>HAYAT BÖYLE BİRŞEY!!!

>Hayatım boyunca, her konuda çok çabuk karar vermişimdir. Kısa bir süre önceye kadar hiç risk tanımazdım. Hele yeni yeni işler, projeler, evdeki, işteki ufak değişiklikler bana nasıl heyecan verir anlatamam.

Bu aralar neden böyle dalgın, mutsuz, kararsız, ne yapacağını bilmez haldeyim? Tabi ki, sebeplerini, yüreğimden biliyorum ama bunlara karşı herhangi bir harekette de bulunmak istemiyorum.

Bu aralar, kendi özel sorunlarımdan dolayı sizleri ne kadar ihmal ettim değil mi? Sakın bloga yazı yazmak istemediğimi sanmayın, ama anlarsınız ya, bazen hiç bir şey yapmak istemezsiniz…İşte geçen aylarda biraz öyle bir ruh hali içindeydim. Bunu aşmak için, inanın çok çabalıyorum. Biliyorum, hepimizin ufak veya çok büyük sorunları var.Aslında her ne kadar yarınımızı planlamaya çalışsak da, yarın, kendiliğinden olacağına varıyor.Ah, bunu tam anlamı ile idrak edebilsem ve herşeyi biraz zamana bırakabilsem…

Yay burcuyum. Ama öyle böyle değil, tam bir yay burcuyum. Bakın “Rezzan Kiraz ” beni nasıl tarif ediyor? Ben bile hayretle dinledim.Sanki, hiç tanımadığım bir kadın aynen beni anlatıyor…
Rezzan Kiraz Yay burcu kadının anlatıyor…

İşte başka bir sitede Yay için söylenenler…Bu kadar mı beni anlatır…

Kavrama yetenekleri gelişmiş olduğundan becerikliliklerinin de katkısı ile ele aldıkları her işte, özellikle ciddi işlerde ve felsefe konularında başarılı olurlar. Bu nedenle Yay Burcunu tanımlayan sözcük ‘Görüyorum’ dur. Yay burcu insanları içtenlikleri ve iyimser yaşam görüşleri ile tanınırlar.

Gençliklerinde dikkatsiz, heyecanlı ve geleneklere aykırı davranışlar içinde olsalar da, geçmiş yanılgılarından en çok ders alan kişiler bu burçtan çıkar. Özgürlüklerine aşırı düşkün, patavatsızlık derecesinde pratik insanlardır. Yay’ların yaşam çerçeveleri herhangi bir şekilde kısıtlandığı zaman, içsel bir biçimde alt üst olurlar.

Akılsızca risklere atılırlar. Yayların hayatı yeniliklere olan merakları ile karakterize edilebilir. Bilmedikleri şeyleri araştırıp, keşfetmeyi severler. Yaylar çok yönlü ve ayni anda ilgilenebilecekleri birkaç konu olduğunda mutlu olan kişilerdir. Kendilerini yorgun hissediyorlarsa, o konudan sıkılmış demektir.

Yay kadınları her zaman, her yerde görülen Polyanna’lardır. O heryerde yalnız yaşayacaktır. Gerçek şudur ki, O kalbi güven dolu bir çocuktur. Görünüşü o kadar saftır ki, kurtlara, tatlılıkta adam kandırma ustalarına ve şarlatanlara cesaret verir. Ne kadar akıllıca tartıştığını ve nasıl şaşırtıcı şekilde mantıklı olabildiğini bilemezsiniz. Kafası tartışma götürmez. Parlak ve zekidir ve herhangi bir tehlikeden kendini kurtaracak güçtedir. Ama kalbi savunmasızdır. Sık sık düşer ve yaralanır.

Yay’lar doğuştan savurgandırlar. Paraya hiç değer vermezler. Ve onlara bir doların ne demek olduğunu anlatmak epeyce zaman alır.

Sanatından bıkmadıkça, mesleğinin herşeyden önce geleceğini bilmelisiniz. Alkışların tatlı sesi kulaklarında çınlayan bis seslerinin heyecanı O’nun için sizin sıralayacağınız tüm büyüleyici romantik cümlelerden daha etkilidir. Seyahat perisi ona gezip dolaşma tutkusu vermek için her zaman yanıbaşında olacaktır. Yapabildiğiniz zaman siz de O’nunla birlikte tatile gidin. En iyi seyahat arkadaşıdır. Eğer birlikte gidemiyorsanız, bırakın kendisi gidip keyfine baksın…Döndüğünde bir sürü yeni fikirlerle gelecektir.

Yeri geldiği zaman duygusallığından yanına varılmaz. Yay kadınlarının çoğu mutfak işlerine bayılmazlar. Ama üzüntülü olduğunuz bir gün, sizi neşelendirmek için nefis bir kremalı tatlı yapabilir. Kendisinin de korkunç öfkeye kapıldığı zamanlar olacaktır. çok kırıldığı zaman, acı şekilde alaycı bir dil kullanabilir. Ancak daha cümlesini bile bitirmeden ne söylediğini unutur ve neden aklınızı bu söze taktığınızı da birtürlü anlayamaz. Çocukları herhalde O’na hayran olacaktır. O, çocuklarının yakın arkadaşı olacak ve onlarla sirk oyunu oynayacaktır. Hiç kimse konuklarını bir Yay gibi cana yakın bir şekilde ağırlayamaz.

Yay kadınının neşeli uyumlu arkadaşlığınında çöpcüden sizin amirinize kadar her sınıftan insana candan karşılandığını hissettiren bir özellik vardır. Yay kızının aslında neyse öyle kalmasına izin verdiğiniz ve kendisini eli kolu bağlı hissettirmediğiniz sürece yay burcundan Polyanna size üç ikramiye verecektir: sadakatini, güvenini ve sevgisini. Bu üçü birbirinden hiç ayrılmaz çünkü O sevgisini verdiği zaman arkadaşlığı da hemen onun yanıbaşında gider…


İşte ben buyum arkadaşlar…Ama bazen kimseyi üzmeyeyim derken, bir bakıyorum ki, bir sürü şeyden kendimce ödün veriyorum. Bunlar birike birike, öyle bir noktaya geliyor ki, artık hiç gözüm bir şey görmüyor ve en son noktayı koyup gidiyorum.
“Canım Ailem” dizisi evimizde televizyonun açılıp seyredildiği nadir programlardan birisi…Bir bölümde Feride’nin babasına hitaben yaptığı öyle güzel bir konuşma vardı ki….Kısaca, Feride, babasına, üç kızkardeşin babalarını üzmemek adına yıllarca doğruları O’ndan gizlediklerini, o üzülmesin diye hep kendilerinin üzüldüğünü, o üzülmesin diye çok istedikleri bir sürü şeyden kendilerini mahrum bıraktıklarını anlatmaya çalışmıştı. Bu konuşma beni o kadar etkilemişti ki…Hepimiz ne kadar, başkaları için, kendimizden ödün veriyoruz, değil mi?

Ben de geriye dönüp baktığım da aile içinde olsun, iş te olsun, aman onu üzerim, aman şimdi çok kırılır, aman böyle yaptığımı öğrenirse çok üzülür diye diye ne kadar kendimi kısıtladığımı, içimden gerçekten düşündüklerimi pek söyleyemediğimi görüyorum…Bütün bunlar yıllar geçtikçe, birikince, maalesef şimdi beni üzüyor…Çünkü hep neşeli, yüzü gülen, tartışmalar da pek sesi çıkmayan, hep orta yolu bulmaya çalışan Ece’yi görmeyen alışanlar, doğruları söylemek istediğimde, “kusura bakmayın, ben böyle olmasını istiyorum” dediğimde beni çok sert, acımasız buluveriyorlar…

Sevgili öğrencim ve şimdilerde arkadaşım Ayşe İspir geçen gece bana çok güzel bir söz söyledi ki…
” Ececi’ğim…Cevapsız sorulara cevap aramaya takılıp, içlerinde boğulup gidiyorsun..Cevapsız sorulara cevap aramak yerine, cevabını bildiğin işleri harekete geçirsen, enerjini bunlara harcasan, göreceksin, zamanla cevapsız sorulara da cevplar bulmaya başlayacaksın…” Çok teşekkür ederim Ayşe’ciğim…Bazı insanlar önüme tesadüfen çıkmıyor…Ayşe’de eminim hayatıma tesadüfen girmedi…Öylesine örnek alınacak bir insan ki…Her konuda olsun, kafam karıştığında fikrini alabileceğim nadir insanlardan birisi…Ne kadar şanslıyım ki, benim hayatımda bu gibi insanlar hep var…Darısı başınıza…

Nasıl karamsarım bugün değil mi? Yok, yok, bu ruh halim geçici…Yukarıda ki açıklamaya göre Yay burcu parlak zekalı ya, işte bende bir yolunu bulup kötü günlerden sıyrılırım, hiç merak etmeyin… Hayat felsefemi anlatan güzel bir hikaye ile özel konularımı bitiriyorum…Belki çoğunuz bu hikayeyi biliyordur ama ben bu hikayeyi her hatırladığımda, ilk okuduğumdaki gibi heyecanlanıyorum ve keşke herkes diğer insanlara bu kadar duyarlı olabilse, hayat ne güzel olurdu demekten kendimi alamıyorum. Kusura bakmayın, hikayeyi değiştirmiş olabilirim, nerede okuduğumu bile hatırlamıyorum…Hikayeyi bilenler varsa, ben, kendi sözlerimle ve aklıma kazınmış şekli ile anlatacağım.

“Bir hastane odası…Odada sadece bir pencere var, pencerenin kenarında ve pencereyi göremeyen öbür duvar kenarında olmak üzere odada iki yatak var. Duvar kenarındaki yatakta yerinden kalkamayan bir hasta yatıyor..Günün birinde pencere kenarındaki yatağa da bir hasta geliyor…Zaman geçtikçe, 2 hasta tanışıyor ve yataklarından sohbet ediyorlar.Duvar kenarındaki hasta o kadar karamsar, yaşamdan umudunu kesmiş ki, öbür hasta onun bu durumuna çok üzülüyor ve onu mutlu etmek için, pencereden göremediği şeyleri, o pencereye yakın olduğu için, ona aktarmaya başlıyor…Hergün sabah diyor ki:” Biliyor musun arkadaşım, dışarıda nefis bir hava var, bulutlar harika, hayat çok güzel, gökyüzü masmavi…” Ertesi gün: “Bak, bak, bak, önümüzdeki çimenlikte çocuklar koşuşuyor, hayat nasıl keyifli, rengarenk giyinmişler, kahkahalar atıyorlar.” Başka bir gün: ” Aaaa, bak çiçekler açmış, gördün mü arkadaşım, yaşamak herşeye rağmen çok güzel, doğa nefis, çiçekler, çimenler, mis gibi gökyüzü………” Hemen hemen hergün pencereden gördüklerini aktararak onu mutlu etmeye çalışıyor….Diğer hasta, önceleri arkadaşının anlattıkları ile kendine geliyor, daha iyi onu dinlemeye başlıyor, hatta arkasına yastık istiyor, yatakta doğrulabilmek için…Ama…bir süre sonra arkadaşını, onun göremediği şeyleri gördüğü için kıskanmaya başlıyor ve bu kıskançlık kısa bir zaman içinde de nefrete dönüşüyor. Velhasıl, birgün, pencere kenarındaki hasta, gece yarısı öksürük krizine tutuluyor, arkadaşından el kol hareketleri ile hemşireyi çağırmasını istiyor…Ama bizimkini kıskançlık öyle bir sarmış ki, ölürse onun yatağına geçip, tüm bu güzellikleri artık sadece o görebileceği için, arkadaşının aniden ölmesini diliyor ve hemşireyi çağırmıyor…Dileği yerine geliyor, arkadaşı ölüyor, hemen gece yarısı hemşireler, ölünün yatağını toparlıyorlar…Hemşire gelip bizim kalpsize soruyor: “Pencere kenarına sen geçmek ister misin?” Hevesle: “Evet, tabi ki.” diyor. Hemşireler yatağı yapıyorlar ve onu pencere kenarına taşıyorlar. Sabahı zor ediyor, uyandığında pencerenin perdesini bir açıyor ki dışarıda ne görsün? Boylu boyunca uzanan yan binanın tuğladan yapılma duvarı……..

İşte mutsuzken bile, başkalarına mutluluk vermek böyle bir şey….Şimdi, ben, güzel güzel, sizlerle dertleşirken nasıl boyama işlerine geçeceğim? Ama yukarıdaki hikayeden ders alırsak, kendi üzüntülerimi bir yana birakıp size yaptığımız güzel şeylerden bahsetmem lazım…..

Zaten onlara bakarken hemen kederlerimizi de unutacağımıza eminim….


Daha nice nice mutlu günlerde beraber olmak dileği ile….

24 Yorum on “>HAYAT BÖYLE BİRŞEY!!!”

  1. meugenia diyor ki:

    >Maravillosos trabajos¡¡ eres una gran maestra, se ve a simple vista que lo pasais genial todas.Besos desde España.

  2. >Sevgili Ece hanım sayfanızda bizlere hediye ettiğiniz desenler ve yayınladığınız bütün çalışmalar harika..Hepsi için çok teşekkürler.Profesyonel olduğunu iddia eden pek çok insan paylaşımdan kaçıyor.Sizinse gönlünüz çok zengin..Ayrıca yay burcu paylaşımınız için çok teşekkür ediyorum.Bende yay'ım.Bir kaç sene öncesine kadar ilgilenmezdim.Burcumu yeni öğreniyorum.Yazınızı okudukça aynı ben dedim durdum:)Bir de size bir mail göndermiştim,cevap alamadım.Belki gereksiz bir soruydu ama ben emin olamadımda.Selamlar..

  3. Kitchen Witch diyor ki:

    >Sevgili Ece hanim, Taa buralardan merak ve heyecanla surekli sizi takipteyim, Yaptiginiz calismalarla bana hep umut kaynagi oldunuz. Dediginiz gibi, herkesin kendine gore dertleri vardir mutlaka, ama siz ,hic yansitmadiniz bize. Sizin o yilmayan, neseli halinizi seviyor ve ornek aliyorum. En moralsiz oldugum zamanlarda, acip kanalB deki bi programi izlemek bile bana keyif veriyor. Sizin bir misyonunuz var artik, bizleri dusunup hoop hemen o keyifli halinize donebilirsiniz kolayca.. Burdan sizi takip eden herkes ayni derecede cok seviyor ve takdir ediyor. Iyiki varsiniz.. Bana buradaki yeni hayatima tutunmam icin bir dal olgunuzdan dolayi tesekkur ederim. sevgiler

  4. çınar diyor ki:

    >MERHABA;bu sizin yazılarınıza yazdığım kaçıncı yorum ama yazdığım yorumları göremiyorum. bir sorun mu oluşuyor bilemiyorum. gerçekten yaptıklarınız muhteşem, ellerinize sağlık hepsine saatlerce bakıyorum, ne kadar güzeller. sizin sayenizde bende bir şey yaptım. sizin sitenizde yazdığınız gibi şu kabartmaları yapmak için kullandığınız seramik hamurundan aldım fakat benim çıkardığım kalıplar kururken çatladı. bu konuda yardımcı olabilirseniz sevinirim teşekkürler.

  5. Sibella diyor ki:

    >Merhaba Ececim, ben de senin anlattıklarına yakın şeyler yaşıyorum son aylarda. Sen en azından işinin de bu olması avantajıyla boyamalarına da devam ediyorsun, benimse elim hiç bir şeye gitmiyor ne yazık ki uzun zamandır. Baharla birlikte bu keyifsiz halimizden kurtulup güzel günlerin geleceğini umuyorum ben canım. Bir de yukarda paylaştığın işlerden ikiye katlanan çiçek şeklinde sehpadan bende de var boyanmamaış, Bodrumda bekliyor. Onun üstündeki desen el boyaması mı yokda dekupaj mı yaptınız ? Merak ettim, ben de bu şekilde yapabilirim🙂

  6. Sibella diyor ki:

    >Ececim şimdi daha yakından bakınca sehpanın fotoğrafına, sanırım dekupaj gibi görünüyor. Çok beğendim, acaba temin edebileceğim bir desen mi ? Yardımcı olabilir misin ? Teşekkür ederim, sevgiler🙂

  7. MARİFETLİ PERİ diyor ki:

    >Ece'cim, ben de yay burcuyum. Yaşadıklarına üzüldüm. Ama önce insanların anlayışlı olması gerektiğini düşünüyorum. Empati kurabilseler herşey daha kolay olacak…Zaman zaman hepimizde aynı duygular olabiliyor. Hiçbirşey yapmadan, sadece durmak istiyoruz. Güneş açtıkça bu duyguların değişeceğine eminim. Biz buradayız, merek etmeyin.Bugün yine sizi izledim. Süt kutuları muhteşem olacak peçetesinden belli:) Çok beğendim. Yayınladığınız çalışmalar da çok çok güzel. Herkesin eline sağlık.Şimdi gidip yay burcunun özelliklerini öğreneyim. Bakalım beni de anlatıyor mu? Sevgiler ve size gülmek çok yakışıyor…(Vay be, çok uzun yazmışım:))

  8. hayatadair diyor ki:

    >ben de bir "yay" olarak arada bu duygulari yasiyorum,sana verebilecegim tek tavsiye ;seni üzen,cekemeyen,negatif elektrik veren,bunaltan , yanindayken kendini rahat hissetmedigin herkesi hayatindan cikar…Ben de malum yurtdisinda yasiyoruz ,tüm dostlarimiz türkiyede,disarda yasarken tek arkadasim olsun diye ,yalniz kalmayayim diye birsürü gereksiz insana gereksiz degerler verdim,bunlarin tüm yaptiklarina tahammül ettim…ama yanilmisim…care olarak da artik en ufak bir negatiflik hissettigimde uzaklasiyorum o insanlardan,merhaba-merhaba arkadasligi olarak sabitliyorum onlari…pek de rahat ettim denebilir..gercekten ne kadar az insan varsa cevrende o kadar kiymetli oluyorlarmis…Bir de biz "yay"lar icin muhtesem bir desarj yolu da geziler…1-2 gün de olsa yakin uzak farketmez,dogayla cevreyle basbasa ufak bir kacamak her seyi netlestirebiliyor kafada…kim ne düsünür? kirilir mi üzülür mü? fazlaca hassas olmak hem ruh hem de beden sagligini fazlaca bozuyor gercekten…ufacik,hafif bencillik tavsiye ediyorum,bu kadarinin hem etrafa zarari olmaz hem de bizi dis etkilerden korur diye düsünüyorum..kalp dogru söyler de aslinda,beyin karisir ise…..

  9. neduk diyor ki:

    >Sevgili Ece Hanım'cığım. Mükemmeliyetçilikten vazgeçiniz. Herşey zamanında ve düzgün olmayıversin. Fazla insanla haşır neşir olmak çok yorar kişiyi.Ara sıra mola verin.Hem ev, hem annelik, eşlik ve iş böyle yapar insanı.Hepimize oldu zaman zaman. İnsanlar bu yüzden yıpranıp yaşlanıyor.Çabuk atlatmanızı dilerim. Atlattığınızda siz de başkalarını teselli etmek için tecrübe kazanmış olacaksınız.Sevgiler.

  10. hepsusluydum diyor ki:

    >Merhaba sevgili Ece, hayat güzel biz de tadına varmakla sorumluyuz,gerisi hikaye…Kocaman sevgilerimi yolluyorum size..Yine harikalar yaratılmış ellerinize sağlık..Zehr@

  11. Zeynep diyor ki:

    >Sevgili Ece abla ben aslen Selanık goçmenıyım 14 martta Annanem bıze yumurta boyar, sabah kahvaltıya cevız felan koyardı.sonra agrıyan yerlerımıze mesela basımız falan agrıyorsa kulagımıza ıp takardık. şimdi ne alaka dıyeceksınız butun bunların nedenı kıs çıkarken butun enerjımızı alıp goturur ama mart ayında butun bıtkılere ve doga canlanır ve bbızım bedenımıze de saglık gelır.ben buna çok ınanıyorum. bu tur ınanıslar halen balkan ulkelrınde var. yanıbence yakında herkes yenıden enerjısıne kavusaqcak. sevgılerle…

  12. nur diyor ki:

    >seni çok seviyorum ece …öyle şanslıyım ki seni tanıdığım için …hepimiz benzer duyguları yaşıyoruz sıklıkla işin kötüsü büyük bir bilinçle…geçeceğini ne kadar iyi bilsekte bazen elde değil üzülüyoruz işte…bende size çok sevdiğim bir hikayeyi ve kendime her daim hatırlattığım sözleri aktarmak istiyorum…aklımda kalanı bu şekilde yanlışlık varsa bilenler anlar zaten …çok eski zamanlarda bir sultan yaşarmış bir gün hizmetkarlarından bir yüzük istemiş ve üzerine öyle bir yazı yazılsın ki demiş ben çok mutlu olduğum anda onu okuduğumda hüzünleneyim ve çok mutsuz olduğum anda onu okuduğumda mutlu olayım …aramışlar taramışlar yok ..en sonunda bir derviş bulunmuş ve hazırlanmış yüzük …huzuruna getirdiklerinde minicik yüzüğü görünce öfkelenmiş..yalnız göz bebebekleri üzerinde ki yazı ya iliştiğinde işte bu demiş…yüzüğün üzerinde BU DA GEÇER yazıyormuş…ben çok etkilenmiştim ilk okuduğumda ve en mutlu anımda ve de mutsuzluğumda bunu hatırlatırım kendime …elbet sende arkadaşlarda biliyoruz amaç paylaşmak nasıl mutlu ediyorsan bizleri mutluluğunla ,elbet mutsuzluğunuda paylaşacaksın ve paylaştıkça sevgi çoğalacak hüzün çok uzaklara kaçacak ..insanız hepimiz nihayetinde, bu da geçecek elbet bu da geçecek…ayrıca nasıl bir güzel yüreğe sahipsiniz ki bunları bizimle paylaşıyorsunuz işte ben buyüzden sizi çok seviyorum iyi ki varsın ece …kocaman sarıldım sevgimle nur

  13. ebru diyor ki:

    >Merhabalar Ece hanım, umarım çok kısa sürede kendinizi daha iyi hissetmeye başlarsınız. insan kendini düşünmeyi çok kolaylıkla erteleyebiliyor ama sonunda enerji bitince toplanmak biraz zor ve uzun oluyor. ben sizin hotmailinize bir mail attım, müsait olunca okursanız sevinirim. selamlar, ebru

  14. aksungur46 diyor ki:

    >ececiğim yazını okudum.canım sıkıldı.canım hayat dediğin kişinin ömür boyu yaptığı organizasyondur.sen yaparsın bozulur yanisini yaparsın.yeterki yeniden yapma gücünü kaybetme ve aldırma gönül aldırma buda gelir buda geçer.seni çok öptüm.güçlü ol

  15. CRESCENT diyor ki:

    >Anlattıklarınızda kendimden de bir şeyler buldum, sürekli iyiniyetli pozitif olmaya çalışmak her zaman işe yaramıyor sanırım dengeyi bulmak gerekiyor…Renk tutkunu biri olarak ürünlerinizdeki renk cümbüşü beni çok cezbediyor:)Yine hepsi çok güzel…

  16. guest from izmir diyor ki:

    >Guzel gulen gozlerinizden isik hic eksik olmasin.Hayatimizin her doneminde malesef enerjimizi azaltan,bizi uzen insanlar oluyor.Ama sizin o kadar guzel bir enerjiniz,hayata o kadar guzel bir bakisiniz var ki bunu tuketmeye kimsenin gucunun yetecegine inanmiyorum.Yeni gelen baharin tum tazeligi,gunesin tum sicakligi ustunuzde olsun.Unutmayin siz bizim isik kaynagimizsiniz.Sizi cok seviyoruz. Seyda

  17. Beyazkkelebek diyor ki:

    >Merhaba Ece hnm, sizi özlemiştik.Neyseki hayat dolu işlerinizle ve yazılarınızla geri döndünüz ne mutlu bize.Hepimiz farklıyız ve farklı hayatlar paylaşıyoruz bu dünyada.Ama en önemlisi sevdiğimiz bizi mutlu yapan sevdiklerimizle, işlerimizle meşgul olmak.Zaman gerçektende en büyük ilaç.Günler, aylar yıllar geçtikçe geri dönüp baktığımızda üzerinden zamanın akıp gittiğini görüyoruz. Hayat istediğimiz gibi gitmiyor malesef,bazende bu tarafından bakmakta da fayda vardır belki bizim için bu daha iyidir diye düşünmek gerek.Birazda şu harika işlerinizden bahsetmek istiyorum.Bu kadar güzel bu kadar neffis şeyler Ellerinize ve ruhunuza sağlık.Sözlerime bitirmeden çok hoşuma giden bir sözle noktalamak istiyorum.Karıncaya sormuşlar; '' Nereye gidiyorsun? '' Dostuma '', demiş.'' Bu bacaklarla zor '' demişler.Karınca; '' Olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş…. SEVGİ VE TEBESSÜMLE KALIN…

  18. imez diyor ki:

    >en son yazdığınız günden beri hergün tekrar tekrar kontrol ediyordum bloğunuzu.bakalım hangi güzellikleri paylaşacak Ece Hanım bizlerle diye.bir kaç gündür ihmal etmiştim şimdi baktığım da yazdığını görünce öyle kızdım ki kendime kaç gündür bu güzellikleri görmekte gecikmişim diye.ama yazınız içimi burdu.insan tanımadığı başka birini ne kadar sevebilir tahmin etmek zor.ben sizi çok seviyorum üzülmeniz beni de üzdü.ama hayat işte hem üzüyor hem sevindiriyor.hayatınız elinizden çıkan güzelliklerden çok daha güzel olsun.sizden öğrendiklerimi uygulamaya çalışıyorum bittiğinde size göndericem yorumlarınız çook önemli benim için.sizi seviyorum.Emine…

  19. minimalist diyor ki:

    >Eskişehir'de yaşıyorum hafta sonu Ankara'ya geleceğim sizi yeni keşfettim. Gelir gelmez hemen adresinizi bulacağım. Yakından görmek istiyorum herşey; çok şirin ve çok güzeller; almak istediğim bir çok obje var. Görüşmek üzere :))

  20. Anonymous diyor ki:

    >Ece Hanım,Öncelikle sözlerime dün gittiğim geç kalanlar isimli tiyatroyu belki gitmişsinizdir ama ben çok beğendiğim, o nedenle sizinle paylaşmak adına size tavsiye ediyorum. Hayat biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir. Bu sözü çok seviyorum çünkü üstteki tavsiye ettiğim oyunu beğenmemdeki konu yatıyor temelinde…Yürekten paylaşımınız için kendi adıma müteşekkirim. Bahsetmiş olduklarınızla tas tamam uymasada her insanda olan o lodos durumları bendede mevcuttu şu son aylar. Neyse ki geçti, geçerken çevrende ve sende açtığı tahribatlar önemli gerçi. Çünkü ben çok nadir o duruma gelen bir insanım geldiğimdede çıkışı bilsemde bocalar dururum bilmemezliğin içinde. Eğer Çok fazla vericiyseniz bir gün normal sıradan ve size davranılanlar gibi davrandığınızda indanlar sizi değişti kabul ediyor. Oysa siz hep aynı sizsinizdir. Değişen hiçbirşey yoktur. Sadece kalabalıklarda bile yalnızsınızdır, bunu görmezler ve her insan gibi kendine yontarlar. Az evvel belirttiğim lodos gibi …önemli olan lodoslar değil lodosta bile görebildiğiniz o liman. Bu illaki bir sığınak gibi değil bir elin kapıya gidişi olarakta algılanabilinir. Sizi görmesemde yüreğinizi ve paylaşımlarınızı çok seviyorum. Bu güne kadar hep mail yazdım blogunuzu takip etmediğimi zannetmeyin hep takipçinizdim. Bugün o içten paylaşımınızı okumak hem atlattığım o süreci aklıma getirdi hemde sizin candan oluşunuz çok hoşuma gitti. Kötü bir durumdan pay çıkardım kendime bakın🙂 tüh kaka ben. Kötüyüm ben sanırım…sadece şunu bilin siz içinizde olduğunuz durumda zaten sorduklarınızı değil cevabını bilipte toparlayamadığınız cümleleriniz tarafından hapsediliyorsunuz. Puzzle gibi. Karmaşık ve bir o kadar basit. Ama gelip geçici ve umarımki kısa sürelidir. Bana geldilermi pir geliyorlar sormayın🙂 Neyse kış kış durumları olduda gittiler sonunda. Hikayeniz içinde çok teşekkürler ayrı bir tat bıraktı efendim damağımızda. Bu güzel günün sizi olumsuz kara bulutlardan arındırmasını temenni ederim. Çünkü çok güzel yüreği olan bir insansınız. Notcuk: Kış bakim olumsuz kötü şeler bozmayın Ece'nin moralini. Sıkmayın canını uf yaparız size hııııı kızarım bak🙂 gülün bakim…Seda

  21. çınar diyor ki:

    >merhaba cevabınıza çok sevindim. o zaman şunu sorayım seramik hamuru aldım. sanırım kabartmaları seramik hamuru ile yapıyorsunuz. daha önceki yazılarınızdan öyle okumuştum. seramik hamuru (efaplast) önce hamuru açıyorum. sonra üstüne yapıştırmak istediğim resmi kesip yapıştırıyorum. sonra kenarlarından maket bıçağı ile kesip kurumaya bırakıyorum. böyle yaptığığım bazı hamurlar kuruyunca çatladı. acaba çok ince açtığım için mi? bu konuda kabartmayı nasıl yaptığınızı anlatabilirseniz çok sevinirim. teşekkürler…

  22. Anonymous diyor ki:

    >Hello,I have developed a new clean web 2.0 wordpress theme.Has 2 colours silver and blue, has custom header(colour or image).I am curently working on it, so if you have suggestions let me know.You can view live demo and download from here http://www.getbelle.comIf you found bug reports or you have suggestions pm me.Wish you a happing using.many thanks to [url=http://www.usainstantpayday.com/]USAInstantPayDay.com[/url] for paying the hosting and developement of the themeasydrapse

  23. zeyno diyor ki:

    >canım senin mutsuz olmana kıyamam.biliyorum biran önce sorunlardan kurtulcaksın diliyorum çünkü iyiliklerin karşına çıkacak eminim bundan,kendini yıpratma seni seviyorum buna dayanamam.tüm iyilikler senin peşini bırakmasın.sıcacık kucaklıyorum,öpüyorum zeynep bayram

  24. Gul diyor ki:

    >merhaba uzun zamandır takip ediyorum sizi; yürekten tebrik ederim . bende bu yıl başladım ahşap boyamaya oldukça acemiyim ama son derece zevk alarak yapıyorum, zamanla daha iyi olur umarım.bir ara sayfama bir göz atarsınız değil mi ?:))sevgilerimi gönderiyorum kolay gelsin


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s