>Oğlumun ismi Can!!!

>
Benim kızım yok…Hamile kalmaya kız çocuk sevdası ile karar verdim…Kendi kararımızla evlendikten 3 sene sonra hamile kaldım…Kız evlat çok istememe rağmen, ilk günden içime doğan erkek bir evladımız olacağı idi ama kalbim bir yandan “ne olur kız olsun” diyordu…O kadar çok kız olmasını istiyordum ki…

Hamile kaldığımı öğrendiğim günden Can‘ın doğumuna kadar yazdığım bir günlüğüm var…
Ahhhh!!!, şimdi bir yandan o günlüğü karıştırıyorum…
Gözlerimi silmem lazım, yaşlardan defteri göremez oldum…
Ne iyi etmişim de günlük tutmuşum…
Ağladığıma bakmayın, aslında her elime aldığımda büyük bir keyifle okuyorum.Ara ara Hakan’da yazmış…Aaaaa, kayınpederime, arkadaşlarıma da duygularını yazdırmışım!!! Unutmuştum….

23.03.97
İki gün evvel 5 aylık kontrolüne gittik. Hala kız mısın yoksa erkek misin öğrenemedik. Hiç bacaklarını açmadığın için cinsiyetin belirlenemiyor. Büyük ihtimalle “erkek” dedi doktor Melih. Melih bugün arkadaşı doktor Cüneyt beyi çağırdı. 10 dakika karnımda dolaştılar, bacaklarını açasın diye sağdan soldan hafif vurdular…Yok, olmadı…
Seni çok merak ediyoruz…Kız olmanı çok istiyorum ama biliyorum ki benim küçük bir erkeğim olacak ve Hakan’ın birebir kopyası olacakmışsın gibi geliyor.İsim konusunda anlaşma sağlayamadık. Ben “Can” seviyorum.
Biliyor musun, artık seni hissediyorum. Yaklaşık 20 gündür karnımda bir harekettir gidiyor. Ama bu kadar çabuk hissetmemin sebebi kitaplar. Ne olacağını bildiğim için zaten bekliyordum. Güliz diyor ki, karnıma çeşitli yerlerden vurup seninle haberleşmeye başlamalıymışım. Bugün biraz denedim. Acaba tesadüf mü? Aynı yerden içerden karşılık geldi!!

26.04.97
Sonunda bugün senin erkek olduğunu öğrendik. Seni şimdi gözümde daha iyi canlandırabileceğim. Bayağı uzun ultrasonda kaldım.Yattığım yerden hiç bir şey gözükmediği için baban tüm bilgileri bana sesli olarak aktardı. Hatta el ve ayak parmaklarını bile saydı, çok güldük. Bir ara elini yumruk yapmışsın, Hakan ” Galiba boksör olacak.” dedi. Yine bir ara elini yanağına koymuşsun, düşünür gibi. Hakan “İşte aynı senin gibi, annesinin tıpkısı bir duruş duruyor “dedi.
Oğlan olacağını öğrenince çok farklı bir duyguyla eve döndük…Sanki daha evvelinde hamile olmam pek inandırıcı değildi de, o an ciddiyetini anlamışız gibi.Hastane çıkışı isminin Can olmasına karar verdik…


Akşam Mersin’den annemi aradık…Erkek olduğunun kesinleştiğini ve ismini Can koyduğumuzu söyledim…Annem önce çok sevindi sonra ” Can mı dedin? Dur bakayım” dedi ve sesi kesildi, baktım hafiften ağlıyor… “Anne, ne oldu söylesene” diye ısrar edince… “Sana birşey anlatacağım..dedi…

Annemin daha sonra anlattıklarını sizlere aktarmadan önce,1988 yılına dönmemiz lazım!!!

Yıl 1988
Anneannem, hayattaki en sevdiğim insan, şeker hastası, kalp yetmezliği var ve bu şekildeyken Mersin’deki evde ters bir hareket yapınca, odasında düştü ve kalçası kırıldı…Kaldıramadık bile…Ancak ambulans geldi, sedyeyle hastaneye taşıyabildiler…Ameliyata girdi, kalçasına protez takıldı, ameliyat sonrası 2 gün çok zor geçti…48 saat hiç uyumadan başında bekledim, onun iyileşmesi için aralıksız dua ettim, yalvardım….Doktor, herhalde bana “Anneanneniz, biraz birşeyler yemeye başlarsa, iyileştiğini anlarız” dedi ki, devamlı birşeyler yedirmeye çalıştığımı hatırlıyorum ama nafile…
3.gün sabah 6.00 civarı…Annem geldi evden…
-Ece, bak böyle olmaz, eve git, biraz dinlen, sonra yine gel, söz ben hiç başından ayrılmayacağım, olmaz ki ama 2 gündür burada böyle duruyorsun…

Anneanneme son defa “birşeyler yer misin, anneanneciğim?” dedim,ama uyukluyordu…. Ona baktım ve eve gidip biraz dinlenip dönmeye karar verdim ve çıktım…

Mersin’de ev hastaneye çok yakın, hemen taksiyle eve vardım…Banyoya girip yüzümü yıkadığımı ve üzerimi değiştirip geceliğimi giydiğimi hatırlıyorum…

Telefon çaldı…

Biliyordum….Ağlamaya başladım….Telefonu açtım…

Anneannemin doktoru….
-Ece Hanım, anneniz çok üzgün, o yüzden ben aradım, maalesef yarım saat evvel anneannenizi kaybettik…

O an hayatıma dair mutluluk sayfalarından birisi kapandı….


Sizleri tekrar 26.04.97 akşamına döndüreyim..Hani erkek evladımız olacağını öğrendiğimiz günün gecesine….
Anneannemi kaybetmemin üzerinden 9 sene geçmiş.
Bu arada şöyle önemli bir noktayı size söylemem lazım…Bizim hayatımızda yani annemin, anneannemin ve benim hayatımda hiç Can diye ortak bir tanıdığımız, hatta hiç tanıdığımız biri olmadı.

Anneme akşam telefonda “erkek geliyor, ismini de Can koyacağız” diyorum ve annem ağlamaya başlıyor…
Israr edince annem aşağıdaki olayı anlatıyor:

“Hani anneannenin öldüğü sabahı hatırlıyor musun? Sen 2 gün boyunca uyumadığın için sabah geldim, sana kızdım, “hadi eve git biraz dinlen” dedim. Sen de anneanneni öptün, hırkanı aldın, ve çıktın…

Çıkarken kapı biraz sert kapandı ve kapının sesinden anneannen uyandı, gözlerini halsiz bir şekilde araladı, yattığı yerden kapıyı göremediği için hafif doğrulup sağa doğru kaykıldı ve kapıya bakıp:
Can mı geldi, Sevinç? ( Gözlerini açınca, annemi görüyor ve ona soruyor)
– Hangi Can, anne? (Hatırlatıyorum, hiç Can diye bir tanıdığımız yok)
– Haa, ben Can geldi de, kapıyı kapattı zannettim.
– Yok, anne Can falan gelmedi.

Dışarı çıktım, koridorda kahve aranıp, anneannenin Can diyerek kimi kastetiğini düşündüm…Odaya döndüğümde doktor anneannenin başındaydı ve anneanneni kaybettiğimizi anladım…Son sözü “Can mı geldi, Sevinç?” oldu..Bilmeni istedim.”

Anneme ne diyeceğimi bilemedim…O anki duygularımı pek hatırlamıyorum ama şu an hissettiğim….Can çok çok özel…Çünkü hiç birbirlerini tanımasalar da biliyorum ki anneannemle Can arasında özel bir bağ var ve bu beni müthiş mutlu edip, huzura erdiriyor….Görüyorsunuz değil mi, hayatta hiç birşey tesadüf değildir!!

Oğlumdan bahsetmişken, sizlere bir kitap önermek istiyorum.
Emre Kongar-Kızlarıma Mektuplar…

Oğlumuz olmasına rağmen, Can 7-8 yaşlarındayken Hakan bu kitabı okuyalım diye
almış…Her anne babanın okuması gereken kitaplardan birisi…Her bölümünde hayata dair, gençlerin yaptıkları, ebeveynlerin yaptıkları, hataları, mutlulukları, birbirlerine özlemlerini kızları uzakta olduğu için, onlara yazdığı mektuplarla öyle güzel dile getirmiş ki…Her bölümün sonunda da konuyla ilgili, sanki kızlarına yazarmış gibi, anafikri toparlayarak çok değerli öğütler veriyor, her bölüm ayrı bir hayat dersi gibi…Nefis bir başucu kitabı…Beni etkileyen her bölümü sarı kalemle çizmişim, neredeyse kitapta yer kalmamış!

Belki de duygusal olduğu için beni en etkileyen bölümü size aktarmak istiyorum…Kitabın tümünü merak ederseniz, buyrun kitapçıya….

” Gençlerin fazla enerjilerini olumlu biçimde kullanmalarını sağlamanın en iyi yollarından biri onları spora ve sanata yöneltmektir.
Anne-babamız bizi sürekli sanata ve spora özendirirlerdi.
Bu olumlu yönlendirmenin ağabeyimin hayatına mal olacağını bilmiyorlardı elbette.

Ağabeyim hepsini denedi.Yüzme, kürek, eskrim, boks ve son olarak dağcılık.
Dağcılık konusunda hem Türkiye’den sertifikaları, hem de Avusturya’dan brövesi vardı.
Manisa dağcılık klübü üyesiydi.
Bir gün Aladağlar’ın Demirkazık Tepesi’ne tırmanırken düştü ve öldü.
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi son sınıf öğrencisiydi, henüz 21 yaşındaydı.
Onu ölüme, dağcılıkla ilgili üç kuralı birden ihlal etmesi götürmüştü.
Birinci olarak, dağcılık mevsimi dışında bir ayda, Eylül ayında tırmanarak çok önemli bir kuralı bozmuştu.
İkinci olarak, tırmanmaya sadece iki kişi giderek belki mevsim kuralından bile daha önemli bir kurala karşı gelmişti.Çünkü dağcılıkta en az üç kişilik bir grupla tırmanma takımı oluşturulurdu..Üstelik yanındaki adam, ilk kez bir dağa tırmanıyordu, yani tümüyle deneyimsizdi.
Üçüncü olarak, Demirkazık tepesine batı cephesinden tırmanma geleneği yoktu, bu cephenin dağcılar için uygun olmadığı düşünülüyordu.

Ağabeyimin ölümünden sonra babamla birlikte vapurla Köprü’den Kadıköy’e geçiyorduk.
Babam tam anlamıyla yıkılmıştı.
Ben biraz babamla konuşabilmek, onun sıkıntılı havasını dağıtabilmek için anlamsız bir konuda, bana bisiklet alınması konusunda ısrar ediyordum.
Babam ise evimizin bulunduğu Çarşıkapı’da, ana cadde üzerinde oturduğumuzu, mahallenin bisiklet için hiç uygun olmadığını, bu nedenle bisiklete binmenin beni sandığım kadar eğlendirmeyeceğini hem de çok tehlikeli olacağını söylüyordu.
-Babacığım, bırak ta, bunları kendi deneyimlerim ile öğreneyim.
İşte o zaman babam ömrüm boyunca unutmayacağım bir cümle söyledi.

-Oğlum…Zeki insan başkalarının deneyimlerinden yararlanmasını bilen insandır.

Son olarak, biraz da sesi titreyerek ekledi:
-Bak ağabeyin kendisi denemeye kalktı, ne oldu?

Babamın dediği söz çok önemli idi:

Zeki insan başkalarının deneyimlerinden yararlanan insandır.

Sevgili kızlarım, şimdi bizden kilometrelerce uzakta, kendinizi yetiştirmek için çalışıp didinirken kimbilir sizleri ne tehlikeler bekliyor…
Bütün bu acımasız ortamda tek güvenceniz dengeli, akıllı,dürüst kişiliğiniz. Biliyorum ki sizin başınıza gelmeyen olaylardan bile ders çıkarmayı bilecek kadar zekisiniz.
Size güveniyorum.”
Emre Kongar-Kızlarıma Mektuplar


15 Yorum on “>Oğlumun ismi Can!!!”

  1. ♥Raspberrypie diyor ki:

    >burada nasıl bir gök gürültüsü var anlatamam, korka korka okudum yazısını. Anaannenizle ile ilgili anlattıgınız cok etkileyici. Kitabı da not aldım. Yeni yazı icin haftayı bekleyecegiz.

  2. MARİFETLİ PERİ diyor ki:

    >Yazıların çok etkileyici Ece'cim. Can'a sağlıklı uzun bir ömür diliyorum. Ömrü boyunca hep güzelliklerle karşılaşmasını temenni ederim…Benim de Can yaşında bir oğlum ve sekiz yaşında bir kızım var. En kısa zamanda bu kitabı edinmeye çalışacağım.Seviler.Not: Yazıların bazen öyle içime işliyor ki, kelimeleri toparlayıp yazamıyorum. Daha doğrusu ne yazacağımı bilemiyorum. Her yazına yorum yapmasam da, hepsini okuduğumu bilmeni istiyorum. Burası çok özel bir yer…

  3. Kitchen Witch diyor ki:

    >Ece hanim boyle her yazinizda goz yaslarina bogulacaksak yandik valla.. Tum yazilariniz cok etkiliyor beni , benzer olsun olmasin bende cocukluguma gidiyorum. Emre kongarin kitabini daha oncede duymustum, insallah TR ye geldigimde edinirim.

  4. >Ece Hanım, anneannenizin Can'la hikayesini okurken gözyaşlarımı tutamadım…Kesinlikle hayatta hiçbir şey tesadüf değil…ve ne kadar güzel bir anlatımınız var; siz çok özelsiniz, gerçekten! Benim abimin adı Can; evlada verilebilecek en güzel isimlerden; oğlunuza hayırlı sağlıklı bir yaşam diliyorum. Benim de bir oğlum var, hamileyken herkes kız diye bekliyordu, ben de etkilenip kız isimleri araştırırken bir yandan da onun bir erkek olduğunu hissediyordum. Can'ımdan bir parça ve babasının tıpkısı…Yazılarınızı keyifle takip ediyorum, iyi ki varsınız!

  5. Nedret diyor ki:

    >Benim bir kızım, bir oğlum var Ece'ciğim. İnan çocuklar kız erkek fark etmiyor. Allah insanın gönlünde onlar için öyle büyük yerler açıyor ki, sonsuz büyüklükleri ölçüp tartamıyorsun, hangisini daha çok seviyorum diye aklına bile getirmiyorsun. İkisini de ayrı ayrı senin Can'ı sevdiğin kadar seviyorum ve severken onlara ''kızım, oğlum'' demek gelmiyor aklıma, ''evladım, yavrum '' diyorum. Sevgiler.

  6. Anonymous diyor ki:

    >merhaba ecebu günkü yazını heyecanla bekliyordum.Şimdi okudum.Senin oğlunla arandaki ana-oğul ilişkisini çok yakından olmasa da derslerde görüyorum.Benim kızlarımla aramızdaki bağa o kadar benzetiyorum ki… Can'a olan sevgini,ilgini hiç abartmadan ona o kadar güzel veriyorsun ki… Can da bundan dolayı çok iyi huylu pozitif bir çocuk olmuş.Çocukların hayatlarında annanenelerin, babannelerin, dedelerin çok özel yerleri var.Hep onlarla çocukluklarında mutlu anıları vardır.Onlara hiç kıyamazlar.Büyükler içinde aynı, torunlarının sevgisi çok farklıdır.Ben kendi ailemde bunu çok yakinen gördüm.Senin oğlunda şanslı ki annanesi yanında büyüyor.Emre Kongar'ın kitabını kızım bana almıştı.Bir kısmımı okudum.Kendimden çok şey buldum.Kızını yurt dışına gönderirken ki duyguları hisettikleri bana çokkkkk tanıdık geldi.Hayatta başarılı olmak çok güzel,ancak mutluluk bence hayatı sevdiklerimizle paylaşmaktan geçer.Sende bunu fazlasıyla yapıyosun.Ailenle çokkkk mutlu olman dileğiyle…..belgin ürgen

  7. lolipu diyor ki:

    >isimler gerçekten ne kadar özel oluyor. Bizde Oki doğmadan önce liste yapmıştık. Eleye eleye Okan da karar kılmıştık. Ama İlk adı çok önceden belliydi. Ercan olacaktı. Annem hep babama Can derdi:) Babam aramızdan ayrıldıktan 9 ay sonra hamile kaldım. Babamın Okan'ı görmesini, onunla oynamasını, onu tanımasını çok isterdim. Belkide bu yüzden ilk ismini babamın ismi olarak düşündüm. Birbirlerini görmemiş olsalarda ortak bir şeyleri olsun istedim. Ama biliyorum ki onlar birbirini zaten tanıyorlar:)Yazılarınızı her hafta dört gözle bekler oldum Ece Hanım. Çok keyifle takip ediyorum. Sevgiler:)

  8. Beyazkkelebek diyor ki:

    >Ece Hnm, valla ne diyeceğimi bilemiyorum sadece sabah gelip hemen yazınızı okudum.O kadar içten ve o kadar duygu yüklü ki ağlamamak kaçınılmaz.Bence ilerki dönemlerde kitap çıkarmamız gerekiyor diye düşünmüyor değilim.Sevgi ve tebessümle kalın.Asude

  9. yerdenuzak diyor ki:

    >Çok beğendim, elinize & yüreğinize sağlık, sevgiler…

  10. Anonymous diyor ki:

    >Çokk duygulandım,anlatımınız etkileyiciyüreğinize sağlıkege çağdaş

  11. Anonymous diyor ki:

    >bu kitap benimde bas ucu kitabim ece hanim..anneannenizde sizi cok seviyormus belli ki..can'i sizden once tanimis.. mekani cennet olsun..yazilarinizda , yureginizde cok guzel..

  12. guest from izmir diyor ki:

    >Her yazınızı okuyuşumda sizi kendime neden bu kadar yakın hissettiğimi,sizi farklı kılan şeylerin neler olduğunu yavaş yavaş anlamaya başladım.Bu blog sayesinde sizi daha yakından tanıma şansım olduğu için de kendi adıma çok mutluyum.Biz de eşimle nişanlıykenden itibaren hep bir kızımız olsun,bir İmge miz olsun hayalimiz vardı.Tanrıya binlerce kere şükürler olsun hayallerimiz gerçek oldu.Hatta cinsiyetini öğrendiğimiz anda doktorumu sarılıp öpmek geldi içimden.Her doktor kontrolünü iple çekiyorduk eşimle.Ultrasonda çöp adam gibi küçücük birşeyin minik hareketlerini ilk gördüğümüz an, anne baba olduğumuzu ilk hissettiğimiz andı.Eşimle gözyaşlarımızı tutamadık.Bizimde İmgeye hitaben hamilelikte yazmaya başladığımız,halende devam ettiğimiz bir defterimiz var.Can a hitaben yazdıklarınız ne kadar güzel,inanılmaz duygulanarak okudum ama hikayenin anneannenizle ilgili kısmında artık gözyaşlarımdan okuyamaz hale geldim.Hayatta tesadüf diye birşey yoktur.Anneanneyle birlikte büyüdüğünüzden,hayatı paylaştığınızdan aranızda çok özel bir bağ varmış demekki.Ne mutlu size,ne mutlu Can a,böylesine özel bi anneye sahip olduğu için.Hep aydınlık ve güzel bir geleceği olsun.Annesi gibi hep gülen gözleri,daima gülsün…Tavsiye ettiğiniz kitabı hemen alıp okuycam.

  13. fidoş diyor ki:

    >boğazım düğümlendi ,ağlamaktan nerdeyse katılacaktım.Ben yaşlılara hele de hastaysa ve bakıma muhtaçsa kahrolurumanneannenin düşmesi sonunda sizleri terketmesi ve son sözlerini okurken kahroldum,anlatamam sana.nurlar içinde yatsın, mekanı cennet olsun .oğlun Can'ı İstanbul'daki buluşma görmüştüm ve çok iyi huylu,akıllı ve sana asla yük olmayan bir evlat olduğunu düşünmüştüm.Allah ona da sağlık,başarı ve sevgi dolu bir hayat kısmet etsin inşallah

  14. Balkahve diyor ki:

    >Avucumuzdaki kelebeklerin bir diğer adı Canbir can gidirken,bir canı emanet etmiş.ömrü uzun,sağlığı ve huzuru çok olsun.Sevgiler

  15. ceren ipek diyor ki:

    >Ece Hanım,şimdi sizin çoook sessiz sedasız bir takipçiniz olduğumu ve sizinle görünmez bir bağ olduğunu hissettiğimi söylesem belki çok anlam ifade etmeyecek.Ama kendimi de bunu yazmaktan alıkoyamıyorum artık.Ben de hayatın getirdiği bazı işaretlere çok güveniyorum bazılarının anlamını idrak edemesek de..Siz beni tanımazsınız,ben de sizi bizzat tanımıyorum yazılarınız dışında.Şimdi Nevşehir'de yaşayan deneyimsiz bir psikolojik danışmanım ve eşimi Ankara'ya yerleştirmek için oraya geldiğimde bir avm'de gördüm serginizi.Çarpıldığımı hissettim çünkü tam da hayalimdeki şeylerin yapıldığı bir yer olduğunu öğrendim.Malesef çalışmak zorunda olduğum için burdan ayrılamıyorum ama birgün hem eşimle hem de sizinle/atölyenizle biraraya geleceğim günlerin hayalini kuruyorum.Bu hayal bana bazen çok yakın bazen çook uzak görünüyor bakalım nasıl olacak.Umarım serginizle beraber sizden haberdar olmamın bir anlamı vardır.Bu arada ne tesadüftür ki ben de deli gibi bir kızım olmasını istememe rağmen içten içe bir oğluşum olacağını hissediyorum.Yine de bazı şeylerin kendiliğinden olması çok daha tatlı oluyor gibi.Birgün mutlaka tanışıp dost olabilmek dileğiyle :)Ceren İpek


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s