>YENİ YIL HEDİYESİ

>

Yılbaşı yaklaşıyor…İnanabiliyor musunuz?
2010 geliyor

Daha dün gibi hatırlıyorum…O zamanlar, eşim Ankara Hilton Oteli’nde çalışıyordu…2000 yılına girince, tüm bilgisayarların 2000 rakamını algılayamayacağı için çökeceğinden korkuluyordu… Hilton’un bilgisayar sisteminin çökmesi ne demek, odalar, bilgiler, tüm eski bütçeler, ödemeler……..Çok vahim durumlar olacak diye 10 gün tüm idari personel otelde yattılar, kalkıp çalıştılar, yılbaşı gecesinin keyfini bile sürememiştik…Tabi ki hiç bir şey olmadı…2000 yılına girdiğimiz zamanki heyecanımızı dün gibi hatırlıyorum…Üzerinden 10 sene geçti…Yok, valla olamaz,inanamıyorum…. tam 10 sene nasıl sanki geçen seneymiş gibi geçiverir? Oğlum 3 yaşındaydı, çok çok sevimliydi….Sevgili Kara’mız, köpeğimiz, evimizin ayrılmaz parçası hayatta ve bizimleydi, Fıstık – onun yerini hiçbir kedinin tutamayacağı-birtanecik dünya tatlısı kedimiz hayatta ve bizimleydi, Tüylü, dünya iyisi, “cool” kedimiz hayatta ve bizimleydi…bambaşka bir evde, kirada oturuyorduk, atölyeyi açalı bir sene olmuştu ama beklediğimden iyi gidiyordu…Sanki herkes benim ahşap boyama atölyesi açmamı beklermiş gibiydi, atölye öğrenci ile dolup taşmıştı.Hatta o yüzden sadece malzeme satışı için anneme dükkan bile açmıştım. Eşim Hilton’da çalışıyordu, şimdiki gibi Afganistan’da değil…Bir aralar çok darda kalınca sattığımız sunroof’lu Ford Mondeo‘muzla nereleri gezmedik, nereleri….Daha sonrasında daha iyi arabalarımız olmasına rağmen hala o arabamız burnumuzda tüter, yaşanan onca güzel günlerden dolayı herhalde…Evet, şimdi oldu işte…..

O zamanki yaşantımız gözümün önüne gelmeye başladıkça 10 sene gerçekten geçmiş gibi oluyor…Şu an demin söylediklerimin ne yazık ki, hiç birisi yok, o çok sevdiğimiz, “ev alsam da komşularımı, Figen’i, Gül’ü, Şennehar Teyze’yi, Veli Amca’yı, Leman Abla’yı, Rana’yı bırakıp başka yere gitmem, yine burada kirada otururum” dediğimiz evimizde değiliz artık…, Neredeyse hergün görüştüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen en iyi arkadaşlarımız Muttalip ve Zeynep, şimdi çoktan boşanmış bir aile ve artık İstanbul’dalar…,annem babam gibi sevdiğim kayınvalidem ve kayınpederimle her haftasonu birlikte olurduk, şimdilerde TV, atölye, dersane, benim annem, ödemeler, tenis, spor, internet, arkadaşlar derken, herşeye koşuşturmaktan ayda bir zor görüşüyoruz… “Kara” yaşlılık dolayısı ile salonumuzun ortasında kalp krizi geçirdi ve öldü, “Fıstık” bir gece gözümüzün önünde sokak köpekleri tarafından parçalandı, keza “Tüylü”‘de öyle……Sorunlar büyüdü, ülkenin ve dünyanın parası azaldı, bizim de…Koşullar yüzünden annem artık bizimle yaşıyor, oğlum ve ben bir süreliğine yalnız kaldık, Hakan artık daha iyi para ödedikleri için Afganistan’da çalışıyor…….
Her kar yağdığında mutlaka kardan adam hemen kapımızın önünde belirirdi. Yapımcılar komşumuz Ali, kızı Irmak, Hakan, Can….

Evimizin kapısı her an açıktı, bir gün bile misafirsiz bahçede oturduğumuz hatırlamıyorum…Bu sene kendimizin bile bahçeye çıkacak zamanımız olmadı…

Canlarım Fıstık ve Cancan, 13 sene boyunca herşeyi ektiğimiz, havuzlar kurduğumuz, ateşler yakıp, şarkılar söylediğimiz, çadır kurup kamp yaptığımız, her bi şeyi denediğimiz eski evimizin arka bahçedeyiz…

Kara, Tüylü ve Hakan…Hayvanları ben çok sevip , eve topluyordum, onlar ise hep Hakan’ın peşinde oldular…….

İnanın, o gece belki 5 dakika boyunca kayınpederim ve Fıstık karşılıklı tavla oynamışlardı….

Herşey çok değişti ve hüzünlü………. gibi geliyor….Ama…..Yok,yok, ne oldu bana bu gece, galiba biraz sizlerle dertleşmek istedim…

Hemen kafamdan ve tüm evrenden kötü ve hüzünlü düşünceleri temizliyorum….

Bir de şöyle düşünelim…Ev aldık, artık kendi evimde oturuyorum, ne istersem evime yapabiliyorum…13 senelik komşularımdan ayrıldım derken, tam karşımda, daha ilk günden kırk yıllık dostum gibi olan sevgili Füsun’um var….Herşey için her zaman çok sağol Füsun’cuğum….Oğlum neredeyse benim boyumda oldu, en iyi arkadaşım, sırdaşım, has dostum o benim…Birtanem, aşkım, Cancan’ım, fincan’ım (küçükken Cancan fincan diye severdik …) Annem evde herşeyimi yapıyor, o olmadan ben ne yapıyordum acaba? Annemin dükkanını kapattım, atölyemi devrettim ama çok ilginçtir, çok acı gibi duran bir senaryonun sonunda Pırıl Pırıl!!! bir dost kazandım, bir kız kardeş kazandım, onun sayesinde belki de eskiden olmadığı kadar ECE AYMER oldum, yıllardır bir türlü zaman ayıramadığım için giremediğim internet dünyasına bir girdim, pir girdim…Onun sayesinde blog açtım ve sizleri buldum…Demek ki olaylara bakış açısı nasıl değişebiliyor?Galiba sahip olduklarımla, sevdiklerimle, beni sevenlerle çok sağlıklı güzel bir hayat yaşıyorum…..
Güzel ve özlü sözlere bayılırım..En sevdiğim güzel sözlerden biri ile bu konuyu kapatayım.

“Hayat, biz onu planlamakla meşgülken, aslında…, başımızdan gelip geçenlerdir.”

DSC_0109

Sizleri çok seviyorum…Nacizane bir yılbaşı hediyesi vererek sizleri azıcık heyecanlandırmak ve neşelendirmek istedim… Yukarıdaki, resimdeki bu sevimli cam kavanoz için bana , yani sevgili bloguma bugünden itibaren hepimizi neşelendirecek, keyiflendirecek bir yorum bırakmanız yeterli…Yorum bırakmayı bilemiyorsanız, ece_aymer@hotmail.com‘dan mesaj da yazabilirsiniz. Hergün blogumdan, kuraya dahil olacak isimleri yayınlayacağım…21 Aralık günü KanalB‘de canlı yayında kura çekimi yapacağım ve kurada çıkan sevgili arkadaşımıza hediyesini yılbaşından evvel, yurtiçi kargo ile postalayacağım…. Yurtdışındaki arkadaşlar….Çok özür dileyerek, size postalamam biraz pahalıya mal olacağı için elinize ulaştırmak için karşılıklı bir metod buluruz umarım…….

Çok mutlu, huzurlu, düzenli, başarılı, bol paralı, bol arkadaşlı, tüm sevdiklerinizle birlikte -Muammer Bey’in dediği gibi hoşgörülü, sağlıklı bir hafta diliyorum….


>HELLO LADİES 1

>DSC_0188

Tanrım ne kadar şanslıyım…Dün nereye baksam sizlerden bana gönderilmiş doğum günü mesajlarınızı gördüm. Blogdan, hotmailden, facebooktan, hatta playlist.com’dan bana ulaşıp mesaj bırakan herkese SONSUZ TEŞEKKÜRLER…Dün telefonuma cevap vermekten ders yapamadım..Umarım cumartesi grubu öğrencilerimizi ihmal etmemişimdir çünkü habire telefondaydım…Sevgili DOLUNAY
(sen nasıl dolu dolu bir kadınsın, yakın arkadaşlarını kıskanıyorum!) kocaman bir kakaolu pasta yapmış…Sabah 6’da kalkmış yapmış..Bir de bu yetmemiş, ben erkenden bakarım diye bloga da doğum günü mesajı bırakmış…Tabi ben gözümü ancak sabah atölyede açtığım için, Dolunay beni dürtünce bloga girdim ve herkesin mesajlarını görmeye başladım. Bir hayli bilgisayarın önünde oturdum ve sizleri düşündüm…Belki çoğunuzun yüzlerini bilemesem de gözümün önüne bir sürü ışıldayan gözlerle bana bakan güzel hanımlar geldi…Yok, yok, valla burası, sizlerle olan blog dünyam, bambaşka bir boyut…Bunu yaşamayanın anlayacağını pek zannetmiyorum…Hepinizi yanaklarınızdan kocaman kocaman öpüyorum….



Yukarıdaki yılbaşı evi nasıl güzel ama…. Ellerine sağlık Gamze…Aslında bu önü pencere ve kapı ile set edilmiş “ekmeklik” diye satılan objeyi hiç sevmiyorum…Gamze’de atölyeye gelip “buna ne yapalım Ece” deyince, bir an kalbim sıkıştı…”Hay Allahım, yine mi bu zor obje karşıma geldi ” dedim…Amaaaaa, sonra…lütfen bir daha bakar mısınız? Nasıl dayanılmaz bir şey oldu….Bazı yerlerini peçete olarak yapıştırdık, bazı yerlerine peçeteden fotokopiler çektik, hamurladık, kar efekti yaptık, işte sonuç dayanılmaz….


Eeee bari hazır atölyede bulaşık yıkarken!!! bende size bir sürpriz……… yapayım………. dedim……… ve yılbaşına doğru yaklaşırken?…………………., bana mesaj yazanlardan?………………… birisine?…………………….. güzel bir “Atölye Beyaz yapımı eşya “?……………………hediye edeyim dedim…

Biliyorsunuz yarın KanalB’deyim. Program esnasında yaptığım objeleri genelde orada bırakıyorum..Yarın gidince…………………. bir gözden geçireyim………………, bakayım…………………….., sizlere layık…………………………………., hediye edilebilecek…………………….. neler var?

E artık, sürprizin detaylarını hafta içi sizlere bildiriririm…
Yukarıdaki resmime baktım da, nedense hep mutfakta çekilen resimlerimi çok beğeniyorum…Allah Allah, ama bakın bir tane daha yayınlayayım, sizde bana hak vereceksiniz…


Nasıl? Haksız mıyım? Yok, bundan sonra resimleri mutfakta çektiriyorum…..

Bir kaç güzel resimle sizlere veda ediyorum,veeee yarın görüşmek üzere diyorum...

( İnanmayacaksınız ama , bu hafta kendimi sizlere adadım, hergün az da olsa bloguma yazacağım…Sürprizin detayları bu hafta burada….)






>FROM MY HEART TO YOURS!!

>Ah, biliyorum ki, artık benim için endişelenmeye başlamıştınız… İnanın, aklım hep sizde olmasına rağmen iş açısından çok yoğun bir ay geçirdim, duygusal olarakta biraz üzgündüm…. çünkü…bizim hani meşhur Pamuk kedimiz var ya, aniden İstanbul dönüşü kayboldu…Oğlumla ben çok üzüldük…Geceleri sokak sokak aradık, hiçbir haber çıkmayınca pes ettik…İnanın canım, onsuz bilgisayarın önüne oturmak istemedi…Neyse ki sonu mutlu bitti. 15-20 gün sonra kendi kendine bağıra bağıra bize bir şeyler anlatarak geldi, üstü başı pislik içinde…Bütün gün susmadan bize birşeyler anlattı…Anladığımız kadarı ile ya bir yerde kapalı kalmış, ya bir yere düşmüş çıkamamış…-Kendisi, şimdi, yine her zamanki gibi karşımda, monitör ile klavyenin arasında yatıyor-… bir de üstüne oğlumun ilk sınavları başlayınca tümden iptal oldum…Ha bu arada da ufak bir kaza atlatıp araba lastiklerini patlatınca zaten son 3 gün iş çıkışı saatlerim, lastikçide!!! geçti…

En nihayet bu pazar oğlumun tenis ve dersane trafiğini annem üstlendi de, ben de sizlere birşeyler yazabiliyorum…

KİM BU ŞİRİN BEBEK?

ÖNCELİKLE SEVGİLİ ŞEBNEM’İ ÇOK ÇOK KUTLUYORUM…DUYMAYANLARA DUYURULUR, AVUSTRALYA’DAKİ KITCHEN WITCH 29 EKİM’DE ANNE OLDU..

A Baby
MAKES LOVE STONGER
DAYS SHORTER,
NIGHTS LONGER,
BANKROLL SMALLER,
HOME HAPPIER,
CLOTHES SHABBIER,
PAST FORGOTTEN,
AND THE FUTURE,
WORTH LIVING FOR…

Ailece nice nice mutlu günlere….

Gelelim İstanbul seyahatime….Çok fazla resim çekememişiz ama yine de gelecekte bir gün , elimizdeki bu resimlere bile bakıp torunlarıma sizleri tek tek anlatmak çok keyifli olacak…


Herkese sonsuz teşekkürler…
























Tabi bu gezinin başmimarları var…Öncelikle ATOLYEBEYAZ’a çok teşekkür ediyorum. Ben yokken bile dersler devam etti. Sevgili Yasemin ve Mehtap sizler Bİ TANESİNİZ…Tabi gizli bir takım kuvvetler de var atölye çatısı altında, onlara da çok çok teşekkür ediyorum…

Sevgili Kübra Hanım, bana hiç düşünmeden atölyesini açtı…Çok teşekkür ediyorum, en yakın zamanda tekrar görüşmek üzere…

Sevgili AHU, seni unuttum sanma…Asıl kahraman işte burda…



Hani derler ya, sehayatte arkadaşını tanırmışsın diye…Valla arkadaşlar, Ahu’nun ne düşündüğünü bilemeyeceğim ama ben, Ahu arkadaşımdan pek bi memnun kaldım…Çok güzel seyahat ettik…Yolda, Sapanca’da gözlemeleri götürdük.

Çoğunlukla arabayı Ahu kullandı…
Yaşasın İSTANBUL!!!

Sonunda Yeniköy’deyiz…Ahu’ların evinden, sitenin manzarası…
Kapıdan girdiğimiz an…

Üstümüzü değişip soluğu İstinye Park’ta aldık…



Akşam “Masa”da arkadaşlarımızla nefis bir gece geçirdik…

Ertesi sabah kahvaltı için caddebostan “Atölye”ye yakın olsun diye Bağdat caddesi Mado’daydık…Köy kahvaltısı süperdi arkadaşlar…Tabi Ahu olduğu için bir kat daha lezzetliydi kahvaltım…Kurs gününü hatırlamıyorum, o kadar güzeldi ki…o kadar dolu doluydu ki, zamanın nasıl geçtiğini, ne zaman akşam olduğunu inanın hatırlamıyorum…

Kurs çıkışı sevgili Meltem’i de…. yanımıza aldık ve akşam yemeğine gittik…Meltem bizi “Godongo” restorant’a götürdü…Yine nefis bir yemek yedik…Tabi neden yemeğim pek bir nefisti? Çünkü bu sefer de Ahu ve Meltem yanımdaydı…

Ertesi sabah hava yağmurlu ve poyraz esmesine rağmen, Yeniköy’de deniz kenarında Ahu ile yine çok güzel bir yerde kahvaltı ettik.
ve Meltem’le buluşup bir gün içinde İstanbul’da ne yapılabilirse yapmaya çalıştık…Son akşamımızı evde geçirmeye karar verip (kararımız çok iyi oldu çünkü Var mısın, Yok musun’da Bruce Willis vardı, çok beğenirim kendisini…) Ahu ile kendimize nefis bir yemek hazırladık ve kırmızı şarap içerek gezimizi kutladık…

2 tane güzel hanımı sizlere tanıtarak İstanbul hikayemi bitirmek istiyorum…

Bir tanesi Saadet hanım ve dükkanı “Düğme” …0 212 2335833’den erişebilirsiniz.Bez bebek yapıyor, esas dükkanı teşvikiye’de..İstinyepark’ta ve Hilton’un içinde de cornershop’ları var…Hayran kaldım…Ellerinize sağlık Saadet hanım…Bir tane bebek, bir tane de abajur aldım. Bebek eve gelebildi ve resmini çekebildim ama abajur KanalB’de dekor olduğu için henüz eve gelemedi, eve getirince onun da resmini mutlaka size göstereceğim…


Öbür atölyeyi, yani Şermin hanım’ın boyama atölyesini bir sonraki yazımda tanıtacağım çünkü kendisi ile bir kere daha görüşmek istiyorum ama kendi gibi atölyesi de harikaydı…Ders vermiyor sadece kendi boyayıp dükkanında satıyor…Nasıl huzur duydum anlatamam.

İşte böyle arkadaşlar……..
Peki, bakalım sizler bizim atölyeyi özlemiş misiniz?



































































Bu arada sıkı bir şekilde yılbaşı hazırlıklarına başladık…








Ne kadar can alıcılar değil mi? Sizde hediye çalışmalarına bir an evvel başlarsanız iyi olur…

Sizlere sevgili eski desen hocamız ELA CİN’in bir yılbaşı kutusu ile veda ediyorum…Tümüyle el boyaması, ne kadar dayanılmaz boyamış değil mi?


>ANKARA MÜZİK VE SANAT BULUŞMASI

>

Merhaba arkadaşlar,
Size Ankara’daki güzel bir etkinliği haber vermek üzere yine karşınızdayım.


“Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Eğitim Kurumları Buluşması”….

Cepa Alışveriş Merkezi’nde bu Perşembe başlıyor, Pazar akşamına kadar devam ediyor…Biz de Atölye Beyaz olarak katılıyoruz…Yerimiz çok güzel…Tam Gloria Jeans cafenin karşısı…Her akşam bir sürü müzik ve dans etkinliği var…

Aşağıdaki etkinlik programını daha rahat okumak için üzerine tıklayabilirsiniz.


Bana göre oldukça eğlenceli ve hareketli geçecek…Biliyorsunuz 1 Ekim tarihi ile atölyede de yeni dönem dersler başladı, onun için ben ancak akşamüstünden itibaren akşamları orada olacağım…Zannederim bol bol müzik dinleyeceğim….Cepa’da görüşmek üzere….


>WELCOME TO MOSAIC MONDAY

>Next Monday, it will be “Mosiac Monday”, which is hosted by Mary and Little Red House, and I’m sharing some delicious photos of some blueish objects which my students have created at the workshop during last year…

Sorry…I am posting them from Friday night because I am fully booked on Saturday and Sunday, so I know that I won’t have a single minute to sign on and post something to my blog….

Okay, friends, I can’t wait to see other blogs’ beautiful mosaics….But here are my gorgeous ones!!!

page1


Have some sunny and happy days, my dear bloggers!!!

>EVİM EVİM GÜZEL EVİM-MY SWEET SWEET HOME

>156-1
Umarım herkes çok iyidir…
Yeni “Merhaba” kızım….Ne kadar sevimli değil mi?
Sevgili Bukeeeettt!!!Nerelerdesin?

Bu şirin kız, Buket’in eseri…. Elceğizleri ile benim için boyamıştı, bendeniz ancak 2 sene sonra onu depodan bulup, taşınırken kırılan yerlerini yapıştırdım, birazcıcık tamamlamalar yaptım, yağlı boya ile eskittim, kumaşlarını yapıştırdım,tellerini taktım, vernikledim, önce atölyede sergiledim ama sonra, onu o kadar çok seviyorum ki, gözümün önünden ayırmamak için, evime götürüp en nihayet duvarıma astım…
Hemen güzel resimlere geçmeden bir tanıtım yapmak istiyorum.

Eski eşyalarınızı yenilediyseniz bu bloga, –“thediyshowoff.blogspot.com”– mutlaka girip link oluşturun, ben de eski bir yazım olmasına rağmen seramik kasemi yenilediğim resimlerimle katıldım.Biraz hatırlatma yapayım mı?
Geçen Aralık ayı idi ve ben yeni yeni blogumu oluşturduğum için çok heyecanlıydım…Ama ne yalan söyleyeyim, şimdi bile eski yüklediğim resimlere bakınca, kendi kendime ne güzel resimler çekmişim diyorum!!!

Güzel resimlere geçmeden bir hatırlatma daha yapayım. Bu pazartesi Kanal B’de beni seyretmeyi unutmayın….

Programda biraz benim lehime çok güzel gelişmeler var.Artık hep 9.00-9.30 arası sadece ben dekoratif boyama göstereceğim, ondan sonra programın diğer konukları ile sohbet başlayacak. Çok iyi oldu çünkü bölük pörçük anlatınca ben de tam ne boyadığıma konsantre olamıyordum. VE DAHA DA GÜZELİ ARTIK HER PAZARTESİ SABAHI SİZLERLE BİRLİKTEYİM….
Her türlü önerinize açığım…Peki o zaman, 28 Eylül, Pazartesi saat 9.00’da, KanalB’de görüşmek üzere…

Eveeetttt, gelelim esas konumuza….

Evim, evim güzel evim.!!!
Hangi “EVİM” den bahsetsem acaba?
Aslında konumuz benim kendi evim ama Eylül ayını başından beri “Evim” dergisi sayesinde o kadar yoğunuz ki, acaba önce ondan mı biraz bahsetsem?

Herkes o kadar güzel şeyler söylüyor, yazıyor, telefon ediyor,mail yolluyor, sipariş veriyor, atölyeye ziyarete geliyor ki, “Evim” dergisine nasıl teşekkür edeceğimizi bilmiyorum…Hele İstanbul’daki “Evim” okuyucuları…Aslında gizli gizli Ankara’da olmaktan da gurur duymuyorum değil hani…Her zaman İstanbul beni cezbeden şehir olmuştur…İstanbul’daki sevgili yeni dostlarımız beni arayıp hayranlıklarını bildirince, neden İstanbul’da olmadığımızdan yakınınca, “hah, diyorum, neyseki güzel birşeyler Ankara’da oldu da, İstanbul’lular da Ankara’ya gelip gitmeyi düşünebiliyorlar…ha ha ha ha…..İnanın İstanbul’daki sevgili yeni dostlarım, size nasıl ulaşabilirim diye bir haftadır planlar kuruyorum…Bakalım yeni günler neler getirecek?

Gelelim benim evime…Konu nedir derseniz, evimde, daha doğrusu oturma odasında bir iki değişiklik yaptım, günlerdir onları size göstermek için resim çekip blogu hazırlıyorum. Malum yazın herkes tatile gittiği için ve kurslar da durduğu için, atölyede maddi durumlar çok elverişli olmayabiliyor…Zaten zorunlu ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra, hobimiz, zevklerimiz için yeterli paramızın olmaması artık herkesin en büyük sıkıntısı…Çok büyük hayallerimi gerçekleştiremiyorum ama bütçemin yettiği herşeyi ufak ufak yapmaya çalışıyorum…Yapılanlar, belki sizlere de ilham verir ne dersiniz?

Bu kırmızı üzerine beyaz puantiyeli saksılığı görünce almamama imkan var mıydı sizce? Tam benim mutfağıma göre yapmışlar…Laura Ashley’den 39.00 lira…Hep gözümün önünde olsun diye kaşık-çatallık yaptım…

Bu tavuk ve horoz arkadaşlar, bir haftadır bizim evdeler…Biliyorsunuz, çiftlik hayvanları ile bozduğum için tavuk, horoz, kaz, inek gördüm mü, keseme uygunsa kaçırmıyorum…İşte bu arkadaşlar da , Mudo’da satılıyor ve çifti 9.95 lira…Ama onlar kısa bir zaman sonra benim yaptığım bir ekmekliğin iki kenar süsü olacaklar…

Bunlar da takımın diğer parçaları…Tepsinin içindeki herşey 90.00 liraya mal oldu…Onları da çok seviyorum…

Bu söz tam bizim eve göre…İnternette bu yazıyı görür görmez, eve bir pano hazırlamaya karar verdim…Çünkü hiçbir zaman derli toplu, düzenli, tertemiz olmayı beceremedim…HA ha ha ha….
Biliyorsunuz, kuş evi koleksiyonu yapıyorum…Bu yaz yeni bir tane eklendi….
Kutuları Paşabahçe’den üçünü birden 39.00 liraya aldım.
Eveeettt, gelelim tepsime…Onu da çok seviyorum…Galiba çok düşünüp, beğenip satın aldığım için her eşyamı çok seviyorum…Bu tepsiyi Mudo’da indirime girmesi için çok bekledim…Sonunda indrimde olduğunu görünce en nihayet benim oldu…Zannederim 70.00 liraydı. Metal, eskitme yapılmış…

Abajurlarım yoktu…Eski atölyenin abajurunu antreye taktım…Gövdesi Posta caddesinden alınma…Siyah , kafaları cam bir abajurdu… Galiba 35 liraya almıştım. Tabi en az 5 sene oluyor…Krem rengine boyandı, Ayrancı Gülşen Avize’de Çıkrıkçılar yokuşu’ndan 6 liraya metresini aldığım kumaşlardan tanesi 20 liraya yeni kafalar yaptırdım. Bu güzel abajur ortaya çıkmıştı…
Yemek masasının üzerine aylardır güzel bir abajur arıyordum ve Mustafa Kemal Mahallesinde Nova diye bir abajurcu da bu abajura hayran kaldım…Sonra birgün Aygün’e kahve içmeye gittiğimde aynı abajuru mutfağında görünce iyice beğendiğime karar verip hemen gittim, satın aldım…350.00 lira…
Bari mutfağımdaki çilekli abajurumun da hatrı kalmasın, o benim ilk göz ağrım…Aynı antredeki gibi seneler evvel kendileri baştan yaratılmıştı….
Şimdi bu kediye iyi bakınız….

Kendisi yaklaşık 19 sene evvel İngiltere’den okul bitince benle birlikte döndü…Onu çok seviyorum…Metal üzerine el boyaması….İngiltere’den dönerken neler taşıdım, neler…O zamanlar annemler Mersin’de oturuyorlardı. Pahalı olacak diye İngiltere’de koli hazırladım ve postaneye verdim.3^ay sonra Türkiye’ye elime ulaştı. Kocaman 5 koli…Mersin’de postaneden kolileri alınca annem düşüp bayılıyordu…Çünkü içlerinden yünler, etaminler, dergiler, yani anlayacağınız elişi ile ilgili ne kadar ıvır zıvır varsa çıktı…Tam 19 sene evvel….Meğerse o zamanlardan meraklıymışım böyle şeylere…

Bu mutfak havluluğunu da Bristol’da nefis bir mağazadan almıştım…Sevgili Güney Afrika’lı arkadaşım Fleur’ü ziyarete gitmiştim.Hala mağaza gözümün önünde, herşey o kadar güzeldi ki, neye bakacağımı şaşırmıştım…

Onu çok seviyorum, iyi ki almışım.

Geldik en sevdiğim 2 parçaya…Bu sene atölyede “Country Boyama” diye bir ders koydum…Nedir bu ders derseniz…., işte aşağıdaki çelenk gibi tamamiyle country şekiller kesip, bir araya getirip yeni bir obje yaratacamız bir ders…Tabi önce örnekler yapmamız gerekiyordu ki, insanlarda ne olduğunu görüp heveslensin…Eeeee, ilk yaptığım örneği de çok sevince kendim kullanayım bari dedim…

Geçen ay, çok ilginç bir şey oldu…İlk bu eve taşınırken, ustamız Münir Usta’ya mutfağa girerken sol duvara bir ayna istediğimii söyledim, hatta aşağıdaki aynaya çok benzer bir ayna şeklini çizdim, eline verdim. Çıkan fiyat karşılayacağım gibi değildi…”Dur bakalım, Münir Usta, sonra yaparız” dedik ve bıraktık. Geçen ay Ahu ve ben özgürlüğümüz tadını çıkarmak için gece gündüz sokaklarda, çarşılarda gezerken, gece saat 10’a 10 kala Mudo’da bu aynayı gördük ve mobilyaların indirimde olduğunu öğrenince fiyatını sorduk…Orada bulduğumuz sallanan koltukta oturup, yaklaşık 20 dakika bekledikten sonra 1.250.00 den 640.00 liraya indiğini öğrendik. Hiç kaçırır mıyım? Bir de 10 ay taksit yaptılar, ayda 64 lira ödeyerek neredeyse 1 sene evvel çizip Münir Usta’nın eline verdiğim hayalimdeki aynaya kavuştum.

İşte yaz boyunca, oturma odamda ancak bunları yapabildim…Diğer herşey aynı….Zaten çok yoğun bir sezona giriyoruz..Hem param kalmadığı için hem de yoğun olacağımız için çarşı faslını bir süreliğine kapatmış bulunuyorum arkadaşlar….


Sevgili kedilerimi özlediniz mi?
Batman’imiz biraz hasta bu aralar ama yine de eşyaların tepesinde gezmeye bayılıyor!

Böyle uzun, kırbaç gibi kuyruk gördünüz mü? Çok komik bir kedi, kuyruğu bile uzun ve komik!
Ya bu arkadaşa ne demeli? Yatmak için evde başka yer kalmıyor, salonda benim çilekli el boyaması kasenin içine kıvrılıyor ve yatıyor. Bunların hepsi çok komikler!!


SİZLERİ ÇOK SEVİYORUM, EN GÜZEL GÜNLERİ DİLİYORUM……
Bir dahaki sefere kadar hoşçakalın, sağlıcakla kalın……..


>Another Monday morning on TV!!

>


İşte yine Pazartesi günü geldi!
Umarım, yarın sabah çok işiniz olmaz da, beni Kanal B‘de seyretmeye vakit bulabilirsiniz… http://www.kanalb.com.tr/canli.php ..Bu adresten internet aracılığı ile de canlı olarak “Bizbize” programını seyredebilirsiniz. Sabah 9’dan 10.30’a kadar sizlerleyim…… Belki aşağıdaki şık mavi masa örtüsü, beni seyretmeniz için sizi teşvik edebilir…

Eveeeet, sakın şaşırmayın, televizyonda, yıkanabilir şekilde peçete yapıştırarak nasıl kendimize masa örtüleri yapabiliriz, sizlere bu konuyu aktarmaya çalışacağım..Örtümüzün henüz ütüsü yapılmadan resmi çekildi. Çünkü peçete yapıştırıldıktan sonra en az 72 saat kuruması gerekiyor da!! Artık kusuruna bakmayacaksınız!!

.
Bu arada, “Evim” dergisi eylül sayısında atölyemize KOCAMAN KOCAMAN iki sayfa ayırmış, çok bi güzel olmuş, birazdan sayfa yazısını yazmam ve sevgili Sevda Barandır Hanım‘a 12’sinden evvel de bu yazıyı ulaştırmam lazım. Yani çok çalışmamız lazım, çoook…

………………………….Sizleri seviyorum…………..