>Müjdeli Haber!!!

>

DSC_0176

Malum dekorasyon işine Alaçatı’daki ASMAHAN otelle bir girdim, ne olduğunu anlayamadan üstüste dekorasyon işlerim oluverdi…İnanın bazen sabah evden 8.30’da çıkıp gece 11’de eve girdiğim oluyor…..Hepsi çok güzel devam ediyor..Otelin ufak tefek işleri kaldı…Zannedersem 1-2 hafta içinde Alaçatı’ya gidip tüm yaptığımız eşyaları yerleştireceğiz ve güzel fotoğraflarla sizlere geri döneceğim.

page

Şimdi gelelim asıl haberime….

Günlerim nasıl yoğun geçiyor…Öğrencilerimiz azalsa da atölye çalışmalarımız 016

devam ediyor…Akşam 5’te ders bitiyor, hadi başlıyor, bu sefer de sucu, elektrikçi, fayansçı işleri…

Bazen eve dönünce, kapını önünde oturup kalıveriyorum, ancak 1 saat dinlenince içeri girebiliyorum…DSC_0203

Ah şu kız arkadaşlarım var ya….

Çok güzel bir güzel söz var.

“Gerçek kız arkadaşlarımız, tanrının bize vermeyi unuttuğu kız kardeşlerimizdir…”

diye…

Bu sözü çok seviyor ve doğru buluyorum…Sağolsunlar, arada onlarla stres atmasam herhalde tekrar şarj olmak pek bir zor olurdu…DSC_0186Aygün?? ama sen nerelerdesin kardeşim?Artık lütfen şu akşam yemeklerimize katıl…

İstanbul’a gitme sebebim de birazcık planlarımı gerçekleştirmek içindi….

Televizyondan olsun, atölyeye gelen telefonlar, blogdaki mesajlar…hemen hemen hepsi…… ahşap ve dekoratif boyama yapan kişilerin doğru fikirlere, ipuçlarına, güzel resimlere ne kadar ihtiyacı olduğunu bana gösteriyordu….

Ben de uzun zamandır onlar için ne yapabilirim diye düşünüyordum ki……

Aklıma güzel bir fikir geldi….

Aslında uzun zaman, daha kapsamlı ve olanakları daha fazla olan bir televizyon kanalı aradım durdum….Ama ne yazık ki, hemen hemen hepsi İstanbul’a taşınmam gerektiğini belirttiler…

Şimdilik hiç böyle bir planım yok…

Eeeee, ne yapacağım, bu kadar çok, güzel boyama yapmak isteyen arkadaşlarım, blog dostlarım, televizyon izleyicilerim varken ne olacak şimdi?

Önce kanalB’den…., programımızı….. nasıl geliştiririz toplantısı….. istedim…Yavaş yavaş da olsa……….. değişik fikirlerimi……….. kabul etmeye başladılar…İyi haber…

Ama yine de bana yeterli değildi…

Sonra birden kafamda ampuller yandı….

İşte bu ya, dedim……., en güzel, bu sayede herkese ulaşıp, sert zemin boyama konusunda ne biliyorsam aktarabilirim…

Vallahi, her eve döndüğümde, yeni bahçemde sizler için, çok sıkı çalışmalar yapıyorum…Hatta bu sayede günün yorgunluğunu da bir güzel atıyorum…006

DSC_0054

Merak ettiniz mi? Ha ha ha ha…….

Nedense, sizleri meraklandırmak bazen çok hoşuma gidiyor….

DSC_0196

Sizleri çok seviyorum ve hepinize güzellikler dolu, neşeli, güneş dolu bir haftasonu diliyorum….

>Yeni Hayranım Bahar’a Nispet…………

>Bahar adlı izleyicimin( galiba ilk defa bana yorum yazıyor), yorumunu sizlerle mutlaka paylaşmam lazım…Defalarca okudum, bir yandan çok güldüm, bir yandan gözlerim doldu……

Bahar ve yazdıkları:
ece hanım merhaba, birazdan buraya yazacaklarım inanın mecazi cümleler değil, tam tersine çok içten ve gerçek olacak. Ben sayfanıza her baktığımda içten içe ağlayan bir insanım. herkesin söylediği gibi çok güzel şeyler yapıyorsunuz,ama biz neden bunlara sahip değiliz. ben burda istediğim en basit dolap şeklini bile mobilyacılara anlatamazken siz nasıl bu kadar hoş şeyleri yaptırabiliyorsunuz? ben en son ne zamanbaktım sayfanıza inanın hatırlamıyorum. çünkü baktıkça kendimi artık kötü hissediyorum. Önceden terapi gibi gelen sayfanız bana şimdi haset duygusu veriyor valla. ama bugün bir kumbara yaptım ve ilk paramı da az önce attım. belki o kumbara dolduğumda sizle tanışma fırsatım olur ve belki benim evime de sizin güzel elleriniz değer. burda yemin ediyorum sizinle tanışma fırsatımız olmadığı sürece o biriken paraların tek kuruşu bile harcanmayacak. sizi hem çok seviyorum, hem de deli oluyorum.sevgilerle
bahar

Ah Bahar’cığım, seni güzel yanaklarından çok çok öpüyorum ..Ne kadar güzel bir yazı yazıp duygularını ifade etmişsin…Ben de seninle tanışmayı sabırsızlıkla bekliyorum…Yorumlarını benden lütfen esirgeme…İnan, gecenin bu saatinde yorgunluk falan kalmadı.

Bahar’ın yorumunu yayınladım ama asıl teşekkürüm herkese....Bunca yoğun hayat koşuşturmasının arasında beni takip eden ve üşenmeden bana uzun uzun yorum yazan herkese…..
Bir evvelki yazıma(İLK OLMAK)karşılık benim için en değerli olan yorumlarını yazmak zahmetinde bulunan
Nur’a,
Çiğdem’e,
Kitchen Witch’e,
Lolipu’ya,
Fidoş’a,
Neri’ye,
Lavanta Bahçesi’ne,
Marifetli Peri’ye,
Nefise’ye,
Çınar’a,
Şehnaz’a,
Minik’e,
Pınar’a,
Neduk’a,
NUR’a,
guest from Izmir’e,

ve bana yazamayan ama beni severek takip ettiklerini bildiğim herkese destekleriniz için binlerce kez teşekkürler…

Ah ben sizin için ne yapayım bilmem ki?2-3 hediye resime ne dersiniz? Yine internetten bulduğum, yüksek çözünürlüklü birkaç resim var…Ben çok beğendim…Şöyle bir yağlı boya ya da mumla eskitme ya da beyaz eskitme bu resimlerle nasıl olur sizce?
(2-3 derken yine bir sürü resim buluverdim….Güle güle kullanın…)

36_93925_robert-gemmell-hutchinson_sea-gulls-and-sapphire-se

Yal_Boya_Resimler_tablolar_nl_Ressamlarn_sanat_resimleri_103

Tam ekran yakalama 09.06.2010 193137

bale

Tam ekran yakalama 09.06.2010 193332

Tam ekran yakalama 14.06.2010 212753

Tam ekran yakalama 09.06.2010 193538

Tam ekran yakalama 09.06.2010 193355

Bari, hem Bahar’a nispet yapmak için , hem sizleri alıp şöyle bir maziye götürmek için, eskilerden bir küçük derleme yaptım…..

En güzel günleri diliyorum.

114-1482_IMG

IMG_1336

IMG_1437

316

099

114-1482

237

181

048

115-1547_IMG

469

IMG_1358

025

002

IMG_1474

IMG_1467

015


>İLK OLMAK!!!!

>
Biliyorum…….., Kanal B‘den beni takip edenler, bugün neden ekrana çıkmadığımı merak etmişlerdir. Maalesef, program süremiz kısıtlı olduğu için, benim, program sonrası hemen toparlanıp çıkmam gerekiyor, benden sonra, bana ait dekorun olduğu yer bazen gelen diğer konuklar tarafından kullanılıyor.. Bugün, normal koşullarda benim toparlanmama yeten 5 dakika aranın yetemeyeceği bir müzik korosu olduğu için, bir haftalık yerimi onlara bıraktım ama merak etmeyin, haftaya kaldığımız yerden sizlerle birlikteyim. Her zaman önerilerinize açığım…Ekranda yeni birşeyler yapmak istiyorum…Belki sizinde aklınıza birkaç fikir geliyordur…Değişik fikirlerinizi bekliyorum.

Bugün beni çok heyecanlandıran ve keyiflendiren bir “mail” aldım…

Belki bilmiyorsunuzdur diye önce uzun bir açıklama yapmam gerekiyor….Hediyelik ambalaj kağıtları boyutundaki dekopaj kağıtları bir ara Türkiye’de çok kullanılıyordu. En popüler olanı “Finmark”markasıydı…Maalesef bir süre sonra, bu kağıtları ithal eden firma, “Finmark’ı” getirmez olunca bizler de başka kaynaklara yöneldik. Aslında hala internetten erişebilirsiniz. http://www.finmark.com.au


Ay, size web sayfasının adresini kopyalayayım derken, kendimde “Finmark’a” bağlandım ve yarım saattir kağıtlara bakıyorum…Ne anılarım aklıma geldi, ne yapsak acaba?….., Finmark kağıtlardan atölyece tekrar mı istesek?

Neyse konumuza dönelim….Tam hatırlamıyorum, 8 sene olmuştur herhalde…O zamanlar yeni arayışlar içindeyim ve ben her zaman ki gibi internetin başından ayrılmıyorum..Bir gece, dekopaj kağıtları ararken bir siteye girdim. Aman Allahım…..Nasıl güzel kağıtlar bunlar…Nasıl getirteceğim bunları diye diye sabah oldu…Bir italyan sitesi idi ve bildiğiniz üzere italyanlarla anlaşmamıza, hele bir de internetten anlaşmamıza imkan yoktu…( İtalya’daki sevgili Pınar, nasılsın, …seni çok seviyorum……)

Uzun süre bir yöntem bulmaya çalıştım, bu güzel kağıtlara erişmek için…..Sonra aklıma o zamanlar, İstanbul’da Plaid ürünlerinin ana Türkiye distribütörü olan Semih Yener bey geldi…Kendisiyle iş dolayısı ile birkaç defa görüşmüştük ve yeniliklere çok açık olduğunu biliyordum…İstanbul ziyaretlerimden birinde, depodan atölye için alışveriş yaparken, Semih beyin yukarıda çalıştığını öğrendim ve hemen “Calambour” diye bir dekopaj kağıdı bulduğumu aşağıdakilere söyledim ve, “acaba Semih bey araştırabilir mi, getirtebilir mi?” diye rica ettim…Semih bey bilgisayardan hemen önümde internet sayfasına baktırdı…”Evet, gerçekten çok güzelmiş” dedi ve kısa zaman sonra, meşhur “Calambour” kağıtları Türkiye’ye Semih Yener tarafından getirtilmeye başlandı…

Yani arkadaşlar, gizli kahraman benim…

Şaka yapıyorum tabi ki, kahramanlıkla ilgisi yok…Benim için, o an, sadece önemli olan o kağıtlara bir an evvel ulaşmak ve öğrencilerimle kağıtları paylaşma mutluluğunu tatmaktı ve böylece “Calambour” kağıtlarını yıllarca kullandık ve hala da kullanıyoruz.

Ne kadar uzun yazdım, inşallah sıkılmadan hala okumaya devam ediyorsunuzdur…

Gelelim, bugünkü olan güzel olaya!!!!!!!!!

Öğleden sonra, maillerime bakarken, İtalya’dan bir mail aldığımı fark ettim ve meraktan hemen açtım…Ay, hiç tahmin edemezsiniz mailin kimden geldiğini……

“Calambour” kağıtlarının büyük patronundan….

Önce okuduğuma inanamadım, bir daha okudum…İtalyanlar hala aynı İtalyanlar… İngilizce çok feci…Anladığım kadarı ile, maili yardımcısı yazıyor ve diyor ki” Sevgili Ace Hanım (yok, yok yanlış yazmadım, böyle yazmışlar…)Patronumuz, sizin blogunuzu görmüş ve yaptıklarınızı çok beğenmiştir. Calambour kağıtlarının bu kadar güzel örneklerde kullanılmasından gurur duymuştur.Acaba Calambour olarak, bizim yapabileceğimiz birşey var mı?”

İşte budur…Birşey yapmaları gerekmez…Bu mektubu bile almak beni havalara uçurmaya yeterliydi…Cevap olarak, ilk aklıma geleni söyledim, beni çok onore ettiklerini, katalog ve örnek kağıtlar gönderebileceklerini söyledim….Tabi, şimdi akşama doğru aklıma bir sürü fikirler geliyor, hele bir toparlayayım, galiba onlara uzun bir mail daha yazacağım gibi geliyor…..

Calambour’un büyük patronundan olsa gerek, bugün, özellikle bugün, bazı konularda kendimle çok gurur duyuyorum…

Mesela, çöp poşetliği diye kullandığımız uzun duvar kutuları var ya, onu da ilk Türkiye’ye tanıtan benim…Şimdi yazarken bile mutluluk duyuyorum…Neredeyse 10 sene evvel, heyecanla çizdiğim, santimlendirdiğim ve sonradan “çöp poşetliği” diye adlandırdığım bu yeni “şeyi” Münir Usta’ya teslim ettim…Münir Usta yapar yapmaz, aman, atölyede bir tutuldu, bir tutuldu, herkes boyar oldu…İşin kötüsü o zamanlar, tümünü elle boyuyorduk, nasıl zor, nasıl zor….Neyse sonradan “çöp poşetliği”mizi boyamak için daha kolay yöntemler bulduk ta bir nebze rahatladık… Sonradan bütün Türkiye’ye yayıldı, bütün ustalar iz yaptık diye çöp poşetliği üretir oldular…Olsun, ben yine de çok mutluyum…

Yine, böyle güzel bir ürünüm var, “mağaza poşeti”(henüz güzel bir isim bulamadım) şeklindeki yeni çizimim……Yavaştan, yavaştan her yere yayılıyor…

İnanın, çok içten söylüyorum, bunlar bana sadece mutluluk veriyor, kesinlikle “vay, benim çizdiklerimi kopyalamışlar” gibi düşünmüyorum,onları benim yarattığımı, Türkiye’ye benim tanıştırdığımı sadece benim bilmesi bile çok gurur verici…


Aynı gurur verici şeyler, ilk defa benim tarafımdan kullanılan teknikler için de geçerli…Bunların neler olduğunu, dekoratif boyama ile uzun zamandır uğraşanlar eminim biliyorlardır…Bu işe yeni merak salanlar için ise, hangi teknik, kim tarafından yaratılmış, zaten bir önemi yoktur ki..O yüzden tek tek isimlerini yazmayacağım…

Arkadaşlar, sizlerden 100 tane güzel şey duyuyorsam, 2 tane de beni üzen şeyler duyabiliyorum…Her zaman emek harcayan ve verici olan insanları çok takdir eden biri olarak, tabi ki, ben de, harcadığım emeklerin, uykusuz gecelerimin, fiziksel yorgunluğumun karşılığında “aman, biz, o teknikleri zaten daha evvelden de biliyorduk” denmesi yerine, insanca, medeni bir şekilde takdir edilmeyi bekliyorum… Atölyemle, yapılanlarla, sadece manevi kazanç gayesi ile yarattığım bu blog sayfamla gurur duyuyorum ve bazı teknikler çok evvelden bilinse????? bile, ilk defa bu kadar güzel yapıldıklarına eminim…Ne dersiniz?

Sadece kendim için demiyorum….Savunmam, tüm el işi yapan değerli, profesyonel arkadaşlarım için…… Yurtdışında veya sanatsal faaliyetlerini örnek aldığımız Amerika adlı ülkede, yaratıcı ve lider olan insanlar nasıl el üstünde tutuluyorsa ve o insandan sonuna kadar yararlanılıyorsa, gelin, biz de Türkiye’de el işlerine emek veren bunca insanı, yermek yerine, yükseltelim ve onların vericiliklerini artırıp bizde bilgilerinden yararlanalım…

Birbirimizin enerjisini kesmek yerine, farklılaşarak kendimizi ön plana çıkarmaya çalışalım ve kendi alanımızda markalaşmaya çalışalım…

Hazır aklıma gelmişken, geçen haftalardaki İstanbul ziyaretimde beni karşılayan, evinde ağırlayan, her istediğim yere beni götüren, yediren, içiren sevgili Meltem’ciğim’e çok teşekkür ediyorum.Rekabetçi bir dünyada, arkadaşlığımızı uzun zamanlar götüreceğimize inandığım Şermin Hanım’a da çok teşekkür ediyorum… Kendileri, aşağıdaki masal dünyası gibi olan güzel atölyenin sahibi…Yakında el boyaması dersleri ile İstanbul’lularla birlikte olacak….İznini almadığım için telefon veya adres şimdi yazmıyorum ama kendisi ile görüştükten sonra mutlaka buradan tanıtımını yapacağım…

Diğer takdir ettiğim değerli kişi sevgili Filiz Türkocağı.


İstanbul’a ayağımın tozu ile varınca soluğu Filiz Hanım’ın kanaviçe sergisinde aldık…Gerçekten enfesti…Ellerinize sağlık Filiz Hanım…Bu arada hediye gönderdiğiniz “Merhaba Kızı” kanaviçe örneğinize çok çok çok çok teşekkür ediyorum….

Ben, şu an için craft ve boyama konusunda çok emek harcıyorum ve anlayacağınız üzere,
Ece Aymer
ismi meşhur oldukça, maalesef galiba çekememezlikler başlıyor, dedikodular başlıyor, tabi biraz üzülüyorum ama bir süre sonra, bu bana daha da enerji veriyor ve sizler için daha ne yapabilirim diye kafa patlatmaya devam ediyorum…

Müjde vereyim, Türkiye’de yine, yeni bir ilk daha yaratmak üzere çalışmalarıma tam gaz devam ediyorum.Daha detaylı haberler pek yakında…..

Biliyorsunuz, organizasyonların ve şirketlerin yücelttiği ve reklam amaçlı acaip desteklerin verildiği bazı yabancı ünlü craft sanatçıları ülkemize çok büyük paralarla getiriliyorlar…Size birşey itiraf edeyim, yabancıların bana yazıp “Ece Hanım, bu kadar güzel şeyler görmedik, nasıl destek olabiliriz?” gibi güzel tekliflerini, ben, kendim, Türk firmalara bizzat teklif ediyorum…., “Arkadaşlar, beni kullanabilirsiniz, ben Türkiye’deki herkese erişmek istiyorum, buyrun ben ayağınıza geldim” diyorum, kimse kılını kıpırdatmıyor, herkes sadece ticaretini düşünüyor, ne satarım, hangi boyadan daha nasıl kar ederim diye hesaplar yapıyor…Yani,hemen önlerinde, kendi vatandaşlarına daha iyi örnekler sunabilecek biri varken, neredeyse, bizim anaokullarında yapılan craft çalışmalarını, sizin gibi hanımlara öğretmeye çalışan yabancı craft artistleri otel, uçak, yiyecek, gezi vs. masrafları karşılanarak Türkiye’ye getirtiliyor ve ticaret yapılmaya çalışılıyor…

Eeeee, şimdi ben ne yapacağım?, maalesef, yabancı şirketlere yazılar yazıp, destek talebinde bulunacağım…Doğru düşünmüyorum mu arkadaşlar? Bu konuda da önerilerinize, desteklerinize açığım…

Umarım, içinizi karartmamışımdır…

Sizleri çok çok öpüyorum.











>SİZLERİ ÖZLEDİM…..

>048

Merhaba Arkadaşlar,
Uzun bir ayrılıktan sonra, en nihayet, sizlerle paylaşabileceğim bir kaç saat buldum…
Bu az zamanımı, müsadenizle, bol resimle değerlendirmek istiyorum.
Yukarıdaki dolap kapağı ile başlayayım.Bugün derste Suzan hanım yaptı.O kadar sevimli ki, bol bol resmini çektim.
054
054

Kahverengi boyayıp, mum sürdük. Mavi boyayıp zımpara yaptık. Hamur ile resimleri kabarttık…Tabi, en büyük esprisi Mehtap’ın kestiği küçük pano oldu.Onu da telle bağlayıp kulpuna astık.
049-1

Ya bu sevimli arkadaşlara ne demeli?…Resimler zaten güzeldi.Bir de hamurla kabartılınca, enfes oldular. Ellerine sağlık Beril.
060

061

062

061-1

Uzun bir aradan sonra yine el boyaması bir kapı asacağı yapabildik. Bu çalışmalardan o kadar keyif alıyorum ki, hani devamlı böyle çalışsak, sanki hiç sıkılmam gibi geliyor.
085

Biraz uzaktan çekmişim galiba.Buyrun, bir de yakın plan çekim…….

059

Daha neler var derseniz şayet……….
083

077

075

Derin hanım’ın cam kavanoza yaptığı bu çalışma da gerçekten hem çok değişik hem de çok şık oldu…
066

Atölyeyi bu aralar Mehtap ve Yasemin götürüyorlar…Sağolsunlar…..Dekorasyon işleri ile o kadar yoğunlaştım ki, umarım alnımın akıyla hepsini kısa zaman sonra bitireceğim. Biliyorsunuz İzmir Alaçatı’da bir otelin içi dekorasyonunu yapıyorum…Oda mobilyaları en nihayet nakliye ile yola çıktı. Şimdi perdeler, baza etekleri, gardrop perdeleri vs. dikiliyor. Mutfak da yapılmaya başlandı..Bütün bu aşamalar da Savaş Usta’nın
ve Erdal Usta’nınellerine sağlık….Tasarımlar her ne kadar bana ait olsa da, yapım ve boyama aşamaları onlara ait…Üretim aşamasında Erdal Usta ve Savaş Usta tüm problemleri benimle birlikte sakince atlattılar ve çok güzel mobilyalar ortaya çıkardılar. Resimlerden sizlere azıcık mobilyalar hakkında tiyo verdim galiba…Asıl güzel resimler, otel açılınca gelecek…Herşey öyle güzel oldu ki…

Benim evde de bahar temizliği falan derken epey bir yenilikler oldu. Antrem……. biliyorsunuz tümden değişti.Şimdilerde yatak odamla uğraşıyorum…Tam bitmedi ama size fikir versin diye bir resim koymak istedim.
Öncesi……..

302

Gece yarılarına kadar herşeyi ile ben uğraştım…..
061-2

Ama sonrasında yorgunluğuma değdi galiba. Ne dersiniz?
008-1

En son İstanbul seyahatimden de uzun zamandır istediğim birşeyi mutfağıma aldım. İkea’dan, hem de 80 liraya…..
Lavabomun üstü, cumbalı pencerenin içinin öncesi……….
014

Veeeee……demir askılık ile, sonrası…………….
005-1

İstanbul resimlerimi henüz toparlayamadım…En kısa zamanda sizlerle paylaşacağım…
Kendinize çok iyi bakın…Kanal B’den, ya da blogdan sorularınızı bekliyorum….

Unutmadan hatırlatayım, bu ay yine “Evim” dergisindeyiz. İsterseniz bir göz atın…
Tam ekran yakalama 03.06.2010 080213