>Kırık bir Kalple Yuvaya Dönüş

>Hep yoğunluktan yakınıyordum…Her akşam eve dönerken ” Ah mutlaka bu akşam bloguma yazmam lazım, çektiğim güzel resimleri paylaşmam lazım….Ama çokta yorgunum…Neyse yarın akşam yazarım..” Yarın akşam oluyor..”Bak şimdi , bu akşam da şu işi bitirmem lazım, neyse yarın yazarım..”
Bloglar kapatıldı ya….Nasıl canım yazmak istiyor, devamlı aklım blogda…Gün içinde çalışıyorum ama aklım sizlerde…”Şimdi bak, bu resmi de koyardım, halbuki yazımı da hazırlamıştım”… Kontrol panelime ulaşamıyorum ki… Facebook’ta bütün bir günümü geçirdikten sonra sevgili Colette’ten öğrendiklerimle wordpress’e taşındım ama pek bir tuhaf geldi, bir türlü alışamadım ve sonunda herşey normale dönene kadar yazmamaya karar verdim…..Biz bilgisayarlarımızın DNS leri ile oynayarak en nihayet bloguma erişebildim…Ne yapalım kırık dökük yolumuza devam edeceğiz…

Çok kızgınım, kızgınlığımı anlatmam, içimi dökmem lazım…Gerçekten birkaç gündür üzüntü, öfke ve hayalkırıklığı duygularını ard arda yaşıyorum. İki seneden fazla bir süredir blog yazıyorum ve blogum benim bir parçam gibi oldu çünkü orda bildiklerimi, yaptıklarımı, zaman zaman neşemi, üzüntümü, hastalığımı paylaşıyorum….5-6 gündür yazmak isteyip de yazamamak beni inanılmaz yaralıyor…Kolum kanadım kopmuş gibi…Haksız yere gördüğümüz bu muamele ise üzüntü ve öfkemi arttırıyor… Ben blog yazarı olduğum kadar okuyucusuyum da aynı zamanda..Bir çok şey öğrendim sosyal medyadan, bir sürü arkadaşım oldu hepsi birbirinden tatlı ve değerli…Ama bir sabah uyanıyorum ve bunların hepsinin bir anda benim hayatımdan alındığını çalındığını öğreniyorum…Kişisel alanıma kim ne hakla böyle bir engel koyabilir benim?

Bir tek ben değil ki…Üstelik ben yeniyim blogger dünyasında…Hayatında 90. dk maç izlememiş bir çok kadın sansür kurbanı oldu.

Mağdurelerin suçu kabahatler kanununa göre;

Yemek tarifi vermek…

Dantel örneklerini paylaşmak…

Çocuğunun gelişimini yazmak…

İçini dökmek…

Ve giydiği kıyafetleri cümle aleme ifşa etmek!…

İşin bilgi alma hakkını engelleme kısmı da cabası çünkü bloglarımız aracılığıyla sadece bilgiyi, tecrübeleri, birikimlerimizi paylaşmadık; blogosfer aslında kocaman bir akademi.

İnsanların birbirinden, deneyimlerinden, duygularından bir şeyler “öğrendiği” bir okul! Biz bloglarımız sayesinde hiç tanımadığımız insanlarla bağ kurduk, empatiyi öğrendik, sınırlı hayatlarımız dışındaki hayatlara dokunduk; bir gün yazmasak mesajlara boğulduk, takipçilerimiz bizi merak ettiler, hastalandığımızda tavsiye verdiler, kızdığımızda sakinleştirdiler.

“Okumayı hiç sevmiyor bu gençlik” dedikleri gençlik bizimle “okumayı” sevdi, hatta “yazmayı” sevdi, özgür olmak için okumak-yazmak gerek öğrendi.

Sistemimizin “genelleme” huyu yüzünden bir boyama blogu olarak sanki yüz kızartıcı bir suç işlemişim gibi sayfamda o kocaman, kırmızı, beni fişleyen ibareyle utandırıldım.

Sabahları atölyeye geldiğimde maillerim yerine ilk önce kumanda panelime bakıp,kim ne yazmış incelemek en keyifle yaptığım sabah enerjimdi.
Eve gidince yorgun olmama rağmen,bilgisayarın başına geçip saatlerce araştırma yapmak,fotoğraflarımı yüklemek, yazı hazırlamak bana çok büyük bir mutluluk veriyordu.

Gerçekten korkuyorum. Çocuk yetiştiyoruz, ne ögreteceğiz onlara? Korkmayı mı? Düşünmemeyi mi? Düşünmeyi ama söylememeyi mi?

Kendini kurtarmayı, gerisiyle uğraşmamayı mı?

Emeğe yazık, elbette yazık. Blogspot’ta nice bloglar var. Kimi çocuğunu yazıyor, kimi hayatını. Kimi futbol eleştirisi yapıyor, kimi kitap paylaşımı. Bunlar nasıl görmezden gelinir?…
Insanlar çocuklarını Amerika’da doğuruyorlar. Amerikan pasaportu olsun, hayatı güvence altına alınsın diye. Olur da Turkiye’de çalkantı çıkarsa kaçabilsin, zorda kalmasın diye.

Çare bu mu? Böyle mi yapmalıyız hepimiz? Bu şekilde sıyrılalım mı yani işin içinden? Hatta terk edelim ülkeyi, gidelim Amerika’da, orada burada yeni yaşamlar kuralım. Kendimizi kurtaralım. Çocuklarımızın geleceğini garanti altına alalım. Bu kadar basit mi?

En kısa zamanda bloglarımızın açılmasını ve yuvama geri dönmeyi diliyorum…

Yine çok daraldım, sizleri de daralttım…

Hiçbir şey olmamış gibi davranmak çok zor ama görevimi yerine getirmeye devam edeceğim…

Web sayfamız yavaş yavaş beliriyor…İşte “Boyama Teknikleri” sayfasının tanıtım resmi…

Atölye’de bir gezintiye ne dersiniz?

















Kalın Sağlıcakla..



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s