>İLK OLMAK!!!!

>
Biliyorum…….., Kanal B‘den beni takip edenler, bugün neden ekrana çıkmadığımı merak etmişlerdir. Maalesef, program süremiz kısıtlı olduğu için, benim, program sonrası hemen toparlanıp çıkmam gerekiyor, benden sonra, bana ait dekorun olduğu yer bazen gelen diğer konuklar tarafından kullanılıyor.. Bugün, normal koşullarda benim toparlanmama yeten 5 dakika aranın yetemeyeceği bir müzik korosu olduğu için, bir haftalık yerimi onlara bıraktım ama merak etmeyin, haftaya kaldığımız yerden sizlerle birlikteyim. Her zaman önerilerinize açığım…Ekranda yeni birşeyler yapmak istiyorum…Belki sizinde aklınıza birkaç fikir geliyordur…Değişik fikirlerinizi bekliyorum.

Bugün beni çok heyecanlandıran ve keyiflendiren bir “mail” aldım…

Belki bilmiyorsunuzdur diye önce uzun bir açıklama yapmam gerekiyor….Hediyelik ambalaj kağıtları boyutundaki dekopaj kağıtları bir ara Türkiye’de çok kullanılıyordu. En popüler olanı “Finmark”markasıydı…Maalesef bir süre sonra, bu kağıtları ithal eden firma, “Finmark’ı” getirmez olunca bizler de başka kaynaklara yöneldik. Aslında hala internetten erişebilirsiniz. http://www.finmark.com.au


Ay, size web sayfasının adresini kopyalayayım derken, kendimde “Finmark’a” bağlandım ve yarım saattir kağıtlara bakıyorum…Ne anılarım aklıma geldi, ne yapsak acaba?….., Finmark kağıtlardan atölyece tekrar mı istesek?

Neyse konumuza dönelim….Tam hatırlamıyorum, 8 sene olmuştur herhalde…O zamanlar yeni arayışlar içindeyim ve ben her zaman ki gibi internetin başından ayrılmıyorum..Bir gece, dekopaj kağıtları ararken bir siteye girdim. Aman Allahım…..Nasıl güzel kağıtlar bunlar…Nasıl getirteceğim bunları diye diye sabah oldu…Bir italyan sitesi idi ve bildiğiniz üzere italyanlarla anlaşmamıza, hele bir de internetten anlaşmamıza imkan yoktu…( İtalya’daki sevgili Pınar, nasılsın, …seni çok seviyorum……)

Uzun süre bir yöntem bulmaya çalıştım, bu güzel kağıtlara erişmek için…..Sonra aklıma o zamanlar, İstanbul’da Plaid ürünlerinin ana Türkiye distribütörü olan Semih Yener bey geldi…Kendisiyle iş dolayısı ile birkaç defa görüşmüştük ve yeniliklere çok açık olduğunu biliyordum…İstanbul ziyaretlerimden birinde, depodan atölye için alışveriş yaparken, Semih beyin yukarıda çalıştığını öğrendim ve hemen “Calambour” diye bir dekopaj kağıdı bulduğumu aşağıdakilere söyledim ve, “acaba Semih bey araştırabilir mi, getirtebilir mi?” diye rica ettim…Semih bey bilgisayardan hemen önümde internet sayfasına baktırdı…”Evet, gerçekten çok güzelmiş” dedi ve kısa zaman sonra, meşhur “Calambour” kağıtları Türkiye’ye Semih Yener tarafından getirtilmeye başlandı…

Yani arkadaşlar, gizli kahraman benim…

Şaka yapıyorum tabi ki, kahramanlıkla ilgisi yok…Benim için, o an, sadece önemli olan o kağıtlara bir an evvel ulaşmak ve öğrencilerimle kağıtları paylaşma mutluluğunu tatmaktı ve böylece “Calambour” kağıtlarını yıllarca kullandık ve hala da kullanıyoruz.

Ne kadar uzun yazdım, inşallah sıkılmadan hala okumaya devam ediyorsunuzdur…

Gelelim, bugünkü olan güzel olaya!!!!!!!!!

Öğleden sonra, maillerime bakarken, İtalya’dan bir mail aldığımı fark ettim ve meraktan hemen açtım…Ay, hiç tahmin edemezsiniz mailin kimden geldiğini……

“Calambour” kağıtlarının büyük patronundan….

Önce okuduğuma inanamadım, bir daha okudum…İtalyanlar hala aynı İtalyanlar… İngilizce çok feci…Anladığım kadarı ile, maili yardımcısı yazıyor ve diyor ki” Sevgili Ace Hanım (yok, yok yanlış yazmadım, böyle yazmışlar…)Patronumuz, sizin blogunuzu görmüş ve yaptıklarınızı çok beğenmiştir. Calambour kağıtlarının bu kadar güzel örneklerde kullanılmasından gurur duymuştur.Acaba Calambour olarak, bizim yapabileceğimiz birşey var mı?”

İşte budur…Birşey yapmaları gerekmez…Bu mektubu bile almak beni havalara uçurmaya yeterliydi…Cevap olarak, ilk aklıma geleni söyledim, beni çok onore ettiklerini, katalog ve örnek kağıtlar gönderebileceklerini söyledim….Tabi, şimdi akşama doğru aklıma bir sürü fikirler geliyor, hele bir toparlayayım, galiba onlara uzun bir mail daha yazacağım gibi geliyor…..

Calambour’un büyük patronundan olsa gerek, bugün, özellikle bugün, bazı konularda kendimle çok gurur duyuyorum…

Mesela, çöp poşetliği diye kullandığımız uzun duvar kutuları var ya, onu da ilk Türkiye’ye tanıtan benim…Şimdi yazarken bile mutluluk duyuyorum…Neredeyse 10 sene evvel, heyecanla çizdiğim, santimlendirdiğim ve sonradan “çöp poşetliği” diye adlandırdığım bu yeni “şeyi” Münir Usta’ya teslim ettim…Münir Usta yapar yapmaz, aman, atölyede bir tutuldu, bir tutuldu, herkes boyar oldu…İşin kötüsü o zamanlar, tümünü elle boyuyorduk, nasıl zor, nasıl zor….Neyse sonradan “çöp poşetliği”mizi boyamak için daha kolay yöntemler bulduk ta bir nebze rahatladık… Sonradan bütün Türkiye’ye yayıldı, bütün ustalar iz yaptık diye çöp poşetliği üretir oldular…Olsun, ben yine de çok mutluyum…

Yine, böyle güzel bir ürünüm var, “mağaza poşeti”(henüz güzel bir isim bulamadım) şeklindeki yeni çizimim……Yavaştan, yavaştan her yere yayılıyor…

İnanın, çok içten söylüyorum, bunlar bana sadece mutluluk veriyor, kesinlikle “vay, benim çizdiklerimi kopyalamışlar” gibi düşünmüyorum,onları benim yarattığımı, Türkiye’ye benim tanıştırdığımı sadece benim bilmesi bile çok gurur verici…


Aynı gurur verici şeyler, ilk defa benim tarafımdan kullanılan teknikler için de geçerli…Bunların neler olduğunu, dekoratif boyama ile uzun zamandır uğraşanlar eminim biliyorlardır…Bu işe yeni merak salanlar için ise, hangi teknik, kim tarafından yaratılmış, zaten bir önemi yoktur ki..O yüzden tek tek isimlerini yazmayacağım…

Arkadaşlar, sizlerden 100 tane güzel şey duyuyorsam, 2 tane de beni üzen şeyler duyabiliyorum…Her zaman emek harcayan ve verici olan insanları çok takdir eden biri olarak, tabi ki, ben de, harcadığım emeklerin, uykusuz gecelerimin, fiziksel yorgunluğumun karşılığında “aman, biz, o teknikleri zaten daha evvelden de biliyorduk” denmesi yerine, insanca, medeni bir şekilde takdir edilmeyi bekliyorum… Atölyemle, yapılanlarla, sadece manevi kazanç gayesi ile yarattığım bu blog sayfamla gurur duyuyorum ve bazı teknikler çok evvelden bilinse????? bile, ilk defa bu kadar güzel yapıldıklarına eminim…Ne dersiniz?

Sadece kendim için demiyorum….Savunmam, tüm el işi yapan değerli, profesyonel arkadaşlarım için…… Yurtdışında veya sanatsal faaliyetlerini örnek aldığımız Amerika adlı ülkede, yaratıcı ve lider olan insanlar nasıl el üstünde tutuluyorsa ve o insandan sonuna kadar yararlanılıyorsa, gelin, biz de Türkiye’de el işlerine emek veren bunca insanı, yermek yerine, yükseltelim ve onların vericiliklerini artırıp bizde bilgilerinden yararlanalım…

Birbirimizin enerjisini kesmek yerine, farklılaşarak kendimizi ön plana çıkarmaya çalışalım ve kendi alanımızda markalaşmaya çalışalım…

Hazır aklıma gelmişken, geçen haftalardaki İstanbul ziyaretimde beni karşılayan, evinde ağırlayan, her istediğim yere beni götüren, yediren, içiren sevgili Meltem’ciğim’e çok teşekkür ediyorum.Rekabetçi bir dünyada, arkadaşlığımızı uzun zamanlar götüreceğimize inandığım Şermin Hanım’a da çok teşekkür ediyorum… Kendileri, aşağıdaki masal dünyası gibi olan güzel atölyenin sahibi…Yakında el boyaması dersleri ile İstanbul’lularla birlikte olacak….İznini almadığım için telefon veya adres şimdi yazmıyorum ama kendisi ile görüştükten sonra mutlaka buradan tanıtımını yapacağım…

Diğer takdir ettiğim değerli kişi sevgili Filiz Türkocağı.


İstanbul’a ayağımın tozu ile varınca soluğu Filiz Hanım’ın kanaviçe sergisinde aldık…Gerçekten enfesti…Ellerinize sağlık Filiz Hanım…Bu arada hediye gönderdiğiniz “Merhaba Kızı” kanaviçe örneğinize çok çok çok çok teşekkür ediyorum….

Ben, şu an için craft ve boyama konusunda çok emek harcıyorum ve anlayacağınız üzere,
Ece Aymer
ismi meşhur oldukça, maalesef galiba çekememezlikler başlıyor, dedikodular başlıyor, tabi biraz üzülüyorum ama bir süre sonra, bu bana daha da enerji veriyor ve sizler için daha ne yapabilirim diye kafa patlatmaya devam ediyorum…

Müjde vereyim, Türkiye’de yine, yeni bir ilk daha yaratmak üzere çalışmalarıma tam gaz devam ediyorum.Daha detaylı haberler pek yakında…..

Biliyorsunuz, organizasyonların ve şirketlerin yücelttiği ve reklam amaçlı acaip desteklerin verildiği bazı yabancı ünlü craft sanatçıları ülkemize çok büyük paralarla getiriliyorlar…Size birşey itiraf edeyim, yabancıların bana yazıp “Ece Hanım, bu kadar güzel şeyler görmedik, nasıl destek olabiliriz?” gibi güzel tekliflerini, ben, kendim, Türk firmalara bizzat teklif ediyorum…., “Arkadaşlar, beni kullanabilirsiniz, ben Türkiye’deki herkese erişmek istiyorum, buyrun ben ayağınıza geldim” diyorum, kimse kılını kıpırdatmıyor, herkes sadece ticaretini düşünüyor, ne satarım, hangi boyadan daha nasıl kar ederim diye hesaplar yapıyor…Yani,hemen önlerinde, kendi vatandaşlarına daha iyi örnekler sunabilecek biri varken, neredeyse, bizim anaokullarında yapılan craft çalışmalarını, sizin gibi hanımlara öğretmeye çalışan yabancı craft artistleri otel, uçak, yiyecek, gezi vs. masrafları karşılanarak Türkiye’ye getirtiliyor ve ticaret yapılmaya çalışılıyor…

Eeeee, şimdi ben ne yapacağım?, maalesef, yabancı şirketlere yazılar yazıp, destek talebinde bulunacağım…Doğru düşünmüyorum mu arkadaşlar? Bu konuda da önerilerinize, desteklerinize açığım…

Umarım, içinizi karartmamışımdır…

Sizleri çok çok öpüyorum.











>ŞÜKÜR KAVUŞTURANA!

>

Sizi ne çok özledim.

Görüşmeyeli neler oldu, neler….
İffetin Günlüğü bana çok cici hediyeler göndermiş…

Koltuk şeklinde peçetelik..Bebekli lambamın yanına koydum, o kadar yakıştı ki…
Öbürleri de…minyatür yün sepeti ve lavanta kesesi…“Bugün blogda yayınlarım, yok, yarın yayınlarım” derken neredeyse bir ay geçti üzerinden…Artık alıştınız benim gecikmeli cevaplarıma, teşekkürlerime…Umarım kusuruma bakmıyorsunuzdur...Çok çok teşekkür ederim Hasibe Hanım…Beni düşünmeniz beni nasıl gururlandırıyor bir bilseniz…

Avustralya’dan sevgili Kitchen Witch bakın neler yapmış?

“Ece hanim
Hep soru soracak degiliz ya.. Bakin sora sora neler yaptim uzaktan uzaga.. Ilk defa yaptiklarimi begendim. yani %100 basarili degiller tabi ama genede fena olmadi bence.. ne dersiniz.. Ogrencinizle gurur duyuyormusunuz.??
Neler basariyorsunuz gordunuzmu ekranin basinda ve blogdan paylastiklarinizla.. Ben sifirdan baslayan biri olarak herseyi sizden ogrenerek yaptim.. Malzemeleri ya sizden siparis verdim arkadaslarim yolladi yada burda ne bulduysam boyayarak ( bebise ragmen ) kendimi gelistirmeye calistim. Bu benim oldugu kadar sizin de basariniz ..
Tesekkurler
Sevgiler… “


Ellerine sağlık Şebnem’ciğim,
Bayıldım, bayıldım….Bu resimlerden hiç böyle çerçeveler yapmak aklıma gelmemişti.Nefis olmuşlar…Yeni anne olarak bunlara zaman ayırabiliyorsun ya, helal olsun sana…

Biraz kendimi kötü hissediyorum diye, sevgili Filiz Türkocağı, bana bu aralar, arka arkaya, o kadar güzel mesajlar gönderiyor ki…Kendimi nasıl şanslı ve farklı hissediyorum anlatamam…Aşağıda, Filiz Türkocağı’nın zahmet edip bana gönderdiği “Kibrit çöpü” hikayesini hepinizin okumasını, hatta bunu çocuklarınızla da paylaşmanızı isterim…

Geçen haftasonu Alaçatı’daydım. Biliyorsunuz ben dekorasyon işi de yapıyorum ama tabi ancak yaza doğru bu çok sevdiğim işime vakit bulabiliyorum. Şimdi, Alaçatı’da 9 odalı bir butik otelin iç dekorasyon işini aldım…Ne kadar zevkli olduğunu tahmin edersiniz…Otelin sahipleri Candan Bey ve Cemile Hanım bana “İncirli Ev” diye çok cici bir butik otelde yer ayırttırmışlar.Hala aklıma geldikçe Ankara’da ne işim var diye düşünüyorum…

Kaldığımız oda…
Bu güzel mutfakta kahvaltımız hazırlandı.
Sonra da bu güzel bahçede kahvaltımızı yedik.
Ancak orada bir hasta oldum ki…Zaten gitmeden boğazım ağrıyordu fakat uçak, seyahat, hava değişimi, yorgunluk, bahar derken çok kötü hasta oldum..Hevesle planladığımız Alaçatı pazarı gezimizi bile yapamadan yatağa düştüm…Canım oğlum da benimleydi, allaha çok şükür ki benimleydi, odada bana bir güzel baktı ki.Onsuz ne yapardım acaba? Yani aşağıdaki resimlerde, ben,39 derece ateş ile ayakta gülümsemeye çalışıyorum!!!


Aslında Cumartesi sabahı daha iyi idim. Otelin sahipleri ile oteli gezdik, daha sonra Alaçatı’da biraz gezindik.






Herşeye rağmen Alaçatı çok güzeldi.Tabi ki otelin “Asmahan” ‘ın dekorasyon işleri bitince sizlere tüm detayları ile resimleyeceğim.

Bazılarınızın bildiği gibi Pazartesi televizyon programına da katılamadım,, perşembeye kadar atölyeye de gidemedim…

Bakalım atölyede görüşmeyeli neler yapıldı?







































































Kalın Sağlıcakla…

>SHOW AND TELL FRIDAY BY ROMANTIC HOME

>

082

I am joining Cindy at My Romantic Home for show and tell Friday, with this beautiful green kettle…

I found it in a flea market last year and immediately brought it to the workshop and worked my favorite cow picture with modelling clay on it…I didn’t touch the color on it, green color was so lovely and it was distressed naturally!!!

Isn’t it adorable?

Then have a look at the other pictures of it…

080

077

IMG_1394
IMG_1509-1

Thanks so much for stopping by and I hope everyone has a wonderful Springy weekend.

Get out and enjoy the fresh air if the weather permits where you are.

Please drop me a note and let me know you came by.


>FREE DECOUPAGE PICTURES

>

Tam ekran yakalama 06.02.2010 174405

12 Ocak’ta , Rabia Göksaltık, bana mail atmış…Neredeyse bir ay olacak, insan hiç mi hotmaillerine bakıp cevap yazmaz…Yapamamışım demek ki…Rabia’dan utancımdan sorusunu buraya taşıdım..Hem belki verdiğim cevaplar sizleri de ilgilendirir ..

Tam ekran yakalama 06.02.2010 174448

Çok sevgili dostlarım, hotmailim yerine bana blogdan her istediğinizi yazarsanız çok daha sevineceğim. Güzel sözlerinizi de, başkalarının görmesinden son derece mutluluk duyuyorum, hele tekniklerle ilgili sorularınızı buradan cevaplamam herkes için zannederim daha iyi….Şimdi saydım, sabahtan beri hotmailime gelen 22 mesaja cevap yazmışım…Gerçekten bu güzel mesajları blogda görmek isterim…

Gelelim Rabia’nın sorularına……
“Merhaba Ece hanım,
Her gun sizden yeni birşeyler görmeyi umarak blogunuzu açıyorum. Bugun eklediklerinizi gorunce cok mutlu oldum.Yeni çalışmaların hepsi de çok güzel. Herkesin ellerine sağlık.

Ben yine sizi sorularımla birazcık bunaltacagim. Müsait oldugunuz zaman blogtan cevaplarınızı takip ederim.

1. Ekmeklik yaptım. 3 boyutlu ve dekupaj çalışarak. İnanmayacaksanız ama başardım. sizin blogta ve tvde verdiğiniz bilgiler eşliğinde.
Yalnız ekmekliğin içini henüz boyamadım. Akrilik su bazlı boyayla boyadığımda herhangi bir problem yaratır mı? Koku gibi. Yoksa pvc tarzı kağıtlarla kaplama mı yapmalıyım? Cadence su bazlı akrilik boya kullanıyorum.Ve kullanacağım vernik türü ne olmalı? (içine gıda konacağı için)Yine elimde cadence su bazlı vernik var.

Rabiacığım, ellerine sağlık…Eminim, çok güzel olmuştur…Ekmekliğin içini su bazlı boya ile boyarsan hiç kokmaz…Daha sonra da su bazlı vernik atman gerekir…Zaten bu ürünler elinde varmış…Ben Cadence kullanmıyorum ama herhalde diğerlerinden pek farkı yoktur…Yiyecek ile temas edecek her yerde mutlaka su bazlı boya ve su bazlı vernik kullanmamız gerekiyor…Tüm işlemler bittikten sonra da birkaç gün kapaklarını açık bırakıp verniğin iyice kurumsaını beklersek kokusuda kalmayacaktır.

2.Ekteki resimde gordugum deseni maskeleme bantlarıyla mı yaptınız yoksa kumaştan fotokopi mi çekildi? Ben maskeleme bantlarla yapmaya çalıştım oldu ama çok vakit oluyor kolay yolu vardır diye umuyorum. (122-3)Rabiacığım, burada gördüğün ekose deseni bir peçeteye ait…Piyasada puantiyeli, ekoseli, çizgili bir sürü peçete satılıyor. Sende bizim yaptığımız gibi önce peçeteyi tüm olarak objeye yapıştırıp, daha sonra üzerine dilersen yukarıdaki çalışmamız gibi hamurla dekopaj yapıştırabilirsin.

3.Bir de hatırlatma amaçlı size ceviz renkli fiskos sehpamın rengini değiştirmek istediğimi soylemiştim. istediğim rengin resimlerini de gonderdim. O rengi elde etmek için kullanmam gereken teknik ve malzemeler konusunda yardımınızı bekliyorum.
Elimde kapatıcı var sizden aldığım onu fiskosa uyguladım. O resimleri de terkar maile ekledim.
Eveeett, bu renk nasıl yapılır acabaaaaa?????????Eğer boyayacağımız obje koyu renkse mutlaka kapatıcı sürmemiz gerekir..Çünkü burada görünen renk açık renk üzerine uygulanması gereken bir çalışma…Objemizi kapatıcı ile tüm kapattıktan sonra bir kaç gün kurumaya bırakalım. Şimdi, eğer yukarıdaki gibi kaçaağaç türü bir renk istiyorsak, objemizi bütün beyaza boyamamız gerekir…Obje tam bembeyaz olana kadar boyamaya devam edelim. Üstünü yağlı boya ile eskitmeye gelince….Bu gibi eskitmelerde bazı renkleri birbirine karıştırarak istediğimiz her rengi elde edebiliriz.Ben akçaağaç gibi eskitmeyi, “Raw Umber, Van Dyke Brown, Yello Ochre ve White” yağlı boyayı karıştırarak yapıyorum…Kuru kıl fırça ile beyaz boyanmış yüzeye azıcık bu karışımdan alıp iyice yedirmeniz lazım, ta ki yukarıdaki görüntü çıkana kadar…Aslında yağlı boya eskitme farkındaysanız çok blogdan yapmamaya çalışıyorum…Televizyondan daha çok anlatmaya gayret ediyorum çünkü izlenmeden yapılması zor bir teknik…Yağlı boya eskitmemiz bitince iyice kuruması için 4-5 gün bekliyoruz…Daha sonra da 2 kat sentetik vernik atıyoruz.

ilginiz için şimdiden çok teşekkürler
İyi akşamlar
Rabia”

Tam ekran yakalama 06.02.2010 174601

Bu arada söylemeyi unuttum mu acaba? Bu yazımdaki tüm resimler de benden size hediye…..Aslında siz daha çoğunu hakediyorsunuz…Eeeee, ne yapsak o zaman??? Bari tesadüfen bulduğum resim linkini olduğu gibi size armağan edeyim. En aşağıdaki linke tıklayıncanız…Bayılacaksınız….Yorumlarınızı bekliyorum.

Tam ekran yakalama 06.02.2010 172603

Ben, tabi, blog yapmaya başlayınca fotoğrafçılık sitelerini de download ettim ve resimleri yayınlarken, anlayacağınız üzere azıcık üzerlerinde oynayıp daha güzelleştiriyorum ama aşağıdaki linkteki tüm resimleri yapmama zaten zamanım yetmezdi, onun için tesadüfen bulduğum bu linki size olduğu gibi armağan ediyorum….Resimleri güzelleştirmekte artık size kalmış….İyi boyamalar…

(lütfen aşağıdaki linke tıklayınız.)
Yüksek çözünürlü Dekopaj Resimleri

Tam ekran yakalama 06.02.2010 172403

>HELLO SWEET FRIENDS!!!

>DSC_0011

Eveettt, en sonunda Ankara’ya döndüm ve inanın ilk işim, size yazı yazmak oluyor…En son yazımı 11 Ocak’ta yazmışım ve aradan 20 gün geçmiş ama sanki 3 aydır sizlerle görüşmüyorum gibi geliyor….
Neyse, hemen size eski bir sepeti nasıl yenileyebiliriz, adım adım göstermeye başlayayım…

Önce eski bir sepet buluyoruz. Eminim herkesin evinde bir yerlerde eski… kenara, bir köşeye terk edilmiş!! yalnız bir sepet vardır!!!Mesela yukarıda resimde görülen, atölyemizdeki eski kahverengi sepet gibi…..

Sepetimizin güzelce tozunu aldıktan sonra, istediğimiz renk akrilik boya ile boyamaya başlayalım.Boyayı hafif sulandırmamız gerekir, çünkü sepetin aralıklarına ancak o zaman boya ulaşabilir.

Tam boyanın rengi oluşana kadar her katı kurutmak koşulu ile boyamaya devam edelim.
Daha evvelden uygun gördüğümüz peçetenin desenini bir manikür makası yardımı ile keselim.Daha sonra peçetenin 3 katına kadar birbirinden ayıralım. Ayırdığımız en son katı, boyadığımız sepetin üzerine yerleştirelim.

Peçete tutkalı ve ince bir fırça yardımı ile sepetin üzerine yerleştirdiğimiz peçeteyi, üst kısmından yapıştırmaya başlayalım.Her zaman büyük parça peçete yapıştırırken, peçetenin ortasından dış taraflara doğru tutkalı sürerekyapıştırmanıza devam edin. Sepete peçete yapıştırırken, peçetemizi asla germemeliyiz.Sepetin örgüleri arasında boşluklar olduğu için , peçeteyi gerdiğimiz zaman yırtılacaktır. o yüzden peçeteyi sepet örgülerinin arasına hafif tıkıştırarak yapıştırınız.

Her zaman peçete veya resim yapıştırdıktan sonra mutlaka peçete veya resmimizin üzerine en az 2 kat kullandığımız yapıştırıcıdan koruma amaçlı sürelim. Daha sonra da 6-7 kat sprey vernik atarak kullanmaya hazır hale getirelim.

DSC_0006


Unutmayın, aslında, etrafımız bir sürü güzelliklerle ve alternatiflerle dolu…eğer görmeyi biliyorsak!!!
Kalın sağlıcakla….


>15 günlük tatil!!!

>Ah…. biliyorum sizi nasıl ihmal ettiğimi…Bloguma bugün yazarım, yarın yazarım derken kendimi tatilde buldum. Sizleri hiç unutur muyum? Ama inanın, bir süreliğine teknolojiden uzak kalmak insana çok iyi geliyor…Mesela 2 gündür yattığım yerde ne projeler ürettim sizin için bir bilseniz….Emin olun, dönüşte sizlerle birlikte çok daha güzel şeyler yapacağız!!!! Bu yazıyı küçük bir internet cafeden sizlere yazıyorum..Lafı çok uzatmadan 15 gün sönra görüşmek üzere diyorum …Kendinize çok iyi bakın…Sizleri kocaman kocaman kucaklıyorum.


>A HAPPY PLACE-OUR WORKSHOP

>
I am not an arrogant person but I must say that I am a really good creator…It doesn’t matter the subject….I can be creative while cooking, painting, sewing, knitting, preparing school projects for my son or gardening…I don’t like working something ordinary….I like putting my style while doing any kind of decoration.

Aslında kendini beğenmiş biri değilimdir ama her işi yaparken (ne olursa olsun, bahçede, evde, yemekte, alışverişte) yaratıcı olmaya bayılıyorum ve galiba iyi yapıyorum…Daha doğrusu kendime has, başkaları görünce, tereddütsüz “aaa, bunu Ece yapmıştır” denecek bir stil katmaya bayılıyorum…
Öhö Öhö…Bu kadar mütavizilikten sonra , stilimi aktardığım sevgili öğrencilerim, 2009’da neler yapmışlar, bir bakalım mı? Yapılanları, mozaikler halinde size sunmak istedim Çünkü , Little Red House’da”Mosaic Monday“‘e katıldım. Ziyaret ederseniz inanılmaz bir hanımla tanışacaksınız.
Benden söylemesi…

And, of course I am soooo lucky that I can teach my (kind of) style to my students at my workshop…So here are some what they had done in 2009….

By the way, did I tell you that I attended to “Mosaic Monday” of Little Red House? She is a great photographer and I like reading all her stories in her posts...Do not hesitate, go and visit her and say hello….




Ne kadar güzel çalışmalar yapılmış, değil mi? Pekiiiii, bu sene??? Bayramlar, yeni yıllar, haftalar geçiyor..Biz hala atölyede karıncalar, arılar gibi çalışıyoruz…Hem de çok mutlu mutlu çalışıyoruz…Eminim, herkesin o kadar ayrı sıkıntıları, sorunları vardır ki….Güzel olan… herkes…atölyeye girince her derdini unutuyor….Buyrun mutlu, gülen yüzlere….

Well, it was nice to show you some of the projects which we had done in 2009…

How about this year?… Well, well, well….we are still working very hard….and very happily…

Do you want to see some happy faces?
































I love you all, sweethearts…………

Well Ladies, it’s time to go and eat some food…It is really cold tonight…After dinner, all I want is to have a cup of coffee and thank God how lucky I am…. seeing the beautiful side of the world by the help of all those beautiful women ( best friends….students at the workshop…sweet blog friends…)in my life… Thanks so much for stopping by ! I hope you enjoy a wonderful week !

Did you really think that I will finish my post without loading some new projects? Come on….Here are some amazing objects from my great students… Bye again…




















Umarım bunu söylememden bıkmamışınızdır ama ne yapayım sizleri, hepinizi, öğrencilerimi, blog arkadaşlarımı çok çok seviyorum….Evet güzel bayanlar…Galiba çok acıktım…Gidip birşeyler atıştırmam lazım…Bu diyet işi beni mahvetti…

İnanın bana, yemekten sonra, bu soğuk ve romantik gecede, kendime güzel bir kahve yapıp, koltuğuma oturup, battaniyeme sarılıp, kedilerimi kucaklayıp, dışarıyı seyrederken hep Tanrı’ya şükredeceğim…

Hayatıma güzellik ve renk katan herkes….

Şükürler olsun ki,çeşitli vesilelerle karşıma çıkıyorsunuz ve iyi ki varsınız.