>1977 Anket Defterim

>pinch and dash preview 4 copy


Size bir resim hediye ederek yeni günüme başlayabilir miyim?

Bu resmi görünce bayıldım ve hemen satın aldım…Eminim bu resimle harika objeler yaratacaksınızdır. Ben şimdiden planlamaya başladım.

Sevgili, “Beyaz Kelebek” bana çok hoş bir mesaj yazmış ve beni mimlediğini söylemiş!!! Ben bir blog sahibi olarak!! önce ne dediğini anlayamadım… “Bloggerland” diye adlandırdığım bu muhteşem dünyada çok gezinemediğim için terimlerini çok iyi bilmiyorum.Beyaz Kelebeği kendi blogunda ziyaret edince öğrendim ki, bazı soruları cevaplamam gerekiyor.Beyaz Kelebek’e mesaj attım ne yapacağım diye, o da hemencecik bana cevap yazmış ve aşağıdaki soruları yollamış. Daha sonra da bunu 3 kişiye daha göndermemi istemiş…Hiç durur muyum, hemen başladım cevaplamaya…Yalnız benim gibi aldığı işi en detayına kadar yapan, mükemmeliyetçi birine bu soruları sormakla pek iyi yapmadınız…Uzuuuuun, uzuuuun cevaplara hazır olun.

Şimdi sorulara bakınca………

Ah Beyaz Kelebek, bana nasıl derinden dokundun bir bilsen…Taaaa 30-33 sene evvelime döndürdün, pazar sabahı depoya girdirip, ortalığı talan edip ortaokuldaki ilk anket defterimi buldurdun…Neler hatırladım neler…Anket defterimi doldurtma heyecanımı hatırlattın, ilk minik aşklarımı hatırlattın, ilk kız ev toplantılarımı hatırlattın, anket defterlerindeki cevapları okuyup okuyup nasıl kikirdeştiğimizi hatırlattın, hayallerimi, o zamanki kurduğum ilk gelecek planlarımı….daha neler neler geldi aklıma….Çok çok teşekkür ederim…Böyle bir şeye ne kadar da çok ihtiyacım varmış…Sizin de gülümsemeniz için biraz nostaljik bir resim geçidi ile devam ediyorum.

İlk Anket Defterimin kapağı…Sene 78-79 yılları..

Sorulardan bazıları…Resme dikkat!! O zamanlar Alain Delon’a bayılıyormuşum demek ki!!Gerçekten ne de yakışıklı ama….

Sorular tam 75 tane…Cevapla cevapla bitmez…Herkes sabırla da defterimi doldurmuş.Ne meraklıymışım meğer.Bu arada Farah Fawcett nasıl güzel değil mi? O zamanlar, gülüşüne, saçlarına, vücuduna, giydiklerine, zaten tümden, Charlie’nin Melekleri’ne bayılırdım…

Gelelim cevaplara…sevgili Gülriz, ortaokul, lise en iyi arkadaşım…Üniversiteyi İzmir’de kazanınca, İzmir’e giden ve bir daha Ankara’ya dönmeyen sevgili dostum…En son Alaçatı ziyaretimde, üşenmeyip, sadece beni görmek için akşam vakti bütün aileyi de yollara düşüren vefalı arkadaşım…Bakar mısın 33 sene evvel ne cevaplar vermişsin? Ah, ne güzel günlerdi değil mi? Seni çok seviyorum canım arkadaşım.

Ya Şebnem Sürereker‘in cevaplarına ne demeli…Bir zamanlar aynı sınıfta 2 arkadaş iken, bizim sınıfı liseye geçerken terk etti, bir daha ondan haber alamamışken, yıllar sonra Facebook’ta tekrar arkadaş olduk…Şimdiki hayat felsefesine hayranım. İstanbul’da olsam Şebnem’in dibinden ayrılmazdım.

Umarım sizi sıkmamışımdır ama birden o kadar eskilere gittim ki, bu keyifli zamanı sizlerle paylaşmak istedim…


Gelelim Beyaz Kelebek’in sorularına…

Tam 33 sene sonra ilk defa bir anket dolduruyorum…
Çok heyecanlıyım.

İsminiz: Ece Aymer

Yaşınız: 45

Mesleğiniz: Ekonomist, otelci, eğitimci, ahşap boyama sanatçısı


Boyunuz:1,60


Kilonuz: Çok fenasınız..Maalesef 66

Ayak Numaranız:38,5

Saç Renginiz: Esas orijinal rengi koyu kestane…Ama hayatım boyunca hemen hemen her rengi denedim. Bu aralar bakır..

Göz Renginiz:Kahverengi

Kaç kardeşsiniz ve Meslekleri: Annem ve babam ben 8 yaşındayken ayrılmışlar. Babam 2 sene sonra evlendi…Asuman ablanın ( üvey annemin) eski eşinden Burak adlı bir oğlu vardı..Aramızda hiçbir bağ olmamasına rağmen hep Burak’ı çok sevdim… Kendi kardeşim gibi düşündüm. Adapazarı’nda yaşıyorlar. Bu aralar sağlık açısından biraz dinlenmedeler…Daha sonra Asuman Abla ve babamın bir erkek çocukları oldu. Altuğ…O da İstanbul’lu…Kendileri çok feci zekidir. Boğaziçi genetik mühendisliği mezunu, fakat senelerdir bir bilgisayar firmasının sahibi….

Anneniz:Sevinç Çelikiz…Annemin gençlik resmini koymadan geçemeyeceğim.Merak etmeyin, hala çok güzel.. En beğendiğiniz huyunuz:1)İnsanlarla empati kurmak.2)En kötü anlarımda bile hemen toparlandığım, iyimser yaşam felsefem…

Hiç beğenmediğiniz huyunuz:Yaşam çerçevem herhangi bir şekilde kısıtlandığı zaman,heyecanım durdurulduğu zaman, içsel bir biçimde hemen alt üst oluyorum.

En beğendiğiniz yeriniz:Gözlerim

Hiç beğenmediğiniz yeriniz: Bacaklarım

Çantanızda mutlaka bulunmalı: Ama ben bir tane bir şey yazamam ki…Cep telefonum, gözlüğüm, törpüm, kalemlerim, el kremim, cikletim, diş ipim vs….

Çantanızda asla bulunmaz:İçim bayıldığında, karnım guruldadığında ufacık atıştıracak bir kuru meyve veya herhangi bir diyet bisküvi hayatta çantamda olmaz.

Arabanızın markası:Peugeout 307

Hayalimdeki araba:Siyah Aston Martin En sevdiğiniz yemek:Patlıcan Kebabı

Hiç sevmediğiniz yemek:Bakla

En sevdiğiniz hayvan:Kedi

En korktuğunuz hayvan:Aslında yok diyeceğim ama çölün ortasında vahşi bir hayvanla, mesela bir çita ile karşılaşırsam ne yaparım düşünemiyorum.

Kullandığınız parfüm:DOLCE&GABBANA the one…Ama Selda’nın kokusuna hastayım..Mutlaka bitince onu alacağım.

Kullandığınız cilt bakım ürünleri:Amway-Artistry Ürünleri

Her gün mutlaka yaparsınız: O kadar çok şey var ki.Her gün sabah çay yaparım. Mutlaka dişlerimi fırçalarım, kedilerin yemek ve su kaplarını tazelerim, annemin köpeğini dışarı çıkarırım, her sabah annemin bitmeyen sorularına sabırla yukarıdan aşağı kata bağırarak cevap veririm, geceleri mutlaka yatakta birşey okurum, yatmadan her gece süt içerim..vs…

Her gün yapmayı ihmal edersiniz: Cildime gece kremi sürmeyi…

Karanlıktan korkar mısınız:Hayır

Korkutmayı sever misiniz:Hayır, kesinlikle…

Giyim tarzınız:Yaşadığınız yaşam, çalışma ortamınız, istemediğiniz kilolarınız, maddi koşullarınız, tam sizin kafanızdaki tarzı uygulamaya elvermiyor ki…Atölye çalışma ortamı ve 3 senedir yaşadığımız maddi sıkıntılar dolayısı ile artık bende pek tarz marz kalmadı, ama inşallah bu yaz kendimi toparlayacağım.Gelin size, biraz kilo verirsem, 4-5 sene evvelki maddi durumumuza dönünce, atölyede üstüme boya bulaştırmadan, gün içinde on ayrı kalitede ( Laura Ashley mağazasından çıkıp, boyacı Savaş usta ile buluşmaya gitmek gibi..)yere uğramayacak şekilde o günümü ayarlayabilirsem neler giymek istediğimi şöyle görsel olarak bir göstereyim.
page-1


Asla giymeyeceğiniz:Cafcaflı, bağıran renkli, asimetrik desenli giysiler

Cep telefonunuzun markası:LG

Bilgisayarınızın markası:HP

Karşı cinste aradığınız özellikler: Offf, çok karizmatik bir soru!!Herşeyimle ilgilenmesini isterim, hep şımarayım ama o hep olgun davransın, alttan alsın, beni güldürsün, hep hediyeler alsın, benim kafamdakini benden evvel tahmin edip yapsın..Daha yüzlerce aradığım özellik yazabilirim…

Karşı cinste hoşlandığınız tip:Bruce Willis tipi

En beğendiğiniz oyuncu:Sandra Bullock

Benzetildiğiniz bir oyuncu:Sevgili Gülgün beni yabancı bir artiste çok benzetiyordu, gösterince ben de hayret etmiştim ama bir türlü ismini hatırlayamadım.

Film çevirmek istediğiniz ünlü:Hiç böyle bir hayalim olmadı.

Başka bir şey yapmak istediğiniz ünlü:Ben de onlar kadar ünlü olup aynı masada yemek yiyip sohbet etmek isterim.

Tuttuğunuz takım:Yok

Hangi dalda bir sporcu olmak isterdiniz:Yüzme

En büyük hayaliniz:İngiltere’de yaşamak

Gerçekleştirdiğiniz bir hayaliniz:Uuuuu, sürüyle, hemen hemen ne istiyorsam yapan, deneyen, risk tanımayan, pozitif düşünen biriyim..Onun için her istediğimin -eğer hayırlıysa- olduğuna inanıyorum…

Asla yapmam dediğiniz bir çılgınlık:O kadar çabuk fikir değiştiren biriyim ki…Asla yapmam dediğim bir sürü şeyi zamanı gelince yaptığım için bu soruya da cevabım olmayacak.

Yapabilirim dediğiniz bir çılgınlık: Paraşütle atlamak

Ne yoksa bitti mi? Neyse ne yapalım…

Sevgili Beyaz Kelebek, sayende çok güzel bir pazar sabahı geçirdim, eski sandığımı açtım, şimdi oğlumla eski resimlere bakıyoruz. Oğlum tüm anket defterimi baştan sona okudu (ona göstermek daha evvelden hiç aklıma gelmemişti)Benim “scrapbook” defterlerimde vardır.Birazdan onları inceleyeceğiz.

Kendimi bana çok iyi hissettirdiğin için çok teşekkür Sevgili Beyaz Kelebek.

Şimdi bende 3 kişiyi mimleyecekmişim…..Peki o zaman, zevkle takip ettiğim 3 blog sahibini mimliyorum…..
ufukmutfakta.blogspot.com
scrapbookinginturkey.blogspot.com
sadeturkkahvesi.blogspot.com

Güzellik dolu ve bol güneş ışıklı bir hafta diliyorum.


Reklamlar

>SHOW AND TELL FRIDAY BY ROMANTIC HOME

>

082

I am joining Cindy at My Romantic Home for show and tell Friday, with this beautiful green kettle…

I found it in a flea market last year and immediately brought it to the workshop and worked my favorite cow picture with modelling clay on it…I didn’t touch the color on it, green color was so lovely and it was distressed naturally!!!

Isn’t it adorable?

Then have a look at the other pictures of it…

080

077

IMG_1394
IMG_1509-1

Thanks so much for stopping by and I hope everyone has a wonderful Springy weekend.

Get out and enjoy the fresh air if the weather permits where you are.

Please drop me a note and let me know you came by.


>FREE DECOUPAGE PICTURES

>

Tam ekran yakalama 06.02.2010 174405

12 Ocak’ta , Rabia Göksaltık, bana mail atmış…Neredeyse bir ay olacak, insan hiç mi hotmaillerine bakıp cevap yazmaz…Yapamamışım demek ki…Rabia’dan utancımdan sorusunu buraya taşıdım..Hem belki verdiğim cevaplar sizleri de ilgilendirir ..

Tam ekran yakalama 06.02.2010 174448

Çok sevgili dostlarım, hotmailim yerine bana blogdan her istediğinizi yazarsanız çok daha sevineceğim. Güzel sözlerinizi de, başkalarının görmesinden son derece mutluluk duyuyorum, hele tekniklerle ilgili sorularınızı buradan cevaplamam herkes için zannederim daha iyi….Şimdi saydım, sabahtan beri hotmailime gelen 22 mesaja cevap yazmışım…Gerçekten bu güzel mesajları blogda görmek isterim…

Gelelim Rabia’nın sorularına……
“Merhaba Ece hanım,
Her gun sizden yeni birşeyler görmeyi umarak blogunuzu açıyorum. Bugun eklediklerinizi gorunce cok mutlu oldum.Yeni çalışmaların hepsi de çok güzel. Herkesin ellerine sağlık.

Ben yine sizi sorularımla birazcık bunaltacagim. Müsait oldugunuz zaman blogtan cevaplarınızı takip ederim.

1. Ekmeklik yaptım. 3 boyutlu ve dekupaj çalışarak. İnanmayacaksanız ama başardım. sizin blogta ve tvde verdiğiniz bilgiler eşliğinde.
Yalnız ekmekliğin içini henüz boyamadım. Akrilik su bazlı boyayla boyadığımda herhangi bir problem yaratır mı? Koku gibi. Yoksa pvc tarzı kağıtlarla kaplama mı yapmalıyım? Cadence su bazlı akrilik boya kullanıyorum.Ve kullanacağım vernik türü ne olmalı? (içine gıda konacağı için)Yine elimde cadence su bazlı vernik var.

Rabiacığım, ellerine sağlık…Eminim, çok güzel olmuştur…Ekmekliğin içini su bazlı boya ile boyarsan hiç kokmaz…Daha sonra da su bazlı vernik atman gerekir…Zaten bu ürünler elinde varmış…Ben Cadence kullanmıyorum ama herhalde diğerlerinden pek farkı yoktur…Yiyecek ile temas edecek her yerde mutlaka su bazlı boya ve su bazlı vernik kullanmamız gerekiyor…Tüm işlemler bittikten sonra da birkaç gün kapaklarını açık bırakıp verniğin iyice kurumsaını beklersek kokusuda kalmayacaktır.

2.Ekteki resimde gordugum deseni maskeleme bantlarıyla mı yaptınız yoksa kumaştan fotokopi mi çekildi? Ben maskeleme bantlarla yapmaya çalıştım oldu ama çok vakit oluyor kolay yolu vardır diye umuyorum. (122-3)Rabiacığım, burada gördüğün ekose deseni bir peçeteye ait…Piyasada puantiyeli, ekoseli, çizgili bir sürü peçete satılıyor. Sende bizim yaptığımız gibi önce peçeteyi tüm olarak objeye yapıştırıp, daha sonra üzerine dilersen yukarıdaki çalışmamız gibi hamurla dekopaj yapıştırabilirsin.

3.Bir de hatırlatma amaçlı size ceviz renkli fiskos sehpamın rengini değiştirmek istediğimi soylemiştim. istediğim rengin resimlerini de gonderdim. O rengi elde etmek için kullanmam gereken teknik ve malzemeler konusunda yardımınızı bekliyorum.
Elimde kapatıcı var sizden aldığım onu fiskosa uyguladım. O resimleri de terkar maile ekledim.
Eveeett, bu renk nasıl yapılır acabaaaaa?????????Eğer boyayacağımız obje koyu renkse mutlaka kapatıcı sürmemiz gerekir..Çünkü burada görünen renk açık renk üzerine uygulanması gereken bir çalışma…Objemizi kapatıcı ile tüm kapattıktan sonra bir kaç gün kurumaya bırakalım. Şimdi, eğer yukarıdaki gibi kaçaağaç türü bir renk istiyorsak, objemizi bütün beyaza boyamamız gerekir…Obje tam bembeyaz olana kadar boyamaya devam edelim. Üstünü yağlı boya ile eskitmeye gelince….Bu gibi eskitmelerde bazı renkleri birbirine karıştırarak istediğimiz her rengi elde edebiliriz.Ben akçaağaç gibi eskitmeyi, “Raw Umber, Van Dyke Brown, Yello Ochre ve White” yağlı boyayı karıştırarak yapıyorum…Kuru kıl fırça ile beyaz boyanmış yüzeye azıcık bu karışımdan alıp iyice yedirmeniz lazım, ta ki yukarıdaki görüntü çıkana kadar…Aslında yağlı boya eskitme farkındaysanız çok blogdan yapmamaya çalışıyorum…Televizyondan daha çok anlatmaya gayret ediyorum çünkü izlenmeden yapılması zor bir teknik…Yağlı boya eskitmemiz bitince iyice kuruması için 4-5 gün bekliyoruz…Daha sonra da 2 kat sentetik vernik atıyoruz.

ilginiz için şimdiden çok teşekkürler
İyi akşamlar
Rabia”

Tam ekran yakalama 06.02.2010 174601

Bu arada söylemeyi unuttum mu acaba? Bu yazımdaki tüm resimler de benden size hediye…..Aslında siz daha çoğunu hakediyorsunuz…Eeeee, ne yapsak o zaman??? Bari tesadüfen bulduğum resim linkini olduğu gibi size armağan edeyim. En aşağıdaki linke tıklayıncanız…Bayılacaksınız….Yorumlarınızı bekliyorum.

Tam ekran yakalama 06.02.2010 172603

Ben, tabi, blog yapmaya başlayınca fotoğrafçılık sitelerini de download ettim ve resimleri yayınlarken, anlayacağınız üzere azıcık üzerlerinde oynayıp daha güzelleştiriyorum ama aşağıdaki linkteki tüm resimleri yapmama zaten zamanım yetmezdi, onun için tesadüfen bulduğum bu linki size olduğu gibi armağan ediyorum….Resimleri güzelleştirmekte artık size kalmış….İyi boyamalar…

(lütfen aşağıdaki linke tıklayınız.)
Yüksek çözünürlü Dekopaj Resimleri

Tam ekran yakalama 06.02.2010 172403

>A HAPPY PLACE-OUR WORKSHOP

>
I am not an arrogant person but I must say that I am a really good creator…It doesn’t matter the subject….I can be creative while cooking, painting, sewing, knitting, preparing school projects for my son or gardening…I don’t like working something ordinary….I like putting my style while doing any kind of decoration.

Aslında kendini beğenmiş biri değilimdir ama her işi yaparken (ne olursa olsun, bahçede, evde, yemekte, alışverişte) yaratıcı olmaya bayılıyorum ve galiba iyi yapıyorum…Daha doğrusu kendime has, başkaları görünce, tereddütsüz “aaa, bunu Ece yapmıştır” denecek bir stil katmaya bayılıyorum…
Öhö Öhö…Bu kadar mütavizilikten sonra , stilimi aktardığım sevgili öğrencilerim, 2009’da neler yapmışlar, bir bakalım mı? Yapılanları, mozaikler halinde size sunmak istedim Çünkü , Little Red House’da”Mosaic Monday“‘e katıldım. Ziyaret ederseniz inanılmaz bir hanımla tanışacaksınız.
Benden söylemesi…

And, of course I am soooo lucky that I can teach my (kind of) style to my students at my workshop…So here are some what they had done in 2009….

By the way, did I tell you that I attended to “Mosaic Monday” of Little Red House? She is a great photographer and I like reading all her stories in her posts...Do not hesitate, go and visit her and say hello….




Ne kadar güzel çalışmalar yapılmış, değil mi? Pekiiiii, bu sene??? Bayramlar, yeni yıllar, haftalar geçiyor..Biz hala atölyede karıncalar, arılar gibi çalışıyoruz…Hem de çok mutlu mutlu çalışıyoruz…Eminim, herkesin o kadar ayrı sıkıntıları, sorunları vardır ki….Güzel olan… herkes…atölyeye girince her derdini unutuyor….Buyrun mutlu, gülen yüzlere….

Well, it was nice to show you some of the projects which we had done in 2009…

How about this year?… Well, well, well….we are still working very hard….and very happily…

Do you want to see some happy faces?
































I love you all, sweethearts…………

Well Ladies, it’s time to go and eat some food…It is really cold tonight…After dinner, all I want is to have a cup of coffee and thank God how lucky I am…. seeing the beautiful side of the world by the help of all those beautiful women ( best friends….students at the workshop…sweet blog friends…)in my life… Thanks so much for stopping by ! I hope you enjoy a wonderful week !

Did you really think that I will finish my post without loading some new projects? Come on….Here are some amazing objects from my great students… Bye again…




















Umarım bunu söylememden bıkmamışınızdır ama ne yapayım sizleri, hepinizi, öğrencilerimi, blog arkadaşlarımı çok çok seviyorum….Evet güzel bayanlar…Galiba çok acıktım…Gidip birşeyler atıştırmam lazım…Bu diyet işi beni mahvetti…

İnanın bana, yemekten sonra, bu soğuk ve romantik gecede, kendime güzel bir kahve yapıp, koltuğuma oturup, battaniyeme sarılıp, kedilerimi kucaklayıp, dışarıyı seyrederken hep Tanrı’ya şükredeceğim…

Hayatıma güzellik ve renk katan herkes….

Şükürler olsun ki,çeşitli vesilelerle karşıma çıkıyorsunuz ve iyi ki varsınız.

>DERİN HANIMLARA BUYURMAZ MIYDINIZ?

>

Tebrikler İffetin Günlüğü…..

Ne güzel bir duyguymuş, tanımadığım birine hediye vermek…..Eeee, şimdi İffet’in benle haberleşmesini beklemem lazım…Umarım hemen bana adresini yazar da, yılbaşından evvel kendisine hediyemi ulaştırırım….

Hediye işi de bittikten sonra, normal blog hayatıma döneyim ve sizi çok çok güzel bir ev gezmesine davet edeyim dedim.

Sevgili Derin Hanım…
Galiba 5 yıldır tanışıyoruz…Hatırladığım kadarı ile Arcadium Alışveriş Merkezi’nde, yaptığımız bir sergide annemle tanışmışlar…Annemle tanışan bir hanım, hiç kursa yazılmadan ayrılabilir mi sergiden acaba?
Ah, birdakika….Derin Hanım’a döneceğim ama bir dakikalığına annemden, Sevinç Hanım’dan bahsetmem lazım….Şimdi sevgili dostlarım…Hizmet sektöründe verilen bütün kişisel gelişim derslerinde temel kural şudur: (hani bu aralar çok moda ya, “Yaşam Koçluğu Dersleri”……., yaklaşık 20 senedir hizmet sektöründe ve hep çok iyi yerlerde çalıştığım için, o kadar çok “müşteri nasıl iyi hissettirilir” dersi aldım ki….)….nerde kalmıştık, evet, daha iyi bir yaşam, daha iyi hizmet, daha iyi bir insan olmak için temel kural şudur:

Her insana, sanki önlerinde, “Bana kendimi çok iyi hissettir” tabelası asılıymış gibi davranacaksın….

İşte hiç bu gibi kurslara gitmemiş olmasına rağmen, annem bunu hep çok iyi yapan biridir. En karamsar anınızda bile tesadüfen çarşıda, restoranda, markette onun yanına düşerseniz, mutlaka sohbet edecek bir konu bulur ve inanın, karamsarlığı bir kenara atıp gülümseyerek hatta kahkahalar atarak, yolunuza devam edersiniz…O yüzden annemin eline düşmüşseniz, hayatta, kursa yazılmadan sizi bırakmaz…Herşey için çok sağol canım anneciğim….Tabi, aynı evde yaşayınca ve her iki karakter de oldukça baskın olunca bizim evde neler oluyor, varın siz düşünün ama yok, yok….Bu koca dünyada, hep iyiliğimizi isteyen, ne yapsak , onların gözlerinde en iyi, en güzel, en mükemmel, en kahraman olduğumuzu düşünen, bir tek kim var sizce?...Annelerimiz…..

İşte Derin Hanım ve arkadaşları da annemden kurtulamadılar!!! ve kursa yazıldılar….Yazılış o yazılış….. 5 senedir, (yoksa 6 sene mi oldu??)

sevgili Derin hanım,
sevgili Türesin Hanım
sevgili Meltem Hanım sevgili Selda’cık sevgili Defne’cikatölyemizdeki en değerli dostlarımızdan birkaçı….Herşey için çok teşekkürler….

Derin Hanım bizi ” Hoşgeldin 2010″ partisine çağırdı…Nefis yemekler yedik, (ben de “ailenin fotoğrafçısı”), bol bol resim çektim, hep beraber sohbetler ettik……Zaten böyle güzel buluşmalar, böyle özel günler olmasa hayat dümdüz geçip gidiverecek……

Sizi resimlerle ve Derin Hanım’ın güzel evi ile başbaşa bırakıyorum…..

Resimlerdeki ahşap boyamalar, tüm etamin işlemeler, goblenler, porselen boyamalar, Derin Hanım tarafından yapılmıştır.






























































>Sizlere Dekopaj Resmi hediye edebilir miyim?

>

Ama şimdi benim gibi yufkayürekli birine böyle güzel şeyler yazıyorsunuz..Sonra da sizler için bir türlü ne yapacağımı bilemiyorum…

Biliyorum, resimlerimize bayılıyorsunuz…

Bari dedim, bir kaç resim hediye edeyim…

Aşağıdaki resimler atölyede orijinal sayfalarından taranarak buraya aktarıldığı için iyi bir yazıcıdan aynı orijinali kalitesinde çıktı alabilirsiniz. Tabi en iyisi resimleri CD’ye kayıt edip, iyi bir fotokopicinin yolunu tutmak….

Güle güle kullanın…

img-Z16161059-0001

img-Z16161033-0001

img-Z16160648-0001

Gelelim hediye çekilişimize mesaj gönderenlere….

DSC_0109

14 Aralık tarihi itibari ile bloga yorum bırakanlar ya da ece_aymer@hotmail.com’a mesaj bırakanları 20 Aralık akşamına kadar aşağıdaki tabloda yayınlayacağım.

Herkese…. o güzel, yüreklerinden gelerek yazdıkları muhteşem sözlere….
binlerce kez teşekkür ediyorum, yanaklarınızdan öpüyorum…
(Zannederim, en kısa zamanda blogumda “en güzel yorumlar” köşesi açmam gerekecek…
İçim sıkıldıkça,açıp bir çırpıda hepsini okurum ve hemen bomba gibi olurum…)

1.MARİFETLİ PERİ
2.SERPİL AKSUNGUR
3.KITCHEN WITCH
4.BAHAR
5.GÖKÇE
6.EBRU
7.BEYAZ KELEBEK
8.ÇİĞDEM
9.CEYCEY
10.İFFETİN GÜNLÜĞÜ
11.SEVÇA
12.DSHANDMADE
13.ÖZLEM
14.NERİ
15.NEDUK
16.NUR
17.LAVANTABAHÇESİ
18.NANELİMON
19.ZEYNEP BAYRAM
20.BEYHAN-MUAMMER
21.ÖZNUR NİĞDELİ
22.SONAY KIZILYEL
23.NİHAL ÇAĞLAR
24.SİBELLA
25.YILDIZ111
26.LOLİPU
27.HERŞEYDEN AZICIK
28.MELEKİZCİ
29.NUR
30.HOBİGİLLER
31.HAYRİYE AYŞE DEMİR
32.GÜLNAZ DEMİREL
33.OYA YILDIRIM
34.DAKİKADANONCE
35.PINAR
36.RIMMA
37.ZEYNEP MELTEM
38.ELİF TUNÇ
39.GÖZDE GİZEM UYSAL
40.MÜRVET BAYDEMİR
41.HUZUNLU37
42.RABİA GÖKSALTIK
43.MERAL GARİPOĞLU
44.BEHNUR YAVUZ
45.ŞEYDA BARUTÇUOĞLU
46.DERYA ÖZEN


>YENİ YIL HEDİYESİ

>

Yılbaşı yaklaşıyor…İnanabiliyor musunuz?
2010 geliyor

Daha dün gibi hatırlıyorum…O zamanlar, eşim Ankara Hilton Oteli’nde çalışıyordu…2000 yılına girince, tüm bilgisayarların 2000 rakamını algılayamayacağı için çökeceğinden korkuluyordu… Hilton’un bilgisayar sisteminin çökmesi ne demek, odalar, bilgiler, tüm eski bütçeler, ödemeler……..Çok vahim durumlar olacak diye 10 gün tüm idari personel otelde yattılar, kalkıp çalıştılar, yılbaşı gecesinin keyfini bile sürememiştik…Tabi ki hiç bir şey olmadı…2000 yılına girdiğimiz zamanki heyecanımızı dün gibi hatırlıyorum…Üzerinden 10 sene geçti…Yok, valla olamaz,inanamıyorum…. tam 10 sene nasıl sanki geçen seneymiş gibi geçiverir? Oğlum 3 yaşındaydı, çok çok sevimliydi….Sevgili Kara’mız, köpeğimiz, evimizin ayrılmaz parçası hayatta ve bizimleydi, Fıstık – onun yerini hiçbir kedinin tutamayacağı-birtanecik dünya tatlısı kedimiz hayatta ve bizimleydi, Tüylü, dünya iyisi, “cool” kedimiz hayatta ve bizimleydi…bambaşka bir evde, kirada oturuyorduk, atölyeyi açalı bir sene olmuştu ama beklediğimden iyi gidiyordu…Sanki herkes benim ahşap boyama atölyesi açmamı beklermiş gibiydi, atölye öğrenci ile dolup taşmıştı.Hatta o yüzden sadece malzeme satışı için anneme dükkan bile açmıştım. Eşim Hilton’da çalışıyordu, şimdiki gibi Afganistan’da değil…Bir aralar çok darda kalınca sattığımız sunroof’lu Ford Mondeo‘muzla nereleri gezmedik, nereleri….Daha sonrasında daha iyi arabalarımız olmasına rağmen hala o arabamız burnumuzda tüter, yaşanan onca güzel günlerden dolayı herhalde…Evet, şimdi oldu işte…..

O zamanki yaşantımız gözümün önüne gelmeye başladıkça 10 sene gerçekten geçmiş gibi oluyor…Şu an demin söylediklerimin ne yazık ki, hiç birisi yok, o çok sevdiğimiz, “ev alsam da komşularımı, Figen’i, Gül’ü, Şennehar Teyze’yi, Veli Amca’yı, Leman Abla’yı, Rana’yı bırakıp başka yere gitmem, yine burada kirada otururum” dediğimiz evimizde değiliz artık…, Neredeyse hergün görüştüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen en iyi arkadaşlarımız Muttalip ve Zeynep, şimdi çoktan boşanmış bir aile ve artık İstanbul’dalar…,annem babam gibi sevdiğim kayınvalidem ve kayınpederimle her haftasonu birlikte olurduk, şimdilerde TV, atölye, dersane, benim annem, ödemeler, tenis, spor, internet, arkadaşlar derken, herşeye koşuşturmaktan ayda bir zor görüşüyoruz… “Kara” yaşlılık dolayısı ile salonumuzun ortasında kalp krizi geçirdi ve öldü, “Fıstık” bir gece gözümüzün önünde sokak köpekleri tarafından parçalandı, keza “Tüylü”‘de öyle……Sorunlar büyüdü, ülkenin ve dünyanın parası azaldı, bizim de…Koşullar yüzünden annem artık bizimle yaşıyor, oğlum ve ben bir süreliğine yalnız kaldık, Hakan artık daha iyi para ödedikleri için Afganistan’da çalışıyor…….
Her kar yağdığında mutlaka kardan adam hemen kapımızın önünde belirirdi. Yapımcılar komşumuz Ali, kızı Irmak, Hakan, Can….

Evimizin kapısı her an açıktı, bir gün bile misafirsiz bahçede oturduğumuz hatırlamıyorum…Bu sene kendimizin bile bahçeye çıkacak zamanımız olmadı…

Canlarım Fıstık ve Cancan, 13 sene boyunca herşeyi ektiğimiz, havuzlar kurduğumuz, ateşler yakıp, şarkılar söylediğimiz, çadır kurup kamp yaptığımız, her bi şeyi denediğimiz eski evimizin arka bahçedeyiz…

Kara, Tüylü ve Hakan…Hayvanları ben çok sevip , eve topluyordum, onlar ise hep Hakan’ın peşinde oldular…….

İnanın, o gece belki 5 dakika boyunca kayınpederim ve Fıstık karşılıklı tavla oynamışlardı….

Herşey çok değişti ve hüzünlü………. gibi geliyor….Ama…..Yok,yok, ne oldu bana bu gece, galiba biraz sizlerle dertleşmek istedim…

Hemen kafamdan ve tüm evrenden kötü ve hüzünlü düşünceleri temizliyorum….

Bir de şöyle düşünelim…Ev aldık, artık kendi evimde oturuyorum, ne istersem evime yapabiliyorum…13 senelik komşularımdan ayrıldım derken, tam karşımda, daha ilk günden kırk yıllık dostum gibi olan sevgili Füsun’um var….Herşey için her zaman çok sağol Füsun’cuğum….Oğlum neredeyse benim boyumda oldu, en iyi arkadaşım, sırdaşım, has dostum o benim…Birtanem, aşkım, Cancan’ım, fincan’ım (küçükken Cancan fincan diye severdik …) Annem evde herşeyimi yapıyor, o olmadan ben ne yapıyordum acaba? Annemin dükkanını kapattım, atölyemi devrettim ama çok ilginçtir, çok acı gibi duran bir senaryonun sonunda Pırıl Pırıl!!! bir dost kazandım, bir kız kardeş kazandım, onun sayesinde belki de eskiden olmadığı kadar ECE AYMER oldum, yıllardır bir türlü zaman ayıramadığım için giremediğim internet dünyasına bir girdim, pir girdim…Onun sayesinde blog açtım ve sizleri buldum…Demek ki olaylara bakış açısı nasıl değişebiliyor?Galiba sahip olduklarımla, sevdiklerimle, beni sevenlerle çok sağlıklı güzel bir hayat yaşıyorum…..
Güzel ve özlü sözlere bayılırım..En sevdiğim güzel sözlerden biri ile bu konuyu kapatayım.

“Hayat, biz onu planlamakla meşgülken, aslında…, başımızdan gelip geçenlerdir.”

DSC_0109

Sizleri çok seviyorum…Nacizane bir yılbaşı hediyesi vererek sizleri azıcık heyecanlandırmak ve neşelendirmek istedim… Yukarıdaki, resimdeki bu sevimli cam kavanoz için bana , yani sevgili bloguma bugünden itibaren hepimizi neşelendirecek, keyiflendirecek bir yorum bırakmanız yeterli…Yorum bırakmayı bilemiyorsanız, ece_aymer@hotmail.com‘dan mesaj da yazabilirsiniz. Hergün blogumdan, kuraya dahil olacak isimleri yayınlayacağım…21 Aralık günü KanalB‘de canlı yayında kura çekimi yapacağım ve kurada çıkan sevgili arkadaşımıza hediyesini yılbaşından evvel, yurtiçi kargo ile postalayacağım…. Yurtdışındaki arkadaşlar….Çok özür dileyerek, size postalamam biraz pahalıya mal olacağı için elinize ulaştırmak için karşılıklı bir metod buluruz umarım…….

Çok mutlu, huzurlu, düzenli, başarılı, bol paralı, bol arkadaşlı, tüm sevdiklerinizle birlikte -Muammer Bey’in dediği gibi hoşgörülü, sağlıklı bir hafta diliyorum….