>DERİN HANIMLARA BUYURMAZ MIYDINIZ?

>

Tebrikler İffetin Günlüğü…..

Ne güzel bir duyguymuş, tanımadığım birine hediye vermek…..Eeee, şimdi İffet’in benle haberleşmesini beklemem lazım…Umarım hemen bana adresini yazar da, yılbaşından evvel kendisine hediyemi ulaştırırım….

Hediye işi de bittikten sonra, normal blog hayatıma döneyim ve sizi çok çok güzel bir ev gezmesine davet edeyim dedim.

Sevgili Derin Hanım…
Galiba 5 yıldır tanışıyoruz…Hatırladığım kadarı ile Arcadium Alışveriş Merkezi’nde, yaptığımız bir sergide annemle tanışmışlar…Annemle tanışan bir hanım, hiç kursa yazılmadan ayrılabilir mi sergiden acaba?
Ah, birdakika….Derin Hanım’a döneceğim ama bir dakikalığına annemden, Sevinç Hanım’dan bahsetmem lazım….Şimdi sevgili dostlarım…Hizmet sektöründe verilen bütün kişisel gelişim derslerinde temel kural şudur: (hani bu aralar çok moda ya, “Yaşam Koçluğu Dersleri”……., yaklaşık 20 senedir hizmet sektöründe ve hep çok iyi yerlerde çalıştığım için, o kadar çok “müşteri nasıl iyi hissettirilir” dersi aldım ki….)….nerde kalmıştık, evet, daha iyi bir yaşam, daha iyi hizmet, daha iyi bir insan olmak için temel kural şudur:

Her insana, sanki önlerinde, “Bana kendimi çok iyi hissettir” tabelası asılıymış gibi davranacaksın….

İşte hiç bu gibi kurslara gitmemiş olmasına rağmen, annem bunu hep çok iyi yapan biridir. En karamsar anınızda bile tesadüfen çarşıda, restoranda, markette onun yanına düşerseniz, mutlaka sohbet edecek bir konu bulur ve inanın, karamsarlığı bir kenara atıp gülümseyerek hatta kahkahalar atarak, yolunuza devam edersiniz…O yüzden annemin eline düşmüşseniz, hayatta, kursa yazılmadan sizi bırakmaz…Herşey için çok sağol canım anneciğim….Tabi, aynı evde yaşayınca ve her iki karakter de oldukça baskın olunca bizim evde neler oluyor, varın siz düşünün ama yok, yok….Bu koca dünyada, hep iyiliğimizi isteyen, ne yapsak , onların gözlerinde en iyi, en güzel, en mükemmel, en kahraman olduğumuzu düşünen, bir tek kim var sizce?...Annelerimiz…..

İşte Derin Hanım ve arkadaşları da annemden kurtulamadılar!!! ve kursa yazıldılar….Yazılış o yazılış….. 5 senedir, (yoksa 6 sene mi oldu??)

sevgili Derin hanım,
sevgili Türesin Hanım
sevgili Meltem Hanım sevgili Selda’cık sevgili Defne’cikatölyemizdeki en değerli dostlarımızdan birkaçı….Herşey için çok teşekkürler….

Derin Hanım bizi ” Hoşgeldin 2010″ partisine çağırdı…Nefis yemekler yedik, (ben de “ailenin fotoğrafçısı”), bol bol resim çektim, hep beraber sohbetler ettik……Zaten böyle güzel buluşmalar, böyle özel günler olmasa hayat dümdüz geçip gidiverecek……

Sizi resimlerle ve Derin Hanım’ın güzel evi ile başbaşa bırakıyorum…..

Resimlerdeki ahşap boyamalar, tüm etamin işlemeler, goblenler, porselen boyamalar, Derin Hanım tarafından yapılmıştır.






























































>HELLO LADİES 3

>

Tam ekran yakalama 12.10.2009 212801

Yukarıdaki resmin nasıl yapıldığını anlayabildiniz mi?
Tam ekran yakalama 09.12.2009 200831
Ya bu noel babanın nasıl yapıldığını…….?

Ya da bunların?


Bütün bu resimler birer STENCIL şablonu…Ne kadar güzeller değil mi? Ben bir stencil hastasıyım, herşeyi stencil ile süsleyebilirim…Maalesef Türkiye bu konuda çok kısır…Eskiden Delta markası Türkiye’ye getirilirken meğer ne kadar şanslıymışız…Artık Türkiye’ye hemen hemen hiç güzel stencil gelmiyor, zaten en ucuz ve güzel stencilleri üreten Delta markası da çoktan kapandı…Biz atölye olarak arada yurtdışından stencil istiyoruz ama çok pahalıya mal oluyor…

Mesela aşağıdaki stencil yaklaşık 100$’a mal oluyor…

Yukarıdaki stencili yaklaşık 5 sene evvel Amerika’dan internet aracılığı ile satın aldım ve çeşitli yerlerde kullandık…Hatta Angora Evleri’nde Bilim Teknik dergisinin genel yayın yönetmeninin evindeki banyo dolaplarının tüm kapaklarını bu stencil ile süsledim..Maalesef hiç resim çekmemişim. Ama aynı stencili daha sonra Beyhan kullanmıştı.. Neyse ki, Beyhan’ın dolabının bir resmi var…


Yurdışında fırçaları olsun, yapıştırıcıları, boş kağıtları, stencil kesicileri bile her yerlerde satılıyor..Ahhhh, burada ancak elimizdekilerle yetiniyoruz…Laf aramızda ellerinde o kadar bol imkanlar olsa da, yabancılar bile bizim blogda yaptıklarımıza feci şekilde hayranlar…Atölyemle bir kere daha gurur duyuyorum…

İsterseniz şimdi atölyede yapılan stencil örneklerine bir göz atalım…Dikkatle incelerseniz, aslında 8-9 stencilin etrafında dönüp duruyoruz ama yine de güzel şeyler yapabilmişiz…Siz ne dersiniz?













Gelen mesajlara binlerce kez teşekkürler…


Sevgili Ebru
‘nun dediği gibi (aslında yılbaşı hediyesi benim yaptığım küçücük bir hediye) yorum bırakmanız için hediye vermeme gerek yok, her zaman öyle güzel şeyler yazıyorsunuz ki….Hediye sadece biraz ortamı neşelendirmek ve heyecanlandırmak için keyifli bir vesile…”Sevgili Ebru‘cuğum….., nasıl koltuklarımı kabartan, kalbime yumuşacık dokunan bir söz söylemişsin… “Türkiye’nin Donna Dewberry’si olur musunuz?” diyerek…Bu sözünü uzun zaman unutmayacağım…Güzel yanaklarından çok çok öpüyorum…

Sevgili Zeynepmeltem…..Bana hitaben, “Varlığıyla arkadaşlarının ve blog takipçilerinin hayatına renk katan bu özel insan…”diye başlayan o güzel yazı için seni öpüyorum……Ahh, çok mahçup oluyorum, canım Zeynep‘ciğim, senin ağzından böylesine değerli bir sıfatı duyabilmek için ne yaptım acaba? Çok çok teşekkür ediyorum.

Herkesin ama gerçekten taaaa yüreğimin derininden söylüyorum, herkesin yazdıkları benim için çok çok değerli….

Sevgili Sevgi Saygı, geçenlerde bana muhteşem bir mektup yazmış.”Ece hanım, bizi uzun zaman susuz bırakmayın” demiş (Bu mektubu da uzun zaman unutmayacağım, her canım sıkıldığında açıp derin bir nefes alarak tekrar tekrar okuyorum…Sevgili Sevgi Saygı, sizi de o güzel yanaklarınızdan mutlulukla öpüyorum…Mektuptan öyle etkilendim ki, o şevkle 2-3 gündür, sizleri susuz bırakmamaya çalışıyorum…

Bu gece, yatağımda, üşenmeyip bana yolladığınız güzel mesajlarınız sayesinde aşağıdaki kız gibi uyuyacağım.

Tam ekran yakalama 09.12.2009 222147

Tam 3 saattir blog yazısı yazıyorum…

Tüm sorularınıza yarın cevap vereceğim.

İyi geceler…

Tam ekran yakalama 09.12.2009 220913

>"CEPA ALIŞVERİŞ MERKEZİ "ANILARI

>HAH1510_1B

Her gün acele ile bütün işlerin arasında eve geldiğimde ya da atölyede hanımlarla ders yaparken, iki arada bi derede ne yapıyorum dersiniz? Blogdaki, sizden gelen enfes yorumları ve atolyebeyaz@hotmail.com’a gelen öneri, sipariş ve güzel sözlerinizi okuyorum…Daha sonra ağzım kulaklarımda…, yüzümü bir gülümseme kaplıyor ve çok mutlu bir şekilde günüme devam ediyorum….her gün sizlere cevap yazamasam da, inanın her gün kalbim sizlerde…

Önce yarın sabahki KanalB‘yi hatırlatayım…

Arkadaşlar, bu programın tutulmasını çok istiyorum…Ekim başı programı bitireyim diye düşündüm ama sağolsunlar, Bizbize yapımcıları bir türlü beni bırakmadılar… Ekim itibari ile kurslar başladığı için benim bu proram için bayağı fedakarlık etmem gerekiyor…Mesela program yüzünden, pazartesi sabahları ders isteyenlere maalesef sınıf açamadım…Ayrıca, karşılıksız olarak her hafta sadece yarım saat olan program için tüm atölyece oldukça çok zaman ayırmamız gerekiyor…Her program sonrası Mehtap, Yasemin ve bize yardım eden tüm çok sevdiğimiz arkadaşlarımız yarım kalan objeleri bir sonraki programa hazırlıyor, eğer gerekiyorsa yeni obje tasarlayıp onun alt yapısını boyuyor, fotokopiler çekiliyor, programa götürülecek eşyalar için sepetler hazırlanıyor, neredeyse tüm bir gün bunlarla uğraşılıyor…Ben ise her pazartesi sabahı 6.00 kalkıyorum…Canlı yayın olduğu için KanalB erkenden beni atölyeden alıyor…Programda size gösterebileyim diye, yeni objeleri, boyalı eşyaları yani anlayacağınız her seferinde bir sürü eşyayı sabah o saatte atölyeden KanalB stüdyosuna taşıyorum…Belli bir saat evvelinde orada olmamız gerekiyor, kuaför, makyaj derken program başlıyor…Karşılığında herhangi bir para almıyorum… (çok soran oluyor da!!!) Program bitince de en az yarım saat harcayarak, eşyalarımı toplayıp atölyeye dönüyorum.İşte bu yüzden yaptıklarımıza değsin istiyorum ve programı seyredenlerin artmasını çok arzuluyorum… İstiyorum ki, atölyemize ulaşamayan herkese ahşap ve dekoratif boyama konusunda yardımcı olabileyim, bildiklerimi paylaşabileyim…Sizlerden tek isteğim, ilgilenen herkese, programı bizzat anlatmanız…Böylece bir bakarsınız ileride daha güzel, tek başına programlar yapmaya başlayıp daha çok kişiye ulaşabiliriz….

Her zaman tüm söylediğiniz güzel yorumlar için binlerce teşekkürler….

Öncelikle gelen yorumları hep takip ediyorsanız ve ingilizceniz varsa, yabancı ülkelerden gelen yorumları utlve biraz da hayretle okuyorum… Yaptıklarımızı nasıl beğeniyorlar…Aslında gerçekten realistik düşününce de farkediyorum ki, bizim kadar dekoratif, her evde kullanılabilecek, el emeği ile yapılan bir obje hiçbir yerde yok gibi…Zaten öyle bir şeylere rastladığımda da hemen favori sitelerime ekliyorum ki sizler de haberdar olasınız….Mesela “Mosaic Monday” yorumları muhteşem…Gerçekten bunları öğrencileriniz mi yapıyor diye soruyorlar, bir türlü bu gibi işlerin derste yapılabileceğine inanmıyorlar… Hah, birden aklıma başka şey geldi…Dün Cepa’dayken, stand’da, bendeniz 20.00-22.00 nöbetindeyken şık bir hanım yanaştı -zannederim daha evvelden de etkinliği gezmiş ve bizi incelemiş – bana dedi ki: ” Gerçekten bu ürünler Ankara’da mı yapılıyor, canım doğru söyleyin, bazılarını ithal ediyorsunuz değil mi?” Şaşırdım, gülümsedim. “Gerçekten biz yapıyoruz, hatta bazıları öğrencilerimizin” dedim…Hala pek inanmayarak baktı.. “O zaman siz galiba yurtdışından Ankara’ya yeni taşındınız” dedi…”Hayır ama 20 sene evvel 2 sene İngiltere’de eğitimime devam ettim” dedim ama konuşma hoşuma gitmeye başladı…Bizi çok tebrik etti ama hala inanmayan gözlerle, broşürümüz elinde, yanımdan ayrıldı…

Madem laf döndü dolaştı Cepa’dan açıldı..İşte size Cepa’ya hazırlanış ve Cepa fotoğrafları…

Önce atölyede 2 gün içinde hummalı bir çalışma başladı…
Eksikler hemen tamamlandı….

Gece yarılarına kadar çalışıldı!!!!!
Ve Çarşamba gecesi 23.00 sularında Cepa’ya gidildi…
Sabaha karşı 2.00’ye kadar beklenildi ve yerleşildi…..
Her zamanki gibi en büyük yardımcımız sevgili Münir Ustamız….


Mehtap tutturdu, beni böyle resmedin diye….En nihayet yerleşildi……






En sevgili arkadaşım yine bizimleydi….oğlum CAN…
Galiba broşür dağıtmaktan azıcık sıkılmış!!!!
Atölyemizde yağlı boya resim dersini veren çok sevgili Şükran İstanbullu‘nun enfes bir tablosu….



Sevgili Kurdele Nakışı öğretmenimiz Nihal.
Nihal’in dersinde yapılan muhteşem bir kurdele nakışı tablosu……

Nihal’i boş bulunca atölyede kağıt kestirdiğimizde oluyor tabi…Herşey için teşekkürler sevgili Nihal….
Aaaaa, bende bir aralar kurdele nakışı yapmıştım ve bir sergimizde sergilemiştim….Nerede bakayım o resim?
İşte burada…..
Ve sergide satılmıştı……
Neyse Cepa’ya geri dönelim…

Emeği geçen herkese çok teşekkürler…

Esas tüm Cepa’nın yükünü çeken sevgili Işınsu’ya binlerce kez teşekkürler…Eeeee, böyle güzel bir kız bizi orada temsil etmeliydi değil mi sevgili arkadaşlar…..


>WELCOME TO MOSAIC MONDAY

>Next Monday, it will be “Mosiac Monday”, which is hosted by Mary and Little Red House, and I’m sharing some delicious photos of some blueish objects which my students have created at the workshop during last year…

Sorry…I am posting them from Friday night because I am fully booked on Saturday and Sunday, so I know that I won’t have a single minute to sign on and post something to my blog….

Okay, friends, I can’t wait to see other blogs’ beautiful mosaics….But here are my gorgeous ones!!!

page1


Have some sunny and happy days, my dear bloggers!!!

>SOMETHİNG FOR YOU…SİZLER İÇİN UFAK ŞEYLER…

>
Of course you know that I love red.

Love, love, love RED.

My creation
And of course you know that I love you.

Love, love, love YOU.

So in the spirit of the season, I want to share all these little red things with you…

I am having more and more great friends from my terrific blog…One of them is Serap…She came to visit us from all the way, the other side of Ankara…

Her gün biraz daha blog arkadaşlarım artıyor.Blog takipçim Serap, geçen hafta atölyemizdeydi…İş arası kaçıp taaa Ankara’nın öbür köşesinden bizi ziyarete gelmiş…

The other one is Pınar from Italy…You should know her… Cause almost everyday, she sends so many lovely letters to me…I am never fed up reading her lovely words…
She was in Istanbul last week and look what she has sent to me…She has sent a gorgeous big mug as a present from Istanbul…She is a smart, lovely girl, she knows very well what I love… It has big “red cats” on it!!

Size tanıtmak istediğim diğer sevgili blog takipçim, İtalya’dan Pınar…Hemen hemen hergün bana o güzel yazıları gönderen Pınar geçen hafta İstanbul’daydı ve bana çok güzel bir sürpriz yaparak üstünde kırmızı kediler olan bir fincan gönderdi…Sevgili Pınar, güzel hediyenin ne kadar değerli olduğunu biliyor musun? Çok çok teşekkür ederim, güzel yüzün gibi çok nazik, zarif ve incesin…
So here is my lovely mug…
My creation
YOU are my heart – my precious friends.
Whether you quietly visit my blog and leave without a trace; whether you leave a lovely comment behind or email me personally; however it may be – you are ALL so special to me and I appreciate you VERY much. Thank you!

İster bloguma girip sessizce benim yazılarımı takip ediyor olun, ister bana mesaj atıp kendinizi tanıtmış olun, hepinizi kalpten çoooook seviyorum….Bilmenizi isterim ki hepiniz benim için çooooook özelsiniz…

Pekiiii, görüşmeyeli daha bakalım neler yaptık….Ah….eskiden çok sık yaptığımız ama bu aralar pek fırsat bulamadığımız birşey yaptık…Bir eve dekorasyona gittik….Mehtap, Yasemin ve ben geçen hafta Özlem Hanım’ın mobilyalarını rötuşlamakla meşguldük…Resimler maalesef çok güzel çekilemedi ama yine de sizle paylaşmak istedim…

Let’s see, what else we have done last week…Uppsss, I was gonna forget!!We were on a decoration job which we used to do it very frequently in the last years…Sorry about the quality of the pictures…Even they were not very clear, I wanted to share them with you….







Now, I remembered the house in Çankaya that we decorated 3 years ago… Unfortunately, I have only some few photos from that house…Would you like to see them?







Aslında daha bir sürü güzel dekorasyon işleri yaptık ama maalesef resim çekmemişim…Neyse tekrar atölyemize dönelim…Bakalım bu hafta neler neler yarattık?












We are really having fun at the workshop, we are all together, a very biiiiiggg family…

We are together even at night times!!

Some students are killing themselves…smoking break in the garden, under the heavy rain!!

Şebnem, you are the best of everyone!!

My sweethearts…Yasemin, Mehtap and Beyhan…Are we going to be together forever?

That’s it for today…By the way, at the end!!I have my new main door…I am happy because finally another project according to my home, has been finished successfully…

Bu aralar en favori objem, Beyhan’ın eseri…
Below object is my favorite one, nowadays..Bye everyone…
024


>A SIMPLE GESTURE…

>11

Aslında bugün sıradan bir Perşembe sabahı idi. Her zamanki gibi atölyede Perşembe grubunu bekliyorduk ve yine her zamanki gibi, öğrenciler saat 11 sularında, elleri kolları malzeme dolu olarak geldiler…Derse başladık…Atölyede zaman uçarak geçiyor…Öğle vakti geldi, her an rejim halinde olduğum için tabağıma ufak tefek birşeyler hazırladım ve güneşin tadını çıkarmak üzere bahçeye çıktım. Biraz sonra, sokak kapımızdaki çan şıngırdadı ve bahçeden görebildiğim kadarıyla, elinde kocaman bir papatya buketi ile bir genç hanım girdi. Meraklandım, tabağımı bıraktım ve içeri girdim. Genç hanım beni fark etti ve gülümseyerek bana yöneldi…Sıcacık bir gülümseme ile çiçeği bana uzattı ve heyecanla “Ece hanım, istanbul’dan sadece sizinle tanışmak için Ankara’ya geldim,sizinle en nihayet tanışabildiğime çok çok memnun oldum, bu çiçekler sizin ” dedi……………..

Arkadaşlar, başka size ne söyleyebilirim? Bugün benden mutlusu yok…Günümü böylesine özel bir güne çeviren “Özden’e” minnetarım, duygularımı kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum…Onu sadece dersime davet edebildim, günü birlikte bitirdik… ve böylece onun için de birşeyler yapmış olmanın keyfini çıkardım..Sevgili Özden, mutfak panondaki kıpkırmızı elmalara her baktığında lütfen seni çok sevdiğimi ve senin çok özel olduğunu hatırlar mısın?Çok teşekkür ederim…

This morning, it was just an ordinary day….Actually, I realized later that it was a beautiful day full of sunshine….We were waiting our usual Thursday students at the workshop…They arrived towards 11 am as usual ..As usual we started to discuss some new creations by having a cup of morning tea…
It was our lunch time, I prepared some little snacks for myself and went to the garden to sunbathe while eating my lunch…First I heard the door bell…I saw from the corridor, someone entered to the workshop with a big bunch of daisy flowers…Of course, my eyes got bigger,flowers were gorgeous, so I was curious about her… I left my plate onto the garden table and went inside……At the same time she saw me and approched to me…She was obviously very excited…with a big smile on her face, she said “You are Mrs. Ece, right?”I said “yes?” with a big smile on my face…I got excited as well…She handed the flowers to me and said ” I know you very well from your blog, I came all the way from Istanbul just to meet you, your heart is as beautiful as these daisies..” I was speechless, I blushed from head to toe, I was so honoured, somehow I thought of hugging her…She said again “I really just came to meet you only, I am a great fun of you, my friends in Istanbul and me are reading your blog everyday, we appreciate you everyday and I am so happy by visiting your workshop and breathing the same air with you right now…”….I would never have imagined this adventurous path my blog has taken me on when I first starting blogging just 7 short months ago…

When I first started my blog, I thought it would be merely an extension of my workshop that I could use it only to update my customers about new painted objects and let them know about some of the painting techniques.

But my blog turned into so much more!!! Now, here I am today with many many posts and almost a 17.000 visitors! I never saw that coming when I first started this!
I’ve met the most amazing creative ladies all around the world whom I now call dear friends.

I am sure that most bloggers will understand this! My blog friends are located all around the world and through email, we are as close as friends….

I really love blogging. I love it more than I ever expected to!I’ve met so many wonderful people in bloggerland. All those lovely friends are just in a finger’s reach. Everyone is as close as a post and we stay in touch often through heart felt comments. There is so much beauty out there! It is the same for me… I am followers of a huge amount of bloggers and I love to leave a comment and let them know that I was thinking of them today. Sometimes that’s all a person really needs to hear.In bloggerland, everyone is so positive and kind… I love that it has opened up a new world for me. I love the fact that I can get lost and escape to a beautiful world, even if it is just for a while I love that I can share my life with people who appreciate what I have to give, whether it is a new item we have created that day or a beautiful photo or… just myself.

I love getting to know you through your comments, emails and even meeting some of you in person! I know there are many lurkers out there and I think of you often. Before I was a blogger, I was a lurker. I was reading all the blogs but I was never feeling comfortable leaving a comment. It seemed to me that it was nonsense, who would care my words? But, then I realized the most important vital part is the comments!!because it just wouldn’t be the same without you
So, I just want to say to all my lurkers…PLEASE join in! Leave a comment! I know you are out there! Just say hi!


I love that you came and read all the way through. I love the time we shared together. I love seeing you. I love meeting those of you for the first time today. But most of all, I love wishing that you’ll be back for another visit soon. I’ll be here!No where else in the world do you find a community of people who leave amazing encouraging words on a daily basis for one another. People write from their heart, create from their heart and touch my heart.


Dear Özden,
Thank you visiting me and thank you again for those gorgeous flowers…You were my guest all day at the workshop with open arms and we had a great time together…Of course the best part being together, was creating the beautiful kitchen plaque…I hope it will always bring you “good luck”…Please remember me everytime you look at those fresh red apples!!( you all know, red apples are always my favorite crafty things)…I love you, Özden…


>CAM BOYAMA

>
Bugün sizlere bizim!! cam boyamayı nasıl yaptığımızı anlatmak istiyorum… Bizim diyorum çünkü biliyorsunuz aslında “Cam Boyama” ayrıca bir sanat dalı…Ama biz atölyede öğrendiğimiz teknikleri sert zeminlerin tümünde uygulayabildiğimiz için, aynı şekilde boyamayı camda da, kumaşta da, duvarda da uygulayabiliyoruz…Peki camları nasıl mı boyuyoruz?…

Burada obje olarak kullandıklarımız her yerden satın alabildiğimiz boş camlar… Bu ara herkes kavanozlara sarmış vaziyette. Paşabahçe’nin kavanozları… Metro’da daha ucuz satılıyor. Üçlü set 13 TL…

Kavanozları çok iyi yıkadıktan sonra seçtiğiniz resime uygun bir renk “Enamel” boya ile boyayın. Ben Plaid marka kullanıyorum…Boyarken sünger stencil fırça kullanın. Ne kadar çok boyamanız gerektiğine, objeyi ışığa tutarak karar verin, öyle güzel kapanmış olmalı ki ışığa tuttuğunuzda hiç ışığı yansıtmamalı… Bu arada katlar arasında boyanın çok iyi kurumuş olmasına dikkat edin, yoksa stencil fırçası ile boyayı her sürdüğünüzde alttaki boya kalkar…

Boyama işleminden sonra eğer cam üzerine herhangi başka bir işlem yapacaksak, şimdi o tekniği uygulama sırası…. Burada Şebnem arkadaşım cam kavanozlarına Stencil şablon yardımı ile puantiye yapmak istedi…

Kavanozların hepsine puantiye stencil uygulandı…

Biliyorsunuz, biz atölyede artık neredeyse herşeyi 3 boyutlu çalışır olduk. Aynı şeyi camlara da uygulayabilirsiniz. Bu çalışma için önce Fimo hamurumuzu(işlem bittikten sonra ev tipi turbolu fırında 100 derecede 40 dakika objeyi pişirmeniz gerekir.) ya da Efaplast/light hamurumuzu(pişirmenize gerek yoktur, yaklaşık 3 saat içinde kendi kendine sertleşir.)düzgün bir şekilde merdane yardımı ile yaklaşık2-3mm kalınlığında açıyoruz.

Kestiğimiz resimlere dekopaj tutkalını iyice sürüyoruz ve…

açtığımız hamura yapıştırıyoruz.


Bir kretuar ya da ince maket bıçağı yardımı ile yapıştırdığımız resmin tam kenarından hamurla birlikte kesiyoruz…

Şu şekilde objeye yapıştıracağımız hamurlu resim parçalarımızın tümünü hazırlıyoruz…

Aynı dekopaj tutkalı ile bu sefer hamurlu resim parçalarını tasarladığımız şekilde cam objemizin üzerine yapıştırıyoruz.Hamur biraz kuruduktan sonra eğer pişirmemiz gerekiyorsa pişirme işlemini yapıyoruz… Daha sonra resim olan her kısıma her katı çok iyi kurumak koşulu ile 2 kat dekopaj tutkalı sürüyoruz….Camların üzerine yapıştırdıklarımız dolayıs ile camlara sprey vernik atmayı yeğliyorum. Böylece fırçanın giremediği her yeri verniklemiş oluyoruz…Eğer istenirse vernik aşamasından sonra “sır vernik” ya da “cam vernik” diye adlandırılan son derece koruyuculu başka bir vernik ile vernikleyip işlemi bitiriyoruz…Cam objelerinizi kullanmak istediğiniz taktirde yıkanabilir olmaları gerekir…Sır vernik mükemmel bir koruyucudur…Ama eğer sır vernik sürmeyecekseniz, sprey bir vernik yardımı ile objenizi çok iyi korumanız gerekmektedir.En az 6-7 defa spreylemelisiniz…

Cam Kavanoz örnekleri…







Peki size daha ne anlatayım? İsterseniz biraz öğrenciler arasında gezinelim…







Kendi resimlerimi de koymazsam olmaz…




Bu arada kullandığımız hamurun bazı renkleri Türkiye genelinde tükendi, beyaz gibi…Neden dersiniz acaba? Ankara’da hamur canavarı bir atölye ver galiba? İstediğimiz renge çevirmek için hamurlara renk katmaya başladık ama bu arada ellerimizin hallerini görüyor musunuz? Yasemin’le pek bir eğlendik…



Haydi biraz daha objelere bakalım…




Biraz daha…






















Ben hiç kedisiz ve çiçeksiz blogumu bitirir miyim?…
Atölyenin olduğu sitede çok sevimli bir kedi var, sahipli mi, sahipsiz mi, hiç bilmiyoruz…Bu güzel kedi doğurdu ve kendi gibi çok sevimli yavruları oldu…Yavrulardan birini anneyle yakalayabildim…

Veeee atölyemizin sardunya çiçekleri…Bye bye…