>Mütevazi Olmasam???

>

Ne kötü değil mi? Bu yasaklar, haksız ve yanlış uygulamalar maalesef bir süreliğine de olsa nasıl hızımızı kesiyor, hevesimizi kırıyor…Açıkçası ben, kendi adıma kaç gündür böyle hissediyorum. Blog yasağı kalktı diyorlar…sonra servis yükleyicilere hala iptal kararı gitmemiş diyorlar…Bazıları işyerinden girebiliyor, evlerine gidince aynı “cici kırmızı yazı”!!!… ‎Şimdi öğrendim ki..14 Mart pazartesi günü alınan Savcılık kararının Servis Sağlayıcılarına tebligat yolu ile ulaşması 10 gün kadar sürebilir. Bazen 2 hafta bile sürebiliyor. O bakımdan biraz daha sabırlı olmamız gerekecek… Maalesef Internet çağında yaşıyoruz ama , tebligatı postayla yollamışlar malum……. Valla maymun ettiler bizi…İlk önce ben de ne olduğunu, ne yapacağımı anlamadığım için, çoğu blogçu ne yapıyorsa onu yapmaya çalıştım…”DNS’leri????(nedir o acaba?) değiştirin” dediler…Ne olduğunu bilmeden yaptım ve kısa zamanda “DNS ayarı” uzmanı oldum vallahi…Benim blogumu görmem yetmiyor ki…dostlarıma ulaşamıyorum….Hemen yine çoğunluğun yaptığı gibi wordpress’e taşındım…Yok, olmadı..Hiç sevmedim orayı…. Yazmadım. Bir süreliğine-bıraktım blog işini…. İçim buruk. Çünkü biliyorum ki, yapıp sonra bloga eklediğim objelerden esinlenip harika şeyler yaratan, bunun sonucunda da çok çok mutlu olan bir sürü blog takipçim var….Bu yazımı bile kimler okuyabilecek emin değilim. Daha yeni Çankırı’dan çok şeker bir arkadaşımız atölyemizdeydi…Ah, ne kötüyüm, bir de ders zamanı olunca…Hiç gelenlerle oturup, şöyle bir güzel sohbet edemiyorum ki… İsmini bir yere not almadığımdan unutmuşum…Sadece blogumu ve televizyon programlarımı seyrederek neler neler yapmış, görmeniz lazımdı… Yanındaki kuzeni “Ece hanım, vallahi, sizle yatıp, sizle kalkıyor, bütün aile sizi tanıyor..” diye anlattıkça gözlerim dolu dolu oldu…Bana yaptıklarını gösterirken, onun ne kadar yüreği pır pır ediyorsa, benim de inanın yüreğim aynıydı. Umarım bu yazımı okur da, bana tekrar ulaşıp ismini hatırlatır bu tatlı Çankırı’lı dostumuz… İşte, bu güzel insanlar için kendimi tekrar heveslendirmeye çalışıyorum. Bloguma yazı yazmaya başlamışken kendimi devamlı pozitif yönde telkin etmeye çalışıyorum.. Ama bu aralar biraz karamsarım…Bu tatsız durumdan dolayı mı karamsarlaştım, nedir?Hafif başka burukluklar da yok değil… Canım en nihayet ben de insanım, küçük kıskançlıklarım, kaprislerim olacak değil mi?

Blog yazarken vaktim olmuyordu ya…Bloguma yazmadığım zamanlarda o kadar çok Türk bloglarda gezindim ki….Hiç girmediğim yerlere, konulara daldım, oralarda takıldım kaldım, uzun uzun düşündüm…Çoğu mükemmeldi, gurur duydum bu kadar başarılı yazı yazan, örgü ören, fikir veren, olağanüstü yemekler yapan,fotoğraf çeken, bilgi veren meğer ne kadar güzel bloglar varmış… Devekuşu gibi başımı bir gömmüşüm işlere…Kaldırıp arada bakınca köyden indim şehire gibi oluyor…. Bazıları ise beni uzun uzun düşündürdü… Biliyor musunuz? 2 sene evvel blog yazmaya başlarken tek amacım,…”Ne?….ahşap boyama mı?…. Amaaaannn sende, çirkin çirkin şeyler, uğraşılır mı? ,….değil evime almak… duymak, görmek bile istemiyorum”…diye düşünenlere aslında bu işin çok keyifli de yapılabileceğini hatta 11 senedir atölyemizde nasıl da güzel yapıldığını göstermekti… Nitekim 2 yıl boyunca hiç bir kazancım olmamasına rağmen kah blogdan, kah televizyondan bütün bildiklerimi aktarmaya çalıştım …Gezdiğim bloglarda… resimlerimiz,tekniklerim, kullandığım renkler….Benden birşeyler gördükçe yüzümde güller açıyor…Eminim, çoğu boyama yapan blog sahibi, kullandıkları objenin ilk benim tarafımdan çizildiğini ve şimdi tüm Türkiye’de satıldığını bilmiyorlar, kullandığı çoğu tekniğin ilk benim tarafımdan Türkiye’de popüler hale getirildiğinin hiç farkında değiller, yapıştırdığı resmin önce bizim atölyeden alınıp sonra defalarca fotokopi çekilip sonra ona ulaştığını bilmek zorunda da değiller. Hepimiz öyle yapmıyor muyuz? Ben dahil…. İnternette gezinirken, orada önerilen başka yerlere giriyoruz, başka bloglara giriyoruz…Bir yerde beğendiğimiz birşeyin aslında kimden esinlenerek yapıldığını bilmiyoruz, sadece beğeniyoruz, kimin ürettiğini merak da etmiyoruz….. İster istemez üzülüyorum…Bir örnek..Model hamuru ile yapılan 3 boyutlu dekopajı acaba ben bu kadar tanıtmadan evvel kaç kişi biliyordu ya da bu kadar yoğun kullanıyordu?.. “Canım, Ece hanım niye kendine bu kadar pay biçiyor ki 3 boyutlu dekopajı, biz zaten Semih Yener’den dolayı çok iyi biliyorduk” diyenlere çok aldırmamaya çalışıyorum…Sadece düşünün bakalım,diyorum…Ben blog açıp da, herkesi hamurla tanıştırmadan evvel kaç boyama yapan arkadaşımın blogunda boyutlu dekopaj örneğine rastlayacaksınız? Şimdi ise hemen hemen tüm Türkiye boyutlu dekopaj çalışıyor ve BEN KENDİMLE GURUR DUYUYORUM. Gurur duyuyorum da…. En az 2 senedir binlerce adet hamurunu atölyeye satın aldığımız ve tüm Türkiye’deki hamur satışlarında, birebir katkıda bulunduğum İstanbul’daki firmalar veya satış temsilcileri daha ismimi bile bilmiyorlar…Güleyim mi, ağlayayım mı bilmiyorum… Atölyede, televizyonda, en az 3 yıldır, “Eskilerinizi zımpara yapmadan da yenileyebilirsiniz,BENİM kapatıcı diye bir ürünüm var, sakın atmayın, eskilerinizi mutlaka değerlendirin.” diye az mı duyurdum? Yine yalnış biliyorsam düzeltin..Benden evvel kapatıcı ile eski zigonumuzu boyayıp, böylece zımparalamadan, boyacılara gitmeden eski yemek masamızı, komodinimizi boyuyor muyduk?Veya boyayabileceğimizi biliyor muyduk? Şimdi şöyle mesajlar alıyorum facebook’tan veya hotmail’den… “Ece hanım, X markanın eski eşyalara sürülen bir astar ilacı varmış,hiç zımparalamıyormuşsunuz ya da falanca markanın parlak yüzey astarı varmış, hiç duydunuz mu, hiç yaptınız mı??”….??????”.. Şimdi yine ne yapayım, güleyim mi, ağlayayım mı? Yok, yok bu aralar…Sizi mutlu etmenin dışında….daha başka şeyler de olsun istiyorum…Eveeeetttt, birazcık ön plana çıkma zamanı geldi galiba… Neyse…..15 gün yazmayıp yazmayıp, sonra da içinizi nasıl karartım ama… Kusuruma bakmayın…. Uzun lafın kısası, blogların kapalı olduğu süre zarfında, bloglarda gezindikçe, ahşap boyamaya ne çok katkım olduğunu gördüm ama diyorum ya birazcık alındım…. Acaba bir yerlerde bir yanlış mı yapıyorum dedim… Sakın yanlış anlamayın…Yukarıda da dediğim gibi… Sadece…birazcık….belki de blogumu yazmayınca ve sizin güzel sözlerinizden azıcık uzak kalınca….

İşler de çok yoğun….Neden hala kitap bitmiyor? İnternet satış sayfası için gittikçe faturalar beni aşmaya başlıyor ama onca kişi bekliyor.. Neden oğlum Can devamlı hastalanıyor?…Neden evde yalnızım? Sorumluluklarımın hepsini bırakıp bazen bir dağa kaçmak istiyorum…Bahar geliyor, alerjilerim artıyor…Ne yapacağım ben bu kiloları?…….. Anlıyorsunuz beni değil mi?

Tamam, tamam..Tüm şikayetlerim bitti… Beni takip edenlere bakıyorum… Karşımda…

O kadar kaliteli, 2 yıl süresince elenerek ciddi takipçiler olarak kalmış, karşısındakine, ihtiyacı olan iltifatı edebilecek kadar alçakgönüllü ve eğitimli, yürekten güvenen,öyle mükemmel, öyle yardımsever, zeki, üretken ve yaratıcı bir grup var ki….

Evet sizlerden bahsediyorum benim sevgili dostlarım… Bazen kendi kendime ” Galiba, karşılıksız bana inanan bu nezih, özel dostlar beni çok şımarttı…”diye düşünüp sonra bu şımarıklığıma da, kendime de kızıyorum…. Hemen özümü hatırlamaya çalışıyorum…..”Neydi Ece?…Blog yazmaya başlarken tek amacın,”Ne?….ahşap boyama mı?…. Amaaaannn sende, çirkin çirkin şeyler onlar,….değil evime almak… duymak, görmek bile istemiyorum”…diye düşünenlere aslında bu işin çok güzel de yapılabileceğini göstermekti.Böyle devam edeceksin..Boyama öğrenmek isteyen herkese buradan erişeceksin, verebildiğin kadar bilgi vereceksin. İsteyen seni yüceltir, tanımayan da tanımaz…”

İşte bu kadar…

Bloguma yeni 2 bölüm ekledim. En azından kimler girip beni izliyor, kimlere ne yararım oluyor, ben onlar için ne yapabilirim sorularına cevap bulabilmek için, blogumun sağ tarafına “Benim için, her ziyaretiniz,çok değerli…Google hesabınızı açın, her ziyaretiniz kaydolsun.” seçeneği koydum… Eğer ziyaretlerinizin benim tarafımdan da bilinmesini istiyorsanız lütfen benim blogumdayken Google hesabınızı açın…Bende böylece, ileride, çeşitli şekillerde teşekkür etmem gerekenleri bileyim!!! İkincisi ise… Bana daha rahat ulaşabilmeniz, sorularınızı birebir iletebilmeniz için yine blog yazılarımın sağ tarafında Facebook bağlantısı ekledim…Sizleri arkadaş olarak Facebook’ta bekliyorum… Sevgili dostlarım, sizlere bir kere daha yürekten teşekkür ediyorum…Yazdıklarımı takip ediyorsunuz, duygularımı paylaşıyorsunuz, “bizim de katkımız olsun, kitabınızı çıkmadan satın alsak size faydası olur mu?” gibi inanılmaz fedakarca önerilerde bulunup geceleri “daha ne verebilirim bu güzel yürekli insanlara?” diye dualarıma kadar giriyorsunuz…İnanın her gece, Allah’a binlerce kez şükrediyorum sizin gibi dostlar kazanmak için bana bu yolu gösterdiği için…

Galiba yanlış yere yazımı yazdım. “Avucumda bir Kelebek” yazısı gibi oldu bu yazı…Neyse yarın bol hediye resimle, bol objeyle kendimi affettiririm size… Sizi çok sevdiğimi yakın zamanlarda hiç söylemiş miydim?

Kendinize çok iyi bakın..


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s