ben 12 yaşlarımdayken biriktirmeye başladığım kartpostal koleksiyonumun bir parçası….O yüzden onları yayınlayıp satmamıza imkan yok ama sizler resim istemek üzere mail attığınızda, zamanımız yettiğince göndermeye çalışıyoruz. Sen de, eğer, hangi resimleri istiyorsan, bana blogdan kopyalayıp mail atarsan, biz de adresine postalayabiliriz.


>HELLO LADİES 3

>

Tam ekran yakalama 12.10.2009 212801

Yukarıdaki resmin nasıl yapıldığını anlayabildiniz mi?
Tam ekran yakalama 09.12.2009 200831
Ya bu noel babanın nasıl yapıldığını…….?

Ya da bunların?


Bütün bu resimler birer STENCIL şablonu…Ne kadar güzeller değil mi? Ben bir stencil hastasıyım, herşeyi stencil ile süsleyebilirim…Maalesef Türkiye bu konuda çok kısır…Eskiden Delta markası Türkiye’ye getirilirken meğer ne kadar şanslıymışız…Artık Türkiye’ye hemen hemen hiç güzel stencil gelmiyor, zaten en ucuz ve güzel stencilleri üreten Delta markası da çoktan kapandı…Biz atölye olarak arada yurtdışından stencil istiyoruz ama çok pahalıya mal oluyor…

Mesela aşağıdaki stencil yaklaşık 100$’a mal oluyor…

Yukarıdaki stencili yaklaşık 5 sene evvel Amerika’dan internet aracılığı ile satın aldım ve çeşitli yerlerde kullandık…Hatta Angora Evleri’nde Bilim Teknik dergisinin genel yayın yönetmeninin evindeki banyo dolaplarının tüm kapaklarını bu stencil ile süsledim..Maalesef hiç resim çekmemişim. Ama aynı stencili daha sonra Beyhan kullanmıştı.. Neyse ki, Beyhan’ın dolabının bir resmi var…


Yurdışında fırçaları olsun, yapıştırıcıları, boş kağıtları, stencil kesicileri bile her yerlerde satılıyor..Ahhhh, burada ancak elimizdekilerle yetiniyoruz…Laf aramızda ellerinde o kadar bol imkanlar olsa da, yabancılar bile bizim blogda yaptıklarımıza feci şekilde hayranlar…Atölyemle bir kere daha gurur duyuyorum…

İsterseniz şimdi atölyede yapılan stencil örneklerine bir göz atalım…Dikkatle incelerseniz, aslında 8-9 stencilin etrafında dönüp duruyoruz ama yine de güzel şeyler yapabilmişiz…Siz ne dersiniz?













Gelen mesajlara binlerce kez teşekkürler…


Sevgili Ebru
‘nun dediği gibi (aslında yılbaşı hediyesi benim yaptığım küçücük bir hediye) yorum bırakmanız için hediye vermeme gerek yok, her zaman öyle güzel şeyler yazıyorsunuz ki….Hediye sadece biraz ortamı neşelendirmek ve heyecanlandırmak için keyifli bir vesile…”Sevgili Ebru‘cuğum….., nasıl koltuklarımı kabartan, kalbime yumuşacık dokunan bir söz söylemişsin… “Türkiye’nin Donna Dewberry’si olur musunuz?” diyerek…Bu sözünü uzun zaman unutmayacağım…Güzel yanaklarından çok çok öpüyorum…

Sevgili Zeynepmeltem…..Bana hitaben, “Varlığıyla arkadaşlarının ve blog takipçilerinin hayatına renk katan bu özel insan…”diye başlayan o güzel yazı için seni öpüyorum……Ahh, çok mahçup oluyorum, canım Zeynep‘ciğim, senin ağzından böylesine değerli bir sıfatı duyabilmek için ne yaptım acaba? Çok çok teşekkür ediyorum.

Herkesin ama gerçekten taaaa yüreğimin derininden söylüyorum, herkesin yazdıkları benim için çok çok değerli….

Sevgili Sevgi Saygı, geçenlerde bana muhteşem bir mektup yazmış.”Ece hanım, bizi uzun zaman susuz bırakmayın” demiş (Bu mektubu da uzun zaman unutmayacağım, her canım sıkıldığında açıp derin bir nefes alarak tekrar tekrar okuyorum…Sevgili Sevgi Saygı, sizi de o güzel yanaklarınızdan mutlulukla öpüyorum…Mektuptan öyle etkilendim ki, o şevkle 2-3 gündür, sizleri susuz bırakmamaya çalışıyorum…

Bu gece, yatağımda, üşenmeyip bana yolladığınız güzel mesajlarınız sayesinde aşağıdaki kız gibi uyuyacağım.

Tam ekran yakalama 09.12.2009 222147

Tam 3 saattir blog yazısı yazıyorum…

Tüm sorularınıza yarın cevap vereceğim.

İyi geceler…

Tam ekran yakalama 09.12.2009 220913