>Everyday, 3 beautiful things from the workshop part 1

>I have sooooo many things to show you which my lovely students have done during the last month at the workshop. They are really amazing so I didn’t make you confuse by showing all of them at the same time…

Sooooo I offer you to check my blog everyday, -especially in the morning- to have a day full of energy, happiness and freshness….
126

177

045


>IŞIL’IN MUTFAĞI

>

Sizleri çok seviyorum.

Bir evvelki kasvetli yazım için size bir özür borçluyum…Çok ilginç….Nedense o gece duygularımı aniden sizlerle paylaşmak istedim, niyetim tabi ki sizi üzmek değildi….

Yalnız….itiraf etmeliyim ki, herkes beni o kadar telefonla aradı, mesajlar yazdı ki….acaba diyorum…arada böyle melankolik yazılar yazıp kendimi bol bol aratsam mı? Ha ha ha….tabi ki şaka, ama ne yalan söyleyeyim, hoşlanmadım diyemeyeceğim….Yorumlarla, herkes ne kadar güzel duygularını ifade etmiş, içten temennilerde bulunmuş, bana kendimi iyi hissettirmek için onlarca güzel kelimeyi bana yazmak zahmetinde bulunmuş. …

Şöyle düşünüyorum…Bu blog ve belki diğer bir sürü blog aracılığı ile birbirimize ne kadar güzel mesajlar veriyoruz…İnanılmaz birşey….Bu kadar pozitif düşünceli arkadaşım olmasından çok mutluyum…Eminim benim yazılarımı okurken yorumlara da göz atıyorsunuzdur. Bakamıyorsanız, bundan sonra, mutlaka okumanızı tavsiye ederim…İnanın, yazılarımdaki bilgiler kadar, yorumlarda da bir o kadar biligi var…
Herkese çok çok teşekkür ediyorum.

Sevgili “Kitchen Witch” benim bu aralar bazen unuttuğum birşeyi bana hatırlatmış. “Sizin o yilmayan, neseli halinizi seviyor ve ornek aliyorum. En moralsiz oldugum zamanlarda, açıp kanalB deki bi programi izlemek bile bana keyif veriyor. Sizin bir misyonunuz var artik, ….bizleri dusunup hoooooop hemen o keyifli halinize donebilirsiniz kolayca..
Burdan sizi takip eden herkes ayni derecede cok seviyor ve takdir ediyor.
Iyiki varsiniz..
Bana buradaki yeni hayatima tutunmam icin bir dal olgunuzdan dolayi tesekkur ederim.


Sevgili “Sibella“nın dediği gibi, “
Baharla birlikte bu keyifsiz halimizden kurtulup güzel günlerin geleceğini umuyorum ben canım.”

Sevgili Zeynep, ben de seni kucaklıyorum….“Seni seviyorum buna dayanamam.tüm iyilikler senin peşini bırakmasın.sıcacık kucaklıyorum,öpüyorum zeynep bayram

Şeyda’nın yazdıklarına öyle duygulandım ki…“Guzel gulen gozlerinizden isik hic eksik olmasin.Hayatimizin her doneminde malesef enerjimizi azaltan,bizi uzen insanlar oluyor.Ama sizin o kadar guzel bir enerjiniz,hayata o kadar guzel bir bakisiniz var ki bunu tuketmeye kimsenin gucunun yetecegine inanmiyorum.Yeni gelen baharin tum tazeligi,gunesin tum sicakligi ustunuzde olsun.Unutmayin siz bizim isik kaynagimizsiniz.Sizi cok seviyoruz. Seyda
Tüm yorumlar için binlerce kez sizleri kucaklıyorum ve öpüyorum….
Evet, evet, biz sanatçılar!!(öhö, öhö…) baharda biraz melankolikleşebiliyoruz ( aman ne zor bir kelimeymiş bu böyle!), eminim çiçeklerin açması, havanın aydınlanması gibi herşey farklılaşınca, güzelleşince, uyanınca bizde farklı duygulara bürüneceğiz.

İnanın, kendi kendime konuşmaya başladım…”Haydi Ece, kalk bakalım, yapılacak çoook proje var, hayata geçirilmesi gereken bir sürü fikir var, fikirlerini bekleyenler var, dekorasyon işleri var…Haydi, kolları sıvama zamanı….”

Gerçekten , herkesin yararlanabileceği, sizlere kolayca ulaşıp, boyama tekniklerimi paylaşabileceğim nefis bir projem var, henüz üstünde çalışıyorum, gerçekleşince çok beğeneceğinizi biliyorum…Bu konu ile ilgili bilgileri biraz daha şekillenince mutlaka size aktaracağım…

Gelelim Işıl’ın mutfağına….Sevgili Işıl, ne kadar uzun zamandır bu güzel mutfağı ortaya çıkarmak için uğraştık değil mi?..Duvar kağıtlarını bile amma aradık…Ya kirazların çizimi? Şimdi hepsi güzel birer anı oldu…Ama değdi doğrusu…Ne diyeyim, bakmaya doyamıyor insan…Neyse, sizleri Işıl’ın “kirazlı mutfağı” , güzeller güzeli oğlunun odası ve evin içinde yaptığımız diğer ufak tefek uygulamalar ile başbaşa bırakıyorum.

Işıl’ın derste yaptığı objeleri de evine ne kadar yakıştı, dikkatinizi çekerim…..

Evin tüm ahşaplarını sevgili Savaş Usta boyadı…Aşağıdaki askılık ve bank kahverengi idi, haliyle eskimişti…Savaş Usta ve benim fikirlerim birleşince nasıl kılık değiştirdiler, görüyorsunuz değil mi?

Bu ayna Atölye Beyaz‘ın internet sayfasındaki, ham olarak satışta bulunan oval ayna….İsterseniz siz de satın alıp beyaza boyayıp, kahverengi antik eskitme ile sulu sulu boyayıp, hemen silip bu aynanın aynısına sahip olabilirsiniz. Tabi Işıl’ın evinde, dekorasyon aşamasında, biz Savaş Usta’dan yararlandık, o bizim talimatlarımız doğrultusunda böyle güzel bir ayna yarattı.

Işıl’ın aşağıdaki banyo dolabı ile hiçbir ilgim yok.Fakat o kadar çok beğendim ki…Eline sağlık Bekir Usta…Bu arada evin tüm ahşap doğramalarını, ahşap eşyaları Bekir Usta ve ekibi hazırladı. Tekrar ellerinize sağlık…



Bu ilginç yan sehpayı yıllar evvel bir dergide görüp çok beğenmiştim ve kesip saklamıştım..Uzun zamandır da nerede kullansam diye düşünüyordum….Yaptırtmak ve kullanmak Işıl’a nasipmiş….Güle güle kullan Işıl’cığım…


İşte “Kirazlı mutfak”….

Dolapların tüm kiraz boyamalarını tek tek günlerce boyayan Ela Cin’in ellerine sağlık.Enfes oldular, başka ne diyeyim…..
















Kirazlı mutfaktan sonra işte size “Mavi Oda”

















>Sizlere Dekopaj Resmi hediye edebilir miyim?

>

Ama şimdi benim gibi yufkayürekli birine böyle güzel şeyler yazıyorsunuz..Sonra da sizler için bir türlü ne yapacağımı bilemiyorum…

Biliyorum, resimlerimize bayılıyorsunuz…

Bari dedim, bir kaç resim hediye edeyim…

Aşağıdaki resimler atölyede orijinal sayfalarından taranarak buraya aktarıldığı için iyi bir yazıcıdan aynı orijinali kalitesinde çıktı alabilirsiniz. Tabi en iyisi resimleri CD’ye kayıt edip, iyi bir fotokopicinin yolunu tutmak….

Güle güle kullanın…

img-Z16161059-0001

img-Z16161033-0001

img-Z16160648-0001

Gelelim hediye çekilişimize mesaj gönderenlere….

DSC_0109

14 Aralık tarihi itibari ile bloga yorum bırakanlar ya da ece_aymer@hotmail.com’a mesaj bırakanları 20 Aralık akşamına kadar aşağıdaki tabloda yayınlayacağım.

Herkese…. o güzel, yüreklerinden gelerek yazdıkları muhteşem sözlere….
binlerce kez teşekkür ediyorum, yanaklarınızdan öpüyorum…
(Zannederim, en kısa zamanda blogumda “en güzel yorumlar” köşesi açmam gerekecek…
İçim sıkıldıkça,açıp bir çırpıda hepsini okurum ve hemen bomba gibi olurum…)

1.MARİFETLİ PERİ
2.SERPİL AKSUNGUR
3.KITCHEN WITCH
4.BAHAR
5.GÖKÇE
6.EBRU
7.BEYAZ KELEBEK
8.ÇİĞDEM
9.CEYCEY
10.İFFETİN GÜNLÜĞÜ
11.SEVÇA
12.DSHANDMADE
13.ÖZLEM
14.NERİ
15.NEDUK
16.NUR
17.LAVANTABAHÇESİ
18.NANELİMON
19.ZEYNEP BAYRAM
20.BEYHAN-MUAMMER
21.ÖZNUR NİĞDELİ
22.SONAY KIZILYEL
23.NİHAL ÇAĞLAR
24.SİBELLA
25.YILDIZ111
26.LOLİPU
27.HERŞEYDEN AZICIK
28.MELEKİZCİ
29.NUR
30.HOBİGİLLER
31.HAYRİYE AYŞE DEMİR
32.GÜLNAZ DEMİREL
33.OYA YILDIRIM
34.DAKİKADANONCE
35.PINAR
36.RIMMA
37.ZEYNEP MELTEM
38.ELİF TUNÇ
39.GÖZDE GİZEM UYSAL
40.MÜRVET BAYDEMİR
41.HUZUNLU37
42.RABİA GÖKSALTIK
43.MERAL GARİPOĞLU
44.BEHNUR YAVUZ
45.ŞEYDA BARUTÇUOĞLU
46.DERYA ÖZEN


>YENİ YIL HEDİYESİ

>

Yılbaşı yaklaşıyor…İnanabiliyor musunuz?
2010 geliyor

Daha dün gibi hatırlıyorum…O zamanlar, eşim Ankara Hilton Oteli’nde çalışıyordu…2000 yılına girince, tüm bilgisayarların 2000 rakamını algılayamayacağı için çökeceğinden korkuluyordu… Hilton’un bilgisayar sisteminin çökmesi ne demek, odalar, bilgiler, tüm eski bütçeler, ödemeler……..Çok vahim durumlar olacak diye 10 gün tüm idari personel otelde yattılar, kalkıp çalıştılar, yılbaşı gecesinin keyfini bile sürememiştik…Tabi ki hiç bir şey olmadı…2000 yılına girdiğimiz zamanki heyecanımızı dün gibi hatırlıyorum…Üzerinden 10 sene geçti…Yok, valla olamaz,inanamıyorum…. tam 10 sene nasıl sanki geçen seneymiş gibi geçiverir? Oğlum 3 yaşındaydı, çok çok sevimliydi….Sevgili Kara’mız, köpeğimiz, evimizin ayrılmaz parçası hayatta ve bizimleydi, Fıstık – onun yerini hiçbir kedinin tutamayacağı-birtanecik dünya tatlısı kedimiz hayatta ve bizimleydi, Tüylü, dünya iyisi, “cool” kedimiz hayatta ve bizimleydi…bambaşka bir evde, kirada oturuyorduk, atölyeyi açalı bir sene olmuştu ama beklediğimden iyi gidiyordu…Sanki herkes benim ahşap boyama atölyesi açmamı beklermiş gibiydi, atölye öğrenci ile dolup taşmıştı.Hatta o yüzden sadece malzeme satışı için anneme dükkan bile açmıştım. Eşim Hilton’da çalışıyordu, şimdiki gibi Afganistan’da değil…Bir aralar çok darda kalınca sattığımız sunroof’lu Ford Mondeo‘muzla nereleri gezmedik, nereleri….Daha sonrasında daha iyi arabalarımız olmasına rağmen hala o arabamız burnumuzda tüter, yaşanan onca güzel günlerden dolayı herhalde…Evet, şimdi oldu işte…..

O zamanki yaşantımız gözümün önüne gelmeye başladıkça 10 sene gerçekten geçmiş gibi oluyor…Şu an demin söylediklerimin ne yazık ki, hiç birisi yok, o çok sevdiğimiz, “ev alsam da komşularımı, Figen’i, Gül’ü, Şennehar Teyze’yi, Veli Amca’yı, Leman Abla’yı, Rana’yı bırakıp başka yere gitmem, yine burada kirada otururum” dediğimiz evimizde değiliz artık…, Neredeyse hergün görüştüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen en iyi arkadaşlarımız Muttalip ve Zeynep, şimdi çoktan boşanmış bir aile ve artık İstanbul’dalar…,annem babam gibi sevdiğim kayınvalidem ve kayınpederimle her haftasonu birlikte olurduk, şimdilerde TV, atölye, dersane, benim annem, ödemeler, tenis, spor, internet, arkadaşlar derken, herşeye koşuşturmaktan ayda bir zor görüşüyoruz… “Kara” yaşlılık dolayısı ile salonumuzun ortasında kalp krizi geçirdi ve öldü, “Fıstık” bir gece gözümüzün önünde sokak köpekleri tarafından parçalandı, keza “Tüylü”‘de öyle……Sorunlar büyüdü, ülkenin ve dünyanın parası azaldı, bizim de…Koşullar yüzünden annem artık bizimle yaşıyor, oğlum ve ben bir süreliğine yalnız kaldık, Hakan artık daha iyi para ödedikleri için Afganistan’da çalışıyor…….
Her kar yağdığında mutlaka kardan adam hemen kapımızın önünde belirirdi. Yapımcılar komşumuz Ali, kızı Irmak, Hakan, Can….

Evimizin kapısı her an açıktı, bir gün bile misafirsiz bahçede oturduğumuz hatırlamıyorum…Bu sene kendimizin bile bahçeye çıkacak zamanımız olmadı…

Canlarım Fıstık ve Cancan, 13 sene boyunca herşeyi ektiğimiz, havuzlar kurduğumuz, ateşler yakıp, şarkılar söylediğimiz, çadır kurup kamp yaptığımız, her bi şeyi denediğimiz eski evimizin arka bahçedeyiz…

Kara, Tüylü ve Hakan…Hayvanları ben çok sevip , eve topluyordum, onlar ise hep Hakan’ın peşinde oldular…….

İnanın, o gece belki 5 dakika boyunca kayınpederim ve Fıstık karşılıklı tavla oynamışlardı….

Herşey çok değişti ve hüzünlü………. gibi geliyor….Ama…..Yok,yok, ne oldu bana bu gece, galiba biraz sizlerle dertleşmek istedim…

Hemen kafamdan ve tüm evrenden kötü ve hüzünlü düşünceleri temizliyorum….

Bir de şöyle düşünelim…Ev aldık, artık kendi evimde oturuyorum, ne istersem evime yapabiliyorum…13 senelik komşularımdan ayrıldım derken, tam karşımda, daha ilk günden kırk yıllık dostum gibi olan sevgili Füsun’um var….Herşey için her zaman çok sağol Füsun’cuğum….Oğlum neredeyse benim boyumda oldu, en iyi arkadaşım, sırdaşım, has dostum o benim…Birtanem, aşkım, Cancan’ım, fincan’ım (küçükken Cancan fincan diye severdik …) Annem evde herşeyimi yapıyor, o olmadan ben ne yapıyordum acaba? Annemin dükkanını kapattım, atölyemi devrettim ama çok ilginçtir, çok acı gibi duran bir senaryonun sonunda Pırıl Pırıl!!! bir dost kazandım, bir kız kardeş kazandım, onun sayesinde belki de eskiden olmadığı kadar ECE AYMER oldum, yıllardır bir türlü zaman ayıramadığım için giremediğim internet dünyasına bir girdim, pir girdim…Onun sayesinde blog açtım ve sizleri buldum…Demek ki olaylara bakış açısı nasıl değişebiliyor?Galiba sahip olduklarımla, sevdiklerimle, beni sevenlerle çok sağlıklı güzel bir hayat yaşıyorum…..
Güzel ve özlü sözlere bayılırım..En sevdiğim güzel sözlerden biri ile bu konuyu kapatayım.

“Hayat, biz onu planlamakla meşgülken, aslında…, başımızdan gelip geçenlerdir.”

DSC_0109

Sizleri çok seviyorum…Nacizane bir yılbaşı hediyesi vererek sizleri azıcık heyecanlandırmak ve neşelendirmek istedim… Yukarıdaki, resimdeki bu sevimli cam kavanoz için bana , yani sevgili bloguma bugünden itibaren hepimizi neşelendirecek, keyiflendirecek bir yorum bırakmanız yeterli…Yorum bırakmayı bilemiyorsanız, ece_aymer@hotmail.com‘dan mesaj da yazabilirsiniz. Hergün blogumdan, kuraya dahil olacak isimleri yayınlayacağım…21 Aralık günü KanalB‘de canlı yayında kura çekimi yapacağım ve kurada çıkan sevgili arkadaşımıza hediyesini yılbaşından evvel, yurtiçi kargo ile postalayacağım…. Yurtdışındaki arkadaşlar….Çok özür dileyerek, size postalamam biraz pahalıya mal olacağı için elinize ulaştırmak için karşılıklı bir metod buluruz umarım…….

Çok mutlu, huzurlu, düzenli, başarılı, bol paralı, bol arkadaşlı, tüm sevdiklerinizle birlikte -Muammer Bey’in dediği gibi hoşgörülü, sağlıklı bir hafta diliyorum….


>SORULARINIZA CEVAPLAR

>herşeyden azıcık: Mailini göremedim ama primer ya da kapatıcı hakkında bilgi hemen vereyim. Kapatıcı aslında masif tahtaya da ya da ham MDF’ye de atılabilen ön boya…Yapışkanlı bir kimyasalı olduğu için ham tahtaya atıldığında senelerce üzerine yapılan işlemlerin zarar görmemesini sağlıyor.Masraflı olacağı için biz ham eşyalarda hiç kullanmıyoruz. Üzerine atılan boyanın daha iyi yapışmasını sağlayan özelliği dolayısı ile biz sadece eski eşyalarımızda (zımpara yapmamak ya da boya sökücü kullanmamak için)ve metallerde kapatıcı kullanıyoruz. Dibe çöken bir malzeme.O yüzden her kullanımdan evvel çok iyi karıştırılması gerekiyor. Su bazlı bir madde.Fırçanızı su ile temizleyebilirsiniz ve çabuk kurur. Beyaz renklidir. Kapatıcı maddeyi ilk olarak ben keşfettiğim için çarşda satıldığını pek zannetmiyorum. Bu ürünü atölyede bir hayli sattığımız için de çok özür dileyerek marka ismi veremiyorum. Biz de bu ürünü, galonlar halinde ithal olarak alıyoruz, 100ml.’lik kaplarda satıyoruz. 100 ml bir fiskos sehpa için yeterli. Fırça veya rulo ile sürebilirsiniz. Eski eşyanızın üzerinde ne kadar çok kalırsa o kadar iyi kemikleşir. Daha sonra ham eşya gibi eski eşyanızı yeniden istediğiniz renge boyayabilirsiniz. Türkiye’nin her yerine yurtiçi kargo ile gönderiyoruz.

Gökçe:
1)Enamels boyaları metale tabi ki kullanabilirsin. Aynı yukarıdaki kapatıcı türündeki boyalar oladuğu için yapışma özellikleri var ve metal, cam, seramik gibi kaygan yüzeyler için tek kullanabileceğin boya çeşidi…
2)Vernikli boyalar hakkında çok bilgim yok…Çok fazla çeşit malzeme ile ilgilenen bir hoca değilim.Benim çok fazla kullandığım bir takım ana malzemeler var, onun dışında herşey yaratıcılık…Sizin de çok dağılmanıza gerek yok bence…Örneğin vernikli boya kuruyunca görünüşte güzel olabilir ama vernikli olduğu için, örneğin, üzeri çatlatma ilacını tutmayan yani her teknikte kullanılamayan bir boyayı niye dolabınızda bulundurasınız ki? Onun yerine her teknikte baz boya olarak kullanabileceğiniz akrilik boyalar varken….
3)Sırlı seramik üzerine de enamels boya kullanabilirsin.
4)Sünger fırçadan anladığım ucunda dikdörtgen şeklinde siyah süngeri olan fırça? Aslında güzel sürülebilen fırçalar…Hangi tip sünger fırça kullanırsan kullan, baloncuk oluşuyorsa, ya boyayı fırçaya çok alıp yedirmiyorsun, ya kullandığın boya fazla sulu, ya da fırçan sulu iken kullanıyorsun. En güzel malzeme Praktiker gibi yapı marketlerde satılan, ucu kadifemsi rulolar…Ya da ucu sentetik kıllı fırçalar…Unutmazsam gelecek Tv programına bunlardan örnekler götüreyim, size oradan da göstereyim.
5)Kapatıcı hakkında bilgiyi biraz evvel yazdım.
6)Haklısın, internet sayfamıza zaman ayırmamız gerekiyor….
7) Sömestr’de İstanbul’da olacağım, umarım bu sefer tanışabiliriz.

Neduk: Güzel sözlerine çok teşekkürler.Kavanozumda pek bir küçük ama bazen küçük bir anı herşeye değiyor değil mi? Hediye kavanozumu geçen program sonrası KanalB’den almayı unuttuğum için resmini yayınlamadan net bir şey yazamadım..Ah ben, öyle unutkanım ki… Gelecek pazartesi kavanoz resmi ile birlikte hediye detaylarını da yazacağım…Tabi ki mesajlarınızı bloga bırakmanızı isteyeceğim. Her nerede olursam olayım, okuduğum tek şey blogum ve sizin mesajlarınız…

Sevça: Dekopaj kağıtları diye sorduğunuz resimlerin kaynakları çok çeşitli…Bazısı takvimden, bazısı özel alınmış bir kitaptan, bazısı bir yabancı yemek kitabının içindeki minicik bir resim, bazıları ben 12 yaşlarımdayken biriktirmeye başladığım kartpostal koleksiyonumun bir parçası….O yüzden onları yayınlayıp satmamıza imkan yok ama sizler resim istemek üzere mail attığınızda, zamanımız yettiğince göndermeye çalışıyoruz. Sen de, eğer, hangi resimleri istiyorsan, bana blogdan kopyalayıp mail atarsan, biz de adresine postalayabiliriz.


>HELLO LADIES 2

>DSC_0178

Merhaba arkadaşlar,

Bu geceki yazımda bir objenin yapımından bahsedeyim, hem de bu arada, neredeyse 1 aydır biriken sorularınıza azar azar cevap vermeye başlayayım.

Haydi gelin birlikte bir yılbaşı çelengi yapalım.

Bize gerekli olan malzemeler: Yılbaşı çelengi, çeşitli dekopaj kağıtları, kendinden kuruyan model hamuru(eberhard faber-light), dekopaj tutkalı(royal coat decoupage finish)kretuar, ince çiçek teli, tahta 2010 rakamları, peçete, peçete tutkalı(Art potch), sıcak silikon tabancası, çeşitli kumaş ya da kurdeleler…

Rakamları akrilik beyaz boya ile boyayın. Boya kuruduktan sonra üzerine istediğiniz bir peçeteyi peçete tutkalını peçetenin üzerinden sürerek yapıştırın. Yapıştırıcı kuruyunca artan kenarlarını rakamlara göre kesin ve tekrar rakamların ve peçetelerin üzerine koruyucu amaçlı peçete tutkalından sürün.

Beyaz model hamurunun rengini krem rengine çevirmek için, 1 paket hamurun içine 1 çay kaşığı kadar hardal sarısı rengi akrilik boya katın. Homojen bir renk elde edene kadar elinizde yoğurun ve bir merdane yardımı ile 3 mm kalınlığında açın.

Daha evvelden kesip hazırladığınız dekopaj resimlerini arkalarına dekopaj tutkalı sürerek hamura yapıştırın.

İyi bir kretuar( profesyonel kesme aleti) yardımı ile resimlerin tam kenarlarından dönerek hamuru kesin.
Hamurların dönerek düz şekillerinin bozulmaması için üzerine bir gece boyunca hafif bir ağırlık koyun. (Ör. Hamurları masaya dizip üzerine bir tepsi ile bastırabilirsiniz.)Ertesi gün keskin bir delici ile (tığ, ince yıldız tornavida, şiş, vs.)yılbaşı süslerimizin tam üstünden delin ve çiçek teli geçirip düğümleyin.
Tekrar bir gece daha, hamurların kıvrılıp şeklinin bozulmaması için ağırlık altında kurumaya bırakın. Ertesi gün tüm süslere en az 2 kat dekopaj tutkalı sürerek korumaya alın.
Artık yılbaşı çelenginizi süslemeye başlayabilirsiniz…Sıcak silikon ile rakamları yapıştırın, çiçek teli takılmış süslerini rastgele istediğiniz yere asın, sevdiğiniz kumaşlardan kesip kurdeleler hazırlayın ve sıcak silikonla yapıştırın. Tüm çelenge sprey vernik sıkın.


Tabi ki söylememe gerek yok ama yine de hatırlatayım, bu metod ile kocaman çam ağacını bile süsleyebilirsiniz.
Aaaaa, çok iyi fikir, atölyeye bir çam ağacı süsleyecektik, en iyisi yarından itibaren resimleri kesmeye başlayalım.

Sorularınıza gelinceeee….

Sevgili Kitchen Witch: Artık hediye atölyeden, yol parası sizden…Bu arada, şimdi önerdiğin bloga girdim, gerçekten çok güzel, çok teşekkür ederim.
Sevgili Pınar: Gerçekten İtalya’ya Meltem ile gelebilir miyiz? Hemen bir bahar planı yapabiliriz, ona göre….
Sevgili Gökçe: Acaba mailini nereye gönderdin? Benim hotmailimde ya da atolyebeyaz hotmailinde göremedim…Bir daha mı göndersen acaba?

Peki sevgili dostlarım, yarın daha evvelki sorularınıza ve yeni gelecek olanlara cevap vermeye devam edeceğim.


Dünkü sürprizimi umarım beğendiniz…Bugün KanalB’de de söylediğim gibi bana mesaj atanlar arasından çekeceğim kura sonucu çok sevdiğim kırmızı kurdeleli kavanozumu yılbaşı hediyesi olarak göndereceğim. Detaylar daha sonra yavaş yavaş geliyor…..

Yarın görüşmek üzere…


>HELLO LADİES 1

>DSC_0188

Tanrım ne kadar şanslıyım…Dün nereye baksam sizlerden bana gönderilmiş doğum günü mesajlarınızı gördüm. Blogdan, hotmailden, facebooktan, hatta playlist.com’dan bana ulaşıp mesaj bırakan herkese SONSUZ TEŞEKKÜRLER…Dün telefonuma cevap vermekten ders yapamadım..Umarım cumartesi grubu öğrencilerimizi ihmal etmemişimdir çünkü habire telefondaydım…Sevgili DOLUNAY
(sen nasıl dolu dolu bir kadınsın, yakın arkadaşlarını kıskanıyorum!) kocaman bir kakaolu pasta yapmış…Sabah 6’da kalkmış yapmış..Bir de bu yetmemiş, ben erkenden bakarım diye bloga da doğum günü mesajı bırakmış…Tabi ben gözümü ancak sabah atölyede açtığım için, Dolunay beni dürtünce bloga girdim ve herkesin mesajlarını görmeye başladım. Bir hayli bilgisayarın önünde oturdum ve sizleri düşündüm…Belki çoğunuzun yüzlerini bilemesem de gözümün önüne bir sürü ışıldayan gözlerle bana bakan güzel hanımlar geldi…Yok, yok, valla burası, sizlerle olan blog dünyam, bambaşka bir boyut…Bunu yaşamayanın anlayacağını pek zannetmiyorum…Hepinizi yanaklarınızdan kocaman kocaman öpüyorum….



Yukarıdaki yılbaşı evi nasıl güzel ama…. Ellerine sağlık Gamze…Aslında bu önü pencere ve kapı ile set edilmiş “ekmeklik” diye satılan objeyi hiç sevmiyorum…Gamze’de atölyeye gelip “buna ne yapalım Ece” deyince, bir an kalbim sıkıştı…”Hay Allahım, yine mi bu zor obje karşıma geldi ” dedim…Amaaaaa, sonra…lütfen bir daha bakar mısınız? Nasıl dayanılmaz bir şey oldu….Bazı yerlerini peçete olarak yapıştırdık, bazı yerlerine peçeteden fotokopiler çektik, hamurladık, kar efekti yaptık, işte sonuç dayanılmaz….


Eeee bari hazır atölyede bulaşık yıkarken!!! bende size bir sürpriz……… yapayım………. dedim……… ve yılbaşına doğru yaklaşırken?…………………., bana mesaj yazanlardan?………………… birisine?…………………….. güzel bir “Atölye Beyaz yapımı eşya “?……………………hediye edeyim dedim…

Biliyorsunuz yarın KanalB’deyim. Program esnasında yaptığım objeleri genelde orada bırakıyorum..Yarın gidince…………………. bir gözden geçireyim………………, bakayım…………………….., sizlere layık…………………………………., hediye edilebilecek…………………….. neler var?

E artık, sürprizin detaylarını hafta içi sizlere bildiriririm…
Yukarıdaki resmime baktım da, nedense hep mutfakta çekilen resimlerimi çok beğeniyorum…Allah Allah, ama bakın bir tane daha yayınlayayım, sizde bana hak vereceksiniz…


Nasıl? Haksız mıyım? Yok, bundan sonra resimleri mutfakta çektiriyorum…..

Bir kaç güzel resimle sizlere veda ediyorum,veeee yarın görüşmek üzere diyorum...

( İnanmayacaksınız ama , bu hafta kendimi sizlere adadım, hergün az da olsa bloguma yazacağım…Sürprizin detayları bu hafta burada….)